İstiklal’i hıncahınç doldurmuş insanlara bakıyorum, içim sıkılıyor.
Sağdan, soldan, dükkânlardan, sinemalardan, her yerden taşıyorlar.
Cadde boyunca, ellerinde paketlerle üstüme üstüme geliyorlar. Bu
yığına mı ait olmak istiyorum, diye düşünüyorum. Yalnızlığı
sevmiyorsam, evet, bu yığına ait olmalıyım. Gidip içlerinden birine
merhaba falan demeliyim. Yapamam ki... Kendimle bile
konuşamıyorum, delirmek büyük bir lüks.