Sedef ARSLAN

Sedef ARSLAN
@sedefarslan
Türkçe Öğretmeni
Doktora
269 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı
Kalbimin tam ortasında, yılların köhneliğine yenik düşmüş iki kelimeyken Geçen zamanla benden geçip gitmeyi tercih etmiş olansın Sahi? Gerçekten o karanlığa “evet” dedin mi? Bir aydınlık bulma umuduyla, O boşluğu doldurmak adına, İki hecelik o kelimeye sığındın mı?
Şiir
“Bütün dünya benim olsa gamım gitmez nedendir bu Ta ezelden gam turabıyla yoğrulmuş bir bedendir bu Gelen gider, giden gelmez iki kapılı handır bu Sakın insafı terk etme makam-ı imtihandır bu”
Şiir
An...
Hakikaten bizler, başarıya ulaşma yolunda doğrudan sonuç odaklı mı düşünüyorduk? Sonuca odaklandığımız için daima andan kopuyor ve istikrarı kayıp mı ediyorduk? Bugüne değin yaşadığım başarısızlıklar hatrıma geldi bir bir. Çoğunluğunda durum böyleydi. Bana kalırsa bunun sebebi fazla çaba göstermeksizin, doğrudan yahut dolaylı olarak elde ettiklerimiz. İçine doğduğumuz bilim çağı ile birlikte son yıllarda teknolojide yaşanan hızlı gelişmeler ne yazık ki insanlık için ulaşılması zahmetli olanı ve çaba gerektireni, kolay ve en hızlı şekilde ulaşılabilir kılıyor. Böyle bir sistemin içinde yavaş kalmamak, hayatın hemen her alanında hızlı yaşamak ve kolay yoldan hızlı sonuç alınan başarılar elde etmek gerekli görülüyor. Fakat unutulan bir husus var ki; sonuca bir an evvel varabilmek adına ne kadar hızla yaşanılırsa o kadar hızla tüketiliyor, tükeniliyor. Durup sorguluyor ve “başarma”nın tadına anda öğrenerek varıyor olmanın hiçbir ehemmiyeti kalmıyor. Bu noktada yaşantılananların ve dolayısıyla süreç içerisinde gelişim göstermenin manası, derinliği yitip gidiveriyor diye düşünüyorum. Bilmem, yanılıyor muyum? Belki de durup düşünmek gerek, kimsenin henüz buna vakti yokken… Ne dersiniz?
Düşünce
Geçtiğimiz yolları arıyor gözüm yine Sanırım şehir uzakta kalıyor
Müzik
Hayat sizi yıllar boyu farklı kıyılara vuracak, bugünden tahminine imkan dahi bulamayacağınız. Günlerin, ayların ve yılların geçişinde evrilmek kaçınılamayacak bir gerçek olacak. Fakat… Geçirilen onca zamanın ardından içinizde tek bir “ah” kalacak mı? Yaşanması mümkünken yaşanamayanlar, söylenmesi lazım gelen anlarda sonu gelmeyen susuşların içinizde bırakacağı yüksek volümlü sesler… Gitmek zamanı geldiğinde tek bir adım dahi atamayışlar… Belki günün sonunda çevrenizi oluşturan insanlar, ağaçlar, yollar, mekanlar değişiyor olacak. Ancak siz hep aynı yörünge içerisinde benzer kararlar vererek bilinen sonuca ulaşma gayretinde mi olacaksınız? Belki de durup düşünmek gerek, henüz yetişebileceğimiz o vakte sahipken.
Düşünce