Seda

Seda
@sedayuzlu
İşçi sınıfı ona tahakküm eden, tabiatını bozan takıntıyı gönlünden sokup atarak, o müthiş gücüyle ayağa kalksa ve kapitalist sömürü haklarından başka bir şey olmayan İnsan Hakları'nı, sefalet hakkından başka bir şey olmayan Çalışma Hakkı'nı talep edeceğine, insanların günde üç saatten fazla çalışmasını yasaklayan bükülmez bir yasa şekillendirseydi, yeryüzü, şu yaşlı yeryüzü neşeyle ürpererek içinde yeni evrenin sıçradığını hissederdi... Ama böyle yiğitçe bir karar, kapitalist ahlak tarafından yozlastırılmış bir proletaryadan nasıl beklenir ki
Sayfa 36·Kitabı okudu
Reklam
"Feminizmin kendisi hiçbir zaman özerk bir hareket olmadı. Kısmen siyasetçilerin elinde bir araç, kısmen de daha derin bir toplumsal dramı yansıtan bir gölge olay oldu. Kadınlar hiçbir zaman ayrı bir kast oluşturmadilar. Doğrusu tarihte bir cinsiyet olarak rol oynamak peşinde olmadı kadınlar. Kadının ten olarak, yaşam olarak, içkinlik veya Başka olarak yükselmesini isteyen öğretiler, kadınların taleplerini hiçbir şekilde dile getirmeyen eril ideolojilerdir. Kadınların çoğunluğu, hiçbir eyleme girişmeden yazgılarina teslim olur; değişmeye çalışanlar ise kendi tikelliklerine kapanıp onu Muzaffer kılmayı değil, onu aşmayı istemişlerdir. Dünyanın gidişatına müdahale ettiklerinde bu, erkeklerle uyum içinde, eril bakış açılarıyla olmuştur."
Sayfa 166·Kitabı okudu
Aşk; birine yönelik böylesi bir kaygı nöbetinden, onu tutabilecek miyim yoksa kaçıp gidecek mi belirsizliğinden doğunca kendisini yaratan o altüst oluşun izini taşır, o kişiyi düşündüğümüzde o ana dek gözümüzde canlananların pek azı kalır aklımızda.
Sayfa 17·Kitabı okudu
Gerçekte Zeus köle, Prometheus özgürdür. Bu özgürlüğü Prometheus nasıl ele geçirmiştir? Burada efsaneyi bir kenara itip, kendi çağımızın egemenlik kavgalarına bakabiliriz: Yönetimi ele geçirmiş nice iktidar sahibi kişi ya da partiler vardır ki, karşılarına dikilip direnen tek tük düşünce sahiplerini susturup, yok edebileceklerini sanırlar, oysa sonuç umduklarının tersine çıkar: iktidar sahipleri devrilir gider, düşünce sahipleri yener ve kalır. İnsan toplumunun bu değişmez yasasının bilincine varan Aiskhylos onu Prometheus diye efsanelik kişinin ağzından bildiriyor bize: Akıl gücü kaba güçten üstündür, düşünceye gem vurulamaz, özgür düşünce tutuklanmaz, susturulamaz, alt edilemez, olaylar nasıl gelişirse gelişsin, gelecekte egemenlik kaba kuvvetin değil, özgür düşüncenindir.
Bir kez sevmiş olan ve hâlâ sevmeye devam eden insan, kendini sevmeye uygun hale getirmenin ne kadar zor olduğunu bilir. İşte acı içinde bir daha kolay kolay tekrarlanmayacağını düşündüğün şey, bu sevme çabasıdır.
Sayfa 122·Kitabı okudu
Reklam
Reklam