zeynel

zeynel
@sekernal
bana ateş yak kendi kitabından
Öfkemizi bastır, umudumuzu neşterle, Hayatımızı satın al, oyuncak bebekle, trenle Yiten inançları, bağra basılan hakaretleri Susturulmuş sevinçleri öv takdirlerle Ozanın dehasını vur zincirlere Vur zinciri işçinin gücüne, askerin şerefine Yay o dümdüz, ara bozan kalkanını Aşıkla gelininin arasına.
Aldığımız her nefes bize kendimizi suçlu hissettiriyor, lükslerimiz ve çilelerimizle bir kum havuzunda oynuyormuşuz gibi hissettiriyor. Bir yandan suçluluk duygusuyla havuzumuzda eşelenirken bir yandan da gerçek dünyanın dev bir yumruk olarak art arda üzerimize inmesini, kurdu­ğumuz her şeyi tuzla buz etmesini bekliyor, hatta istiyoruz.
Ama Cemil bir edebiyat oku­ruydu. Edebiyat okurları aslında okudukları herkitapta in­sanı muayene ve ameliyat eder. Bu yolla edindikleri bilgi, görgü yaşayarak elde edilemeyecek kadar büyüktür ve insa­na dair her şeyi anlarlar, sahiden anlarlar. Cemil Nazlıyı an­lamıştı ve okuduğu kitaplardan birindeki bir Nazlı için bir Cemil için üzülmüştü, üzülmüştü.
Bazen de sa­londaki müzik setinde aynı şarkıyı biter bitmez başa alarak defalarca dinliyordu. O şarkı dışında hayatta hiçbir şeye ta­hammül edemeyecekmiş gibi görünüyordu. Nazlı evet, şar­kıyı seviyordu ama sanki başa dönme eylemini de en az şar­kının kendisi kadar seviyordu.
Askerler çok az şey biliyorlardı, bilme­dikleri şeylerden korkuyor, yok etmek istiyorlardı. Biz as­kerlerden daha çok şey biliyorduk ve biz de bildiğimiz dün­yanın bir an önce yıkılıp gitmesini istiyorduk.