Hakikaten bizler, başarıya ulaşma yolunda doğrudan sonuç odaklı mı düşünüyorduk? Sonuca odaklandığımız için daima andan kopuyor ve istikrarı kayıp mı ediyorduk? Bugüne değin yaşadığım başarısızlıklar hatrıma geldi bir bir. Çoğunluğunda durum böyleydi. Bana kalırsa bunun sebebi fazla çaba göstermeksizin, doğrudan yahut dolaylı olarak elde ettiklerimiz. İçine doğduğumuz bilim çağı ile birlikte son yıllarda teknolojide yaşanan hızlı gelişmeler ne yazık ki insanlık için ulaşılması zahmetli olanı ve çaba gerektireni, kolay ve en hızlı şekilde ulaşılabilir kılıyor. Böyle bir sistemin içinde yavaş kalmamak, hayatın hemen her alanında hızlı yaşamak ve kolay yoldan hızlı sonuç alınan başarılar elde etmek gerekli görülüyor. Fakat unutulan bir husus var ki; sonuca bir an evvel varabilmek adına ne kadar hızla yaşanılırsa o kadar hızla tüketiliyor, tükeniliyor. Durup sorguluyor ve “başarma”nın tadına anda öğrenerek varıyor olmanın hiçbir ehemmiyeti kalmıyor. Bu noktada yaşantılananların ve dolayısıyla süreç içerisinde gelişim göstermenin manası, derinliği yitip gidiveriyor diye düşünüyorum. Bilmem, yanılıyor muyum?
Belki de durup düşünmek gerek, kimsenin henüz buna vakti yokken…
Ne dersiniz?