Kitabı az önce bitirdim ve uzun bir süre üzerine düşünmeye devam edeceğim gibi hissediyorum. Bu hissim şundan kaynaklanıyor ki, okurken kendi günlüğümdeki cümlelere çok benzer söylemlerle karşılaştım kitap boyunca. Bir kitabın kapağına adımı yazdırabilme şansım olsa o kitap bu olurdu. Türk bir yazarın yazmış olduğu en sevdiğim kitap olarak yer edindi kitaplığımda. Tarık Tufan’ın tüm kitaplarını okumak istiyorum, bu okumuş olduğum ilk kitabı olmasına rağmen. Kitaba dair sevdiğim spesifik şeyler elbette var; olayların bir yere bağlanmamasını hatta tam olarak gerçekleşen net olaylar olmamasını, yer yer farklı karakterlerin gözünden bakmamızı, hayat ve işsel yolculuk bağlamında üzerine düşünülmüş derin cümleler içermesini çok sevdim diyebilirim. Altını çizdiğim çok fazla cümle oldu hatta cümle demek haksızlık sayılabilir paragraflarca çizdim sayfaları. Tam olarak son zamanlarda hissettiğim şeyleri yansıtıyordu bir yandan da. İki gündür sabah yürüyüşlerimde oturup güneşin altında okuyarak bitirdim, o anlarla da bütünleşti benim için. Çok çok özel bir yeri olacak bende ve biliyorum ki kaybolduğumda hep bu altı çizilmiş cümlelerin arasında bulacağım kendimi.