(...) Gelgelelim “Hafiye” gibi bir idrak için, söz konusu levha(*) bir “sonuç” değil, bir “başlangıç” cümlesidir. O buna bir “tesadüf” değil, bir “tevafuk” gözüyle bakacak, derhâl üzerinde bir “tefe’ül” açacak, iştikak “tablo”larıyla onun tecrid stratosferindeki mânâ ihtimâllerini ve ruhî delâletlerini kurcalayacak, yetinmeyip “Ufuk”un kafa kâğıdına başvuracak, yetinmeyip O’nun verdiği mânâ “yevmiyeler”inden bir ışık arayacak, en nihayet İslâm te’vil ve tabir ahlâkını cihan çapında örnekleştirici bir “vâridât-akla gelenler” hâlinde, ama yine tam bir nezaket ve feraset heykeli teşkiliyle, fikrini ileri sürecektir. Şu kadar bir âlem dolusu derinlik ve genişlik içinde: “İmtidah: Medhetme, övme… İmtidah: Aşma, taşma… Seylâb: Taşkın su, sel… Sevleb: Tilki… Ubâb: Taşkın sel suyu. Pek taşkın, coşkun… Ubâb: Her nesnenin muazzamı, her şeyin büyüğü. Cemaat, topluluk… Medd: Sel suyu. Uzatma, çekme. Yayma ve döşeme. Çoğaltmak. SÖNMEK. Bir şeyi söndürmek. Yardım etmek, mühlet vermek. Yâr ve yâver olmak. Tarlaya fışkı ve gübre dökmek. NİHAYET, SON… Seab: (Çoğulu, sâbân). Sel suyu… Seâbîn: (Su’ban’ın çoğulu). Büyük yılanlar, ejderhalar… Tuğyan: Su baskını. Azgınlık, taşkınlık. Taşkın mizaçlılık. Kan galebe etmesi hâli. Resmî devlet kuvvetlerine isyan.” [**]
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 7, Temmuz 1997), ULYSSES ve TİLKİ GÜNLÜĞÜ -II-, (Yolculuk ve Sürücülük, Yelteniş ve Eriş) NOT: 6 Haziran 1997 tarihinde Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde verilen konferans metnidir.
Akademya Yazıları
'diller ve dinler, birbirinden koparılınca rûhu kabzedilmiş (alınmış) cesetler olarak kokuşmaya başlar ve cemiyeti de öldürmüş olur. ne çâre ki bugün Türk kültürü de felâket halinde kütlenin üstüne inen sel yüzünden boğulup kalmıştır'
Alıntı
Reklam
Ölçü güç olduğunda ise zulüm görünmez hale gelir. Bu bakış açısı, insanlık tarihinde yaşanan olayları da aynı zemine taşır. Ekonomik mücadeleler, siyasi dönüşümler ve toplumsal kırılmalar, doğal bir süreç olarak değerlendirilir. Böyle bir zeminde zulüm kavramı anlamını kaybeder. Çünkü ortada haksızlık değil, yalnızca süreç vardır. Bu nedenle evrim-sel bir bakışla değerlendirildiğinde, bugün insanlık aleminde yaşanan birçok olay zulüm olarak adlandırılamaz.
Sayfa 210·Kitabı okudu
1000Kitap
Gözyaşları sel gibi aktı, hıçkırıkları havayı yırttı.
1000Kitap
"Beli bükülmüş ihtiyarlarınız olmasa idi, belalar sel gibi üstünüze dökülecekti."
Sayfa 261 - Hadis
Alıntı
Manevî değerlerine sadık insan, zor zamanlarda da doğruyu tercih eder, çıkarına uymasa da adaleti savunur. Sel alacağını bilse, namert köprüsünden geçmez. Aslan yiyeceğini bilse, tilki gölgesinde yatmaz.
Reklam
Reklam