• 200 syf.
    ·Beğendi
    Çanakkale... Ne yazılsa, ne söylense eksik kalır. Çanakkale Destanı ile ilgili bu güne kadar okuduğum bütün kitaplarda; hep yeni şeyler öğreniyoruz. Sadece bilinenler bunlar... Daha nice adı geçmemiş, belgelendirelememiş hayatlar... Ayağa kalkma, yok oldu denilen bir devletin var olduğunu, kolay kolay bitirilemeyeceğini; inancın, vatan sevgisinin her türlü güçlüğe karşı koyabileceğinin en güzel kanıtı. Ruhları şad, mekânları cennet olsun.

    Kitaptan Alıntılar

    Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor...
    Şehitler tepesi boş değil.
    Biri var bekliyor.
    Ve bir göğüs, nefes almak için bekliyor.
    Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye;
    Yattığı toprak belli,
    Tuttuğu bayrak belli,
    Kim demiş meçhul asker diye?
    İngiliz Başkomutanı General Hamilton;
    " 22 Ağustos 1915 günü Çalılık arazi içinde cereyan eden karşılıklı düello korkunç bir şekilde hükmünü sürdürdü. Sis ve topçu ateşi yönünden Allah dün Türklerden yana idi."
    Alayımızın karşılarında küçük bir tepe vardı. Tepenin üzerinde garip, soluk renkli bir bulut duruyordu...
    Alay, sol taraftaki Ağıl Dere' ye inmeden tepeye yöneldi ve bulutun içinde kayboldu. Bulut yükünü almış gibi ağır ağır yükseldi. Mestan tepedekilerin şaşkın bakışları arasında 7-8 değişik bulutla da birleşerek Trakya istikametine doğru savruldu gitti...
    Orada bulunan 267 İngiliz askerinden hiçbirinin izine bir daha rastlanamadı. Ne olduklarını kimse bilmiyor.
    Genelkurmay Başkanlığı'nın verilerine göre, Çanakkale'de 57 bin 263 şehit, 97 bin 874 yaralı, 11 bin 178 kayıp, 7 bin 84 hava değişimi, 20 bin 297 hastalık sonucu ölüm, 14 bin hastaneye götürülen olmak üzere, toplam 207 bin 696 zayiatımız var.
    Genelkurmay' ın yayınladığı " Şehitlerimiz" isimli kitapta 105 gayrimüslim ölü de yer alıyor... Bunlar Osmanlı saflarında savaşa katılmış yerli gayrimüslimlerden oluşuyor...
    Mehmet Akif, mısralarında bu milletin varoluş emelini şöyle özetliyor:
    " Değil mi, cephemizin sinesinde iman bir,
    Sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir; Değil mi, sinede birdir vuran yürek.... Yılmaz!
    Cihan yıkılsa, emin ol, bu cephe sarsılmaz!"
  • ''Bizim, peygamberi ısırmasın diye ayağını yılan deliğinin üstüne kapatan Ebu Bekir'imiz, suikastı haber alınca peygamberin yatağına yatan Ali'miz var. Son yudum suyu birbirlerine gönderip susuz şehit olan sahabilerimiz var.''
  • Sevgili Dost,
    Aristo'nun tabiriyle, "Birbirlerine hoş ve faydalı görünmedikleri gün birbirlerini artık sevmeyen," dostlarla ne işimiz var.Bizim, peygamberi ısırmasın diye ayağını yılan deliğinin üstüne kapatan Ebu Bekir'imiz, suikastı haber alınca peygamberin yatağına yatan Ali'miz var.Son yudum suyu birbirlerine gönderip susuz şehit olan sahabelerimiz var.Bizim, "İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız", "Sizden biriniz kendisi için sevdiğini Müslüman kardeşi için de sevmedikçe (istemedikçe) gerçek mümin olamaz", "Size aranızdaki sevgiyi artıracak bir şey söyleyeyim mi, selamlaşınız", "Hediyeleşin ki aranızdaki sevgi artsın," diyen bir peygamberimiz var! "Sevelim, sevilelim, dünya kimseye kalmaz, " diyen Yunus'umuz, düşmanın attığı taştan değil, dostun attığı gülden incinen Hallac-ı Mansur'umuz var.
    A. Ali Ural
    Sayfa 39 - Şule yayınları/50.özel baskı
  • 276 syf.
    ·10/10
    Portre yazmak, hele de yazılan kişiyi birkaç sayfada yazıp ortaya koymak kolay iş değildir. Sonuçta birinin hayatından bahsediyorsunuz. Anlatmak istedikleriniz öyle kısaca bitmeyebilir. Ama yazar, şair olmanın avantajını kullanıyor bu yazılarda. Fazlalıklar atılınca, kelimeler iktisatlı kullanılınca, anlatımda ve üslupta yoğunlaşılınca, olmuş. Hem de çok güzel olmuş. Şiirsel olmuş. Kişi anlatılırken önce eserinden yola çıkılmış. Kendi sözleriyle bazen kendisi anlattırılmış. Önemli fikirleri alıntılanmış. Yaşadıkları zorluklar, yazdıkları eserler, hocaları, etkileyenleri, etkiledikleri her bir özellik sayfalar arasında yer bulmuş.

    Portrelerin girişleri çarpıcı öykülemelerle başlamış çoğu zaman. Birçok portrede yazının ortasına geldiğimizde anlıyoruz kimin anlatıldığını. Hayatların çoğu hüzünlü. Kitabı okumaya başladığım sıralarda şöyle bir not düşmüşüm.

