İçimde, mevsimsiz bir dökülme ihtiyacı kıpırdandı. Batmamak için ağırlıklarımdan kurtulma arzusu. Ya da belki gerçeği gizleyemeyecek kadar yorgundum sadece.
Tuhaf şey, kıyametinizin yaklaştığını bildiğinizde bütün anlar kıyamete biniyor, hiçbirini ziyan etmek istemiyorsunuz. Ama sonra ölüm yine ırak olduğu varsayılan meçhul bir vakte ertelenince, tek yaptığınız, hızla tüketirseniz çok arzu edeceğiniz bir yere ulaşacakmışsınız gibi, günleri bozuk para misali harcamaya çalışmak oluyor. Varacağınız istasyonun boyunuza göre kazılmış bir çukur olduğunu unutup, süratle eritmeye bakıyorsunuz zamanı.
Ona baktıkça nedensiz bir üzüntü kaplamıştı içimi. Nedensiz üzüntünün ayağı siz çocukken alışır kapınıza. Bir kere yüz verip buyur edenin, dost bilip eşikten geçirenin vay haline, vay ömrüne!