• [1] Abdullah Kaya, Başlangıcından 1071’e Kadar Türklerin Anadolu’ya Akınları Hakkında Bir Değerlendirme, Ekev Akademi Dergisi, Sayı 59, 2014, Sayfa 211-232.

    [2] Selçuk Bey’in kaç oğlu olduğu konusu kaynaklarda değişiklik göstermektedir. Selçuklular ile ilgili yazılmış olan bütün kaynaklarda (Târîh-i Güzîde, Meliknâme, Ahbârü’d-Devleti’s-Selcûkıyye, vb.) Mikâil, Arslan ve Mûsâ yer almaktadır. Birtakım kaynaklarda ise farklı olarak Yûsuf ve Yûnus isimleri de zikredilmektedir. İbrahim Kafesoğlu’na göre Yûnus adı, Yûsuf’tan bozularak aktarılmış olabileceğinden Kafesoğlu’na göre Selçuk Bey’in dört oğlu bulunmaktadır. Daha fazla bilgi için: İbrahim Kafesoğlu, Selçuk’un Oğulları ve Torunları, Türkiyat Mecmuası, Cilt 13, 1958,  Sayfa 117-130.

    [3] Mehmet Altay Köymen, Mikâil Bey’in vefat tarihinin 987 – 992 yılları arasında olabileceğini belirtirken (Mehmet Altay Köymen, Büyük Selçuklu İmparatorluğu Tarihi, 1. Cilt, Türk Tarih Kurumu, Ankara, 2000. Sayfa 32); Ömer Soner Hunkan, 1004 tarihinden sonra olma ihtimali üzerinde durmaktadır (Ömer Soner Hunkan, Türk Hakanlığı (Karahanlılar), IQ Kültür Sanat Yayıncılık, İstanbul, 2011, Sayfa 211).

    [4] Hazar Denizi ile Kaşgar arasındaki Türk beylerine verilen unvan.

    [5] Selçuk Bey’in vefat tarihini 1007 ve 1009 olarak veren farklı kaynaklar mevcuttur. Selçuk Bey hakkında detaylı bilgi için: Abdülkerim Özaydın, Selçuk Bey, TDV İslâm Ansiklopedisi.

    [6] Tuğrul-Çağrı Beyler ile Arslan Yabgu arasında başlayan ve sonraki süreçte de devam eden Selçuklular-Yabgulular çatışması hakkında detaylı bilgi için: Sefer Solmaz, Selçuklu Tarihini Derinden Etkileyen Bir Olay: Selçuklu-Yabgulu Mücadelesi, Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, Sayı 35, 2014, Sayfa 545-575.

    [7] Çağrı Bey’in Anadolu keşif akınının başlangıç ve bitiş tarihi ihtilâflı bir konudur. Ermeni yazar Arisdages1016 tarihinde başladığını belirtkirken, diğer bir Ermeni yazar olan Urfalı Mateos 1018 tarihini vermektedir. Claude Cahen, 1029; Osman Turan, 1018; İbrahim Kafesoğlu ve Mehmet Altay Köymen ise 1016 tarihini vermektedir. Bunun dışında; Ömer Soner Hunkan, akının 1029-1035 tarihleri arasında olabileceğini söyler. Akın ile ilgili detaylı bilgi için bknz: Yusuf Ayönü, Selçuklular ve Bizans, Türk Tarih Kurumu, Ankara, 2014, Sayfa 7-10; Abdullah Kaya, Başlangıcından 1071’e Kadar Türklerin Anadolu’ya Akınları Hakkında Bir Değerlendirme, Ekev Akademi Dergisi, Sayı 59, 2014, Sayfa 211-232.

    [8] İran’ın Meşhed şehrinin yakınlarında antik bir şehir.

    [9] Yusuf Ayönü, Selçuklular ve Bizans, Türk Tarih Kurumu, Ankara, 2014, Sayfa 9.

    [10] Abdullah Kaya, Başlangıcından 1071’e Kadar Türklerin Anadolu’ya Akınları Hakkında Bir Değerlendirme, Ekev Akademi Dergisi, Sayı 59, 2014, Sayfa 221.

    [11] Abdullah Kaya, Başlangıcından 1071’e Kadar Türklerin Anadolu’ya Akınları Hakkında Bir Değerlendirme, Ekev Akademi Dergisi, Sayı 59, 2014, Sayfa 211-232.

    [12] Arslan Yabgu ve liderlik dönemindeki olaylar hakkındaki yazılarımız

    [13] Selçuklular fiilî olarak Tuğrul ve Çağrı Beyler tarafından yönetilse de Mûsâ Bey, adetler gereği ‘Yabgu’unvanını kullanmıştır.

    [14] İbnü’l-Verdî: Tetimmetü’l-Muhtasar fî Ahbâri’l-Beşer (Bir Ortaçağ Şairinin Kaleminden Selçuklular), Tercüme ve Notlar: Mustafa Alican, Kronik Kitap, İstanbul, 2017, Sayfa 24.

    [15] Gazneli Mesûd hakkında detaylı bilgi için: Erdoğan Merçil, Mes’ûd b. Mahmûd-ı Gaznevî, TDV İslâm Ansiklopedisi.

    [16] Ayşe Dudu Kuşçu’ya göre Altuncan Hatun, daha önceki Harezm hâkimlerinden Harizmşah Harun’un eşidir. Altuncan Hatun hakkında detaylı bilgi için: Ayşe Dudu Kuşçu, Selçuklu Devlet Yönetiminde Kadının Yeri ve Altuncan Hatun Örneği, Selçuklu Medeniyeti Araştırmaları Dergisi, Sayı 1, Sayfa 173-191, Konya, 2016.

    [17] Alp Arslan’ın hayatını anlattığımız yazımız

    [18] İbnü’l-Adîm, Bugyetü’t-taleb fî târîhi Haleb (Seçmeler) – (Biyografilerle Selçuklular Tarihi), Tercüme, Notlar ve Açıklamalar: Ali Sevim, Türk Tarih Kurumu, Ankara, 1982.

    [19] Gazneli Mesûd’un kardeşi.

    [20] Gazneli Mesûd’un oğlu.

    [21] İbrâhim Yınal’ın isyanları ile ilgili yazımız.

    [22] Çağrı Bey’in vefat tarihi tartışmalı bir konudur. Detaylı bilgi için: Osman Gazi Özgüdenli, Selçuklu Paralarının Işığında Çağrı Bey’in Ölüm Tarihi Meselesi, Tarih Araştırmaları Dergisi, Sayı 35, 2004, Sayfa 155-170.

    [23] Hatice Arslan Hatun, Abbasîlere gelin giden ilk Selçuklu kadınıdır. