ÖNCE “L”, SONRA “İLL”
Başka bir ifadeyle, Efendimiz (sav), İsra / Kudüs Yolculuğu’nda, “Lâ” demiş, bütün beşerî ve dünyevî putları elinin tersiyle itmiş ve yeniden doğuş’un formülünü vermişti; Mirac Yolculuğu’nda ise, insanın nereye ve nasıl yönelebileceğine işaret etmiş, “İllâ” demiş yani “yalnızca O’na” yönelinebileceğini göstermiş, O’na yükselmiş ve yenilenerek doğruluş’un yüce formülünü ilan etmişti.
Önce “Lâ” / “Hayır!” diyerek bütün putları reddedeceksin ve ayartıcı mülk âlemi’ni terkedeceksin ki, yeniden doğuş gerçekleşsin... Melekût âlemi’ne açılan kapılar, sonuna kadar önüne serilsin!
Sonra, “İllâ” / “Yalnızca O’na!” yönelmek imkân dâhiline girsin, insan, zaman-mekân sınırlarını aşsın, İlâhî Kaynak’a ulaşsın, orada yunsun, yıkansın, arınsın ve yenilenerek doğrulsun, melekût âleminden devşirilen leziz ve diriltici meyveleri bütün insanlığa sunsun, insanlığa ve varlığa hakikat aşısı yapsın.
Göz, “emperyalist”tir; tahakküm kurar.
Kalp, gözün tahakküm kurma oyununu bozar.
GÖZ SINIRLAR, KALP SINIRLARI YIKAR.
Göz, göstererek anlamı sınırlar; kalp gizleyerek anlamı açar, ışık saçar...
Erlik, yiğitlik nurlarının madeni sendedir, sende. Gizli gizli daha nice ruh halleri var sende.
Tanıyıp anlayış sende, hüner sende hakikât sende.
Baksan görürsün ki yer de, gök de, cehennem de, cennet de sende, kürsî de sende, melek de elbet sendedir sende.
Kendine bir hoşça bak, alemin özüsün sen, varlıkların gözbebeği olan insansın sen.