    Yazarların hissesine hep acılar mı düşer? Elimde bir kitap var. Şu ana kadar okuduklarım hep yazar. Okuyorum okuyorum da mutlu olan bir tane yazar göremedim desem yeridir. Kitabın konusu olmaya değen bütün yazarlar acılar içerinde kıvranıyor. Dostoyeski, Tolstoy, Ezop, Cicero… Mutlu sonla biten bir yazar hayatı yok mu Allah aşkına! İşte Çehov hem de kendisi bir doktor, 44 yaşında ateşler içinde veremden ölüyor. Ölürken de kalbi üzerine buzlar koyan karısına sesleniyor: “Bomboş bir kalbin üzerine buz koyma!”

    Yazar bir roportajında kitabı için şöyle diyor: “Kitaba ismini veren “Güneşimin önünden çekil!” cümlesi Diyojen’in Büyük İskender’e söylediği bir söz olsa da, hemen hemen kitaptaki bütün karakterler tavırlarıyla bu sözü söylüyorlar. “Güneşimin önünden çekil!” demek hakikati perdeleyenlere “Penceremizi kapamayın!” demektir. Bunu demek yürek ister, bedel ister çünkü. Nitekim yalnız Diyojen değil, Arşimet ve Attar da farklı cümlelerle “Güneşimin önünden çekil!” diyebildikleri için öldürülmüşlerdir. Bu kitapta Doğu’dan ve Batı’dan onlarca portre var; hakikati arayan onurlu adamların sıra dışı bir üslupla kaleme alınmış öyküleri bunlar. Yaşadığımız sığ hayata gönderilen derinlik davetiyeleri…”

    Beni etkileyen birçok hayat oldu tabi. Kitabını okumak istediklerim de oldu. En çok mezhep imamlarının yaşadıkları beni etkiledi. Yöneticilerin isteklerine uygun fetvayı vermediklerinde neler neler yaşamışlar. İşkenceler, hapisler. Ya İmam-ı Buhari? Valinin çocuğuna ders vermediği için Buhara’dan sürülüyor. Yöneticiler o zaman da kendilerini bir şey zannederlermiş. Dünya hep aynı. Aynı devran üzre dönüyor ne yazık ki.

    Bir de Muhammed İkbal’den çok etkilendim. Kurtuluş savaşı verdiğimiz yıllar. Pakistan’da bir meydan. Meydanda yüz binlerce insan. Kürsüde Muhammed İkbal. Hayalen ölmüş. Sormuş ona peygamberimiz: “Söyle gelirken bana ne armağan getirdin?” “Efendim, dünyada huzur ve rahat kalmadı, gönlün arzu ettiği hayat ele geçmiyor. Varlık bahçelerinde binlerce gül, binlerce lale var ama vefasızdır onlar, terk eder bizi renkleri de kokuları da. Efendim, bunların yerine bir şey getirdim size, cennette bile eşi benzeri olmayan bir şişe kan getirdim. Bu senin ümmetinin namusudur, şerefidir, vicdanıdır. Bu, Trablusgarp'ta, Çanakkale'de şehit olan askerlerinin kanıdır." Bu hitap üzerine kalabalık dalgalanır. Kadınlar küpelerini, bileziklerini, erkekler neleri varsa küçücük servetlerini Türkiye’ye bağışlarlar.

    Ah bir de Nabi’yi anlatmalıyım. Yok yok anlatmayayım, onu kitaba bırakayım. Açıp okuyun. “Sakın terk-i edebten kûy-ı Mahbûb-i Hudâ'dır bu/ Nazargâh-i ilâhidir, Makâm-ı Mustafadır bu.” Naatının hikayesini…

    “Kitapta en sevmediğin kişi kimdi?” diye sorarsanız İbn-i Haldun derim. Nerede güç kuvvet, orada İbn-i Haldun… Kim başta, o revaçta. Kimin kuyusu kazılmış, o da vurmuş bir tekme.

    Güneşimin Önünden Çekil, Ali Ural, Şule Yayınları, 10. Baskı, 2014, İstanbul
  • Son bir ses,son bir nefes,şerefli bir son.ŞEHADET!

    Bir rüyanın sonu bir gerçeğin başlangıcı..Bir SEVDANIN şehidi!

    Bir sevda ki Kılıçkıran’dan Fırat’a binlerce şehit milyonlarca şahit.
  • - Kitapları yok umutları var -

    Şehit polis memuru Anil Kaan Aybek anısına...

    İstanbul Aydın Üniversitesi Hukuk Kulübü olarak, sosyal sorumluluk projesi kapsamında Şanlıurfa'nın Eyyübiye ilçesinde belirlediğimiz "Ikizce ilköğretim/ortaöğretim okulunun kütüphanesini yapmak istiyoruz. Bu kapsamda sizlerden, elinizde bulunan ilkokul ve ortaokul seviyesine uygun okuma kitapları ve derste kullanılmak üzere kaynak kitapları bize ulaştırmanızı rica ediyoruz. Projemize destek
    olmanız, minik kalpleri mutlu edecektir. Sizde
    karanliklar aydınlık olsun istiyorsanız bu eğitimde eşitlik projesine destek olun.

    "Bir çocuk, bir öğretmen, bir kitap ve bir kalem tüm dünyayı değiştirebilir." Diyor Malala Yusufzay, sizde bu dünyayı değiştirin ve bunu kitaplarınızla yapın. Paylaştıkça mutlu olduğunuzu göreceksiniz. Minicik bir kalbin, sizin verdiğiniz o kitabı okuduğunu hayal
    edin. Şimdi bir yüreğe dokunmak sizin elinizde,
    durmayın ve benimle iletişime geçin minik kalplerde yeriniz olsun :)

    Not=Bununla ilgili ne kadar cok kişiye ulaşırsak bizim için o kadar iyi olduğunu düşünüyorum ve sizden ricam iletiyi tekrar paylaşın lütfen. Ve ayrıca kitap bağışı için Rüveyda Hanım ile iletişime geçebilirsiniz.