Cezmi şeker, bir alıntı ekledi.
22 saat önce

".. Kemalizmi, Atatürk ikonolojisinden, Atatürk kültünden bağımsız ele almak zordur. İdeolojik söylem kavramının sadece sözlere/metinlere atıfta bulunmadığını, imgelerin dilini de içerdiğini unutmayalım. Atatürk imgesinin omnipresent yani her yerde hazır ve nazır oluşu, başlı başına bir şey söyler. Atatürk imgesinin kutsal görülmesi de bir şey söyler. (Ayrıca, bu kutsallaştırıcı muamelenin aktarılan iki örnekteki gibi komik ve grotesk biçimler alması da bize bir şey söyler!)

1930'lu yıllarda M. Kemal'in adına iliştirilen metafizik sıfatlar, onun üzerinde dinsel bir hale oluşturur. Kemalizmi doktrinleştirme gayretine girenlerden biri, Ankara milletvekili Şeref Aykut (1874-1939), Kamâlizm kitabında ( 1936) sistemli olarak Kamâlizm dininden söz eder: "Yalnız yaşamak dinini aşılayan ve bütün prensiplerini ekonomik temeller üzerine kuran bir din"dir bu. Kemalettin Kamu'nun ( 1901-1948) son dizeleri çok bilinen manzumesi, M. Kemal'i dine rakip çıkartır: "Ebedi bir güneşle burada doğdu Gazi/Yaprak yığını gibi burada yandı mazi/Burada erdi Musa/Buradan uçtu Isa/Bülbül burada varsa/Hürriyet için öter/Şehit kanı buranın/Yapraklarında tüter/Ne örümcek ne yosun/Ne mucize ne füsun/Kabe Arabın olsun/Çankaya bize yeter."2 1930'ların politik kasidelerinde, Atatürk'ü dinin/ tanrının/peygamberin yerine koymak adettendir: "Her şey O'dur/O her şeydir (. .. ) Elimize yüzümüze/Gönlümüzü özümüze kapıyoruz/Biz sana tapıyo-ruz!" (Aka Gündüz), "Tanrı, peygamber diye nedir, kimdir bilmeden/Taptığımız ne varsa, hepsi ondan şekil aldı" (Faruk Nafiz Çamlıbel). Edip Ayel'in "İnsanlar ölür, Türk'e ilah olan er ölmez" mısrasında ayan hale geldiği üzere, Türklüğe mahsus bir tanrısallık atfı vardır burada. Daha yaygın eğilim, İslami: kutsiyet alametlerinin M. Kemal'e uyarlanmasıdır. Reşit Galip (1893-1934 ), Atatürk'ün makamını Milli Kabe diye tanımlar. En hamarat kaside yazan Behçet Kemal Çağlar (1908-1969) varlığımızın Gazi'nin varlığında erimesinden, onunla bir olmasından söz ederken, lslami tasavvufi terimi uyarlar: "Fena-fil Gazi olmak" ... Onun Atatürk manzumelerinde dini: terimler kol gezer: "Kartal olsam köşkünü her akşam tavaf etsem", "Doğrudan doğruya dönüp senin kabene", 'Tam sustuğun gün kıyamet oldu/Tam konuştuğun günse mahşerdi/Rab, gökte 'Dinleyin' dedi meleklerine ... " Ankaralı Aşık Ömer adıyla 1942'de Atatürk Mevlidi yazmıştır. nakaratı: "Gel dilersiz bulasız od'dan necat/Atatürk'e Atatürk'e essellat." "Atatürk'e tekbir"i de vardır:
"Atatürk ekber! Atatürk ekber! Ancak o var: Atatürk !/Evliya odur, peygamber odur, sanatkar Atatürk." Behçet Kemal, Atatürk'ü Mehdileştiren söylemin de işçilerindendir; 1959'da DP iktidarına isyan eden şiirinin nakaratı: "Bir kere doğrul Atam, bir kere doğrul Atam!" idi. 1982'de Kara Kuvvetleri Komutanlığı'mn Atatürkçü Düşünce Tarzı el kitabı, Nutuk'u "hıfz etme" tavsiyesinde bulunacak, 2000'li yıllarda CHP'nin bir ilçe örgütü 10 Kasım'da 24 saat kesintisiz Nutuk okutacaktır.

Atatürk karizmasının sistemli yeniden üretimi, bir seküler kutsallık inşasına denk gelir. Bunu yaparken girişilen lslami terimleri ve imgeleri uyarlama denemeleri, dindarların Kemalizmi küfür olarak görmesini teşvik ederken, Kemalistlerde de dinsel zihniyet kalıplarının yeniden üretimine yol açmış olsa gerektir. Zaten seküler kutsallık inşası, göreceğimiz gibi, Kemalist - laisizmin baş çelişkisini oluşturur...."

