• 144 syf.
    ·3 günde·Puan vermedi
    Bismillahirrahmanirahim

    Es-selamu aleyküm ve rahmetullah

    Hz. Peygamber’in hayatından alınan kesitler, insanlık için gerçek bir hediyedir. Bu kitap bütün kadın ve erkekler için faydalıdır. Peygamber Efendimiz (sav) hayatı boyunca kadın haklarını savunmuş ve; "Cennet anaların ayağı altındadır" buyurarak onları saygı ve sevgiye layık kişiler seviyesine yükseltmiştir. Bu kitap Peygamber Efendimiz'in kadınlara ne kadar hassas davranılması gerektiğni bizlere öğretiyor .Aynı zamanda Hz. Peygamber kadınların doğasındaki inceliği ve kalplerindeki yumuşaklığı dikkatle değerlendirir ve onların duygularını zedelemekten özellikle kaçınırdı.. Ayrıca bu kitapta Efendimiz'in o hoş kişiliğini öğreniyoruz.  İçinde , üzerine düşeneceğimiz , hayatımıza geçireceğimiz birbirinden güzel kıssalar var.

    "Gözbebeğiydi eşleri onun.
    Onları öyle severdi.
    Onları öyle korurdu.
    Öyle sakınırdı."
    Ve onları hiç incitmedi , ağlatmadı , kırmadı
    O (as.) eşlerine nasıl davrandı, kadınlara hangi hakları vermişti, şimdi kadınlar ne durumda… Hudeybiye'de Hz.Peygamber (as.) hanımıyla istişare etmiş ve onun dediğini yapmıştır. Hz. Aişe (ra.)en çok hadis rivayet etmiş,içlerinde büyük sahabilerin de mevcut olduğu orduya komutanlık yapmıştır.(Cemel savaşı).Şimdi kadınları dinlemeyin,kadın sözüne bakmayın vs…
    Bizde de maşaAllah kadına şiddet,kadın cinayetleri her geçen gün artıyor,azalmıyor.Kadın öldüresiye dayak yiyor her tarafı şiş,mor,kırık,dökük..Ama ceza yok,kocası salıveriliyor. Efendimiz (sav.) buyuruyor : " Kadınlar size Allah'ın emanetidir." 
     Bu kitabı ve Nuriye Çeleğenin bütün kitaplarını şiddetle tavsiye ederim.
     Selametle kalın..
  • Burdan göç vakti geldi çattı kardeşlerim.
    Yakın bir zamanda vatani görevimi yapmak üzere askere gideceğim.
    Duânıza talibim,
    Ben sizden razıydım Rabbimde sizden razı olsun inşâAllah.
    Hakkınızı helal edin...!
    Güzel gönlünüz en hayırlısıyla yoğrulsun inşâAllah...
    En Güzele Emanetsiniz Selametle Kalın.🙂🙋‍♂️🌸
  • 192 syf.
    ·2 günde·Beğendi·7/10
    Yaklaşık 2 yıldır Hikmet Anıl Öztekin'in youtube videolarını izliyorum. Bana çok çok katkısı oldu. Bazen kendimi yalnız, güçsüz hissediyordum... İşte o zaman hemen Hikmet abimin videosunu açıyordum, izliyordum sonuna kadar... Bana iyi gelen şeylerden bir tanesiydi. İçimdeki huzursuzluk bitiyor, bendeki gönül yorgunluğu azalıyordu...
    Beni ayağa kaldırıyordu o videolar, psikolojik destek veriyordu bi nevi... O yüzden Hikmet abim bir başkadır. Sonra kitaplarının olduğunu öğrendiğim de hep erteledim, okumayı... Okursam bitecekti kitaplar çünkü :) Sonra artık dayanamayıp başladım kitaba...

    Ne yazık kii... Biraz hayal kırıklığına uğradım. Kitap oldukça dünyalık geldi bana.. Nasıl desem bilemedim kii :) Bazı yerler birbirleri ile çelişiyordu. Mesela "Haram sevda ile helale ulaşılamaz" diye anlatırken bi yandan da aşktan bahsediyordu, onsuz yaşamayı "yaşayan ölü" diye nitelendirmişti. İnsana olan sevgi birazcık abartılmıştı sanki...

