Tabiatla kavga etmeye başladığınız an, ona saygı duymadan, onu okşamadan, onun ürünlerinden edeplice faydalanmadan yaşamaya başladığınız an, tabiat sizden çok fena intikam alır
Çok açık ki gençlerin kabiliyetlerini keşfedip kendilerine ona göre yön vermeleri gerekiyor. Bu da başkalarına, kimin ne yaptığına, nasıl başarılı olduğuna bakılarak icra edilen bir şey değildir. Çünkü motivasyonunuzun reklama, günün modasına ya da paraya değil, doğrudan doğruya içinizdeki yaratıcı periye uyması gerekir.
Beyaz geceler Dostoyevski'nin 1848’de yayımladığı naif bir aşk öyküsüdür. Rus edebiyatının ünlü yazarı olan Dostoyevski karakterleri, insanların iç dünyalarını ve ruh hallerini ustalıkla anlatmaktadır.
Hayatta hep mutlu olursam hayalini kuracak neyim kalır? Sözünü söyleyen Dostoyevski bu öyküsünde de oldukça hayalperest bir kişiliğe sahip olan genç kahramanın, gecelerin birinde tesadüfen Nastenka ile tanışmasını konu alır. Kendisi gibi yalnız olan Nastenka ile dört beyaz gece de birbirleriyle kurdukları bağı ve içsel çatışmaları anlatmaktadır.
Ah! Nastenka, Nastenka! Bir bilseydin şimdi nasıl bir yalnızlık içindeyim! Bunu diyen kahramanımız dördüncü ve son beyaz gece de Nastenka'ya hislerini açıklar. Hayalperest olan genç adamın hayallerinde ki gibi olmaz , tekrar eski sıkıcı yaşamına geri döner.
Çoğu insanın yol açmaya cesareti yoktur. Ya sağa döner ya sola; üçüncü bir yoldan yürümek istemez. Hep hazır yola sapmaya çalışır. Kendi taş yolunu döşeme gayretini bir türlü sarf etmez. Bu bir cüret, cesaret meselesidir. Ama şunu bilin ki azizim, hayatta ancak kendi fillerini Alp Dağı’ndan aşıran, aşırmayı düşleyen insanlar başarılı olur.