Cereyanlar, Tanıl BoraCereyanlar, Tanıl Bora
Simurg (ϜϓſϞ), bir alıntı ekledi.
23 May 10:09 · Kitabı okudu

- Baba?
- Evet oğlum.
- Dün gece uyuyamadım hiç...
- Neden oğlum?
- Din öğretmenimiz demişti ki derste,
Müslümanlar ölürse savaşta,
Şehit olurmuş.
Düşmanları da doğru cehenneme!
- Öyledir elbette!
Yaralanıp da ölmezse gazi,
Ölürse şehit!
- Yani müslümansa insan,
Ölse de kazançlı, ölmese de...
- Ona ne şüphe!
- Ben de bunu düşündüm dün gece.
Iraklılar da müslüman, Türkler de...
- Evet oğlum, elhamdülillah...
- Allah Allah!..
- Ne var bunda şaşacak?
- Körfez'de savaş oldu ya,
Türkiye'den kalkan uçaklar
Iraklıların tepesine indi.
Türk askeriyle Irak askerleri,
Savaşsalar ne olacaktı?
Hangisi şehit olup
Gidecekti cennete?
Iraklı mı, Türk mü?
İşte bunu düşündüm bütün gece.
- Bu da ne demek?
Hiçbir zaman,
Savaşmaz iki müslüman.
- Ya Kuveyt' le Irak?
Ya Irak'la İran?
İşte hepsi de müslüman.
Her iki yandan
Öldü on binlerce insan...
Hangisi gitti cennete,
Hangisi cehenneme?
- Sus! Tövbe de...
Benim de karıştırdın kafamı.
Düşün dedikse değil o kadar...
Her şeyin bir sınırı var.
Dedim ya, aşırısı zarar...
- Ama merak ediyorum,
Cennete hangisi gidecek?
- Sus ulan eşek oğlu eşek!
O senin cennet dediğin yer,
İnönü Stadyumu değil...
Cennet, Allah'ın bahçesi,
Ne başı var, ne sonu.
Alır içine bütün Müslümanları,
Yeter ki şehit olup aksın kanları.
- Baba, ama insan...
- Sus dedim, ulan!..
Başlarım babanın şarap çanağından!
Düşün oğlum dedik de halt ettik.
Boşuna mi demiş atalarımız:
"Düşün düşün, boktur işin!"
Cennete kim girecekmiş!
Bırak giren girsin, çıkan çıksın,
İranlısı, Turanlısı,
Kuveytlisi, Iraklısı...
Yeter ki müslüman olsun!
- Ama baba...
- Sus dedim, şimdi patlatırım.
Bana akıl ver Allah'ım...
- Peki, hangisi girecek cennete?
- Sus ulan oğlum, sus!
Sana mı kaldı karışmak,
Yüce Allah'ın işine?

Sizin Memlekette Eşek Yok Mu, Aziz NesinSizin Memlekette Eşek Yok Mu, Aziz Nesin

Putperestlik Nedir?
Putperestlik, şirkin anlamdaşı değil, onun çeşitlerinden biridir. Şirk, insanın, tarih boyunca
gördüğü genel bir din iken putperestlik, tarihin bir döneminde ortaya çıkmış olan şirk
şekillerinden biridir. Putperestlik, bir heykele ya da eşyaya kutsallık atfedilmesi demektir.
Putperestler, kutsadıkları heykel ve eşyanın, tanrının kendisi, tanrının bir benzeri veya insanla
tanrı arasındaki bir aracı olduğuna inanırlar. Onlara göre bu tanrılar, yaşam ve evren üzerinde
bir biçimde etki sahibidirler. Bütün türleri ile putperestlik, şirk çeşitlerinden biridir.
Kur’an’da putperestler eleştirilirken ya da onlardan söz edilirken, daha genel bir ifade
kullanılmaktadır. Neden? Tâ ki, şimdi zihinlerimizde var olan düşünce vücuda gelmesin; İslâm’ın,
her tür putperestliğe bir şekilde karşı çıktığını düşünmeyelim; geçmiş bütün tevhidî hareketlerin
devamı olan İslâm’ın, bütün çeşitleri ile şirke hücum ettiğini ve ona temelden karşı olduğunu
anlayalım diye. Oysa biz, şirk dininin, “Siz kendi yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?” (Saffât,
95) ayetinde geçtiği gibi insanların, kendi elleri ile yonttukları heykellere tapınmak anlamına
gelen putperestlikten ibaret olduğunu düşünüyoruz. Acaba biz insanlar, tarih boyunca sadece
taşlardan ve ağaçlardan yaptığımız putlara mı tapındık? Hayır, şirk, görünen ve görünmeyen
yüzlerce çeşidi ile insanlık tarihinde genel bir din olarak var olagelmiştir. Bu güne kadar insan
toplulukları içinde görülmüş olan şirk çeşitlerinden biri de, Afrika ve Arabistan cahiliyesinde
ortaya çıkan putperestliktir. “Siz kendi yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?”[1] Ayeti ise, şirk
dinindeki tapınma biçimini ifade eden genel bir ilke ve açıklamadır. Şirk dini, tarih boyunca
tevhid dini ile birlikte, iki saf halinde adım adım ve omuz omuza var olagelmiştir. Şirk dini, Hz.
İbrahim’in ve İslâm’ın zuhuru ile birlikte son bulmamış, bilakis yaşamaya devam etmiş ve hala
da devam etmektedir.