    Ben daha çok Allah'a olan aşkı anlatmasını beklerdim, Hikmet abimden... Sırf Rabbimiz hoşnut olmadığı için sevdiğinden vazgeçen birini anlatmasını beklerdim.

    Tabikide çok beğendiğim yerlerde oldu. Mesela:
    "Sevdiği yanmasın diye ondan uzak durmak..."

    En çok sevdiğim yer burası... Gerçek sevgi budur. Bunu yaptıktan sonra en doğru, en gerçek sevgiyi bulacaksın, Rabb'e olan sevgiyi....

    Bunu okuyan kardeşim, inşaAllah doğru olan sevgiyi buluruz, Rabb'imize meftun olma dileğimle...

    Selametle kalın, gönlü güzel dostlarım...
  • 80 syf.
    ·4/10
    Üzerinde en çok tartışma yapılan yazarlardan Şeriati'yi gelin akîdevi değil, Sahabeye tutumu bazından değil, yalnız tefekkürü üzerinden irdeleyelim. İrdeleyelim ve bakalım ki Şeriati bazı arkadaşların ısrarla belirttiği gibi bizi zindandan kurtaracak bir isim olmaya müstehak mı, yoksa o da yanlış yolları retorikle doğru göstermekten başka hüneri olmayan bir yazar mı?

    Başlamadan önce şunu belirtmek de fayda var: Şeriati'nin düşüncesinde merkezde olan şey "başkaldırı". Tüm düşüncesini bunun üzerine inşa ediyor. Bu bize heyecan verici gelebilir ama, bu başkaldırıcı ruhla Şeriati'nin vardığı yer pek de doğru bir mevzii gibi gözükmüyor.

    Şeriati İnsanın dört adet zindanı olduğunu iddia ediyor. Ve bu dört zindanı aşan insanın özgür olacağı dolayısıyla kendine varacağını. Önce bu dört zindana göz atalım:

    1) Doğanın Baskısı (Natüralizm)
    2) Tarihin Baskısı (Historizm)
    3) Toplum Baskısı (Sosyolojizm)
    4) İnsanın Kendisi

    Şimdi, bu dört baskıdan ilkinin, doğa baskısının neden kurtulunması gereken bir şey olduğu benim için şaşırtıcı bir soru. Bu zannediyorum Batılı bir filozofun "Tabiatın hakimi ve efendileri olacağız" diye ifade ettiği batılı hümanist anlayışın Şeriati'deki yansıması olsa gerek. Kendini böyle şartlamış Şeriati. Halbuki Doğaya tahakkümün bugün bizi ne kadar da deheşetengiz bir yere getirdiğini görüyoruz değil mi?
    Şeriati doğayı aşmak için bakın bize neyi salık veriyor:

    " Bugün sanayi ve çağdaş uygarlık, insanı her gün doğa güçlerinin ve görüngülerinin (fenomen) zorlayıcı baskısından ve kendilerini zorla kabul ettirme etkilerinden giderek daha çok kurtarmaktadir." (sy 46)

    "Doğa'yı tanıma veya bilim, insana, bilimin önderliği ve yaratıcı gücü sayesinde teknoloji meydana getirme imkanını sağlamıştır. Teknolojinin (uygulayımbilim) yalnızca bir ödevi vardır: İnsan'ı doğa'nın baskısından kurtarmak!" (47)

    Sanayi? Çağdaş uygarlık?
    Bu düşünce orjinal ve bizim değerlerimize yaslanan, Müslümanca bir tefekkürün mü ürünüdür yoksa hakim küresel anlayışın teknikle insanı kuşatmasının meşruiyetini sağlamak için yapılan felsefi bir çıkarım mıdır varın siz düşünün!

