Hiçbir zaman, tam anlamıyla "sonra" olmaz. Hiçbir zaman, tam anlamıyla oturup konuşulmaz. Sanki bize sonsuz bir hayat bağışlanmış gibi yaşayıp, zamanı hoyratça harcar, tüketiriz. Ve öyle bir geçer zaman ki, günün birinde oturmaya, konuşmaya karar verseniz bile, bir de bakarsınız ki, ya konuşacak kimse kalmamış, ya da konuşulacak şeyin anlamı kalmamış. Geçip giden bir ömrün arkasından el sallarız.