Şehit Ali SERIATI

Afrinde çatışmada şehit olmuş bi askerimizin
Evine taziyeye giden binbaşı anlatıyor;
Şehidimizin ailesine taziyeye gittik, 5 yaşındaki
Bir kız vardı elindeki mavi balonu hiç kimseye
Vermiyordu."beraber oynayalimi?"dedim
"Olmaz patlarsa ölürüm ."dedi"patlarsa ben sana yenisini alırım ...."dedim ve minik kız bana şu cevabı verdi
"BABAM ŞİŞIRDİ BU BALONU İÇİNDE ONUN NEFESİ VAR."😓😓

Şerife Karakaya, Arzın Kapısı Kudüs - Mescid-i Aksa'yı inceledi.
20 May 22:07 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 10/10 puan

Dünyadaki en büyük hasretim KUDÜS... Bu kitap hasretimi kat be kat artırdı ve hiç bilmediğim birçok bilgi kattı bana. Yazar adeta Mescid-i Aksa ve Kubbetü's-Sahra'nın çevresini karış karış gezdirdi. Kitabı okuduğum süre içinde çok güzel bir seyahatteydim desem yeridir.

Kitabın içeriğine gelirsek; kitap iki bölümden oluşuyor.
1. MESCİD-İ AKSA AVLUSU
2. KUBBETÜ'S-SAHRA AVLUSU
Yazar her iki bölümde de medreseler, kütüphaneler, müzeler, kısacası bütün eserler hakkında detaylı bilgiler vermiş. Tarih boyunca birçok devlet ve medeniyetin bu topraklarda yaşadığını göz önünde bulundurursak, hangi eser hangi devlete ait tespiti çok zor olsa gerek. Müslümanlar için ilk kıble, Hristiyanlar için Hz. Zekeriya'nın şehit edildiği ve Hz. Meryem'in ikamet edip yetiştiği yer, Yahudiler için ise Hz. Davud ve Hz. Süleyman ile başlayan bir dizi hadisenin cereyan ettiği yer olması bakımından önemlidir. Üç din için kutsal olan bu mekân, haliyle paylaşılamamış ve tarih boyunca bu topraklar üzerinde savaşılmıştır. Her devletten ayrı bir eser bulunmaktadır. Yazar Hz. Muhammed'in (s.a.s) Mirac'a yükselmesine de geniş bir yer vermiş.

Genelde not alarak okumasam da eser isimleri, kişi isimleri çok fazla olduğu için not alarak okudum. Bu kitabı bir kere okumak kesinlikle yeterli değil. Yakın zaman planlarım içinde (nasip olursa) Kudüs ziyareti var ve tekrar okumam gerektiğini düşünüyorum. Ben çok severek okudum. Okumak isteyenlere keyifli okumalar...

Muammer, bir alıntı ekledi.
19 May 04:23 · Kitabı okudu

Bizim, peygamberi ısırmasın diye ayağını yılan deliğinin üstüne kapatan Ebu Bekir'imiz, suikastı haber alınca peygamberin yatağına yatan Ali'miz var. Son yudum suyu birbirlerine gönderip susuz şehit olan sahabilerimiz var.

Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural (Sayfa 39)Posta Kutusundaki Mızıka, A. Ali Ural (Sayfa 39)
Bade ϜϓſϞ, bir alıntı ekledi.
19 May 01:34

ENVER'İN AŞK TÜRKÜSÜ
"Ey Enver! Mazimin şehit yiğidi!
Türkistan aşığı Turan kilidi!
Gel de bak ahvâle, görüver şimdi.
Korkağı, haini, takiyesi var!"

Mahbube'ye Hal Beyanı, Bleda Yaman (Sayfa 33 - Tün)Mahbube'ye Hal Beyanı, Bleda Yaman (Sayfa 33 - Tün)