    Doğanın, tarihin ve toplumun baskısından kurtulmak için Şeriati'nin bize sunduğu reçete ise teknoloji! Teknik (bilim) bizim yaralarımıza merhem olacak ve bizi kendimize getirecek yegâne şey bu üç zindandan kurtulma hususunda. Üstelik Tarihin baskısı dediğimiz şey bir kültürün, toplumun asırlarca ilmek ilmek işlemiş olduğu değerler doğrultusunda kendine biçtiği paydır. Bundan neden kurtulayım ki! Kurtulup çağdaş küresel hegemonyanın, tektipleştirilmiş insanların yelpazesi altına girmek beni zindandan âri mi kılacaktır acaba? Toplumsal düzen zindanından bizi kurtaran bilim bizi hümanizm dininin bir müntesibi kılacak, kendi toplumumuz, muhitimiz bize eğreti gelecek artık. Onlara fildişi kulemizden acıyarak bakacağız çünkü onlar kendi zindanlarını aşamamış zavallılar olarak yaşayacaklar gözümüzde.

    Şeriati Beşer- İnsan ayrımı yapıyor. Anladığım kadarıyla evrim teorisini de kabullenmiş. Beşer evveli maymun olan, insan sürekli olan (kendini ileriye taşıyan) Şeriati'ye göre. Bir de yazar bu ayrımı Kurana göre yaptığını iddia ediyor ancak sıkıntı şurda ki Hz. Peygamber Kehf süresi 110.ayette insanlara "Ben de ancak sizin gibi beşerim" diyerek sesleniyor. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu diyoruz Şeriati'ye!
    Şeriati doğrusal tarih anlayışı çevresinde bir düşünce inşa etmiş belli ki. Halbuki bizim tarih anlayışımız doğrusal değil dairesel! Hegel'le başlayan anlayışı kabul etmek vahiyle başlayan dünya hayatını yoksaymaya varır. Ama Şeriati okurlarımız bunun farkında mıdır?

    Kabul edelim, Şeriati Batılı düşünce adamlarının tefekkürlerini toplayıp, birkaç da dini motifi içine katarak, ama usûlen Batıdan kılpayı dahî ayrılmayarak Müslümanca tefekkürden fersah fersah uzaklara düşüyor. Aslında Şeriati de bilimin insanı bu üç zindandan kurtarınca insanın boşluğa düşeceğini itiraf ediyor. (sy 53) Ne var ki son tahlilde bunu da insanın dördüncü zindanını yani kendisini aşamayışına bağlıyor. Kendini aşmasının ise ancak aşk ile mümkün olduğunu söylüyor. Şeriati'ye göre Tasavvuf gibi cereyanlar da insanı tutsak ediyor -muş-! Evet, çünkü temele isyanı merkezleyen düşünüre göre birilerine tâbi olmak büyük bir hata! Bunun bir ucunun deizme vardığını idrak etmeliyiz, ki kitapta son zindandan kurtuluşun dinle olduğunun vurgulanması ama hangi din olduğunun müphem bırakılması ve(mesele çağdaş krallarımızı rahatsız etmeyecek budanmış bir din mi, Şii yorumuna dayanan bir din mi, asıl yol olan Ehli Sünnet anlayışı mı? )
    Hz. Peygambere kitapta ittibadan bahis edilmemesi de ısmarlama bir çıkış yolunun gösterildiğinin işareti.

    Bu kadar ısrarla okunan, okumasak sanki eksik kalacağımız zannına kapılmamızın istendiği, sanki tefekkürü âli diye Sahabeye edeben yanlışlarını, akidevi problemlerini görmezden gelebileceğimiz Şeriati'nin düşünce dünyası beni hiç de cezbetmediği gibi bu hengameden çıkışta zindandan kurtuluşu reçete olarak vermesi şöyle dursun isyan temelli bir zindan da kendisi örüyor.

    Ben Şeriati okudum biryerim artmadı, siz de okumayınca eksilmeyecek, bu tahlilde ise yalnız fikri planda değerlendirdiğim Şeriati'nin tefekkürünün kuvvetini ölçmek artık size kalmış.

    Sâbitesi olmayanın muhkem duramayacağı bu dünyada ısrarla Müslümanca düşünce diyor ve ötelerin ötesini haber veren bir mütefekkir arıyorum diyorsanız bunun adresi (bence) Şeriati değil. Sizi başka tarafa alalım.
    Selâmetle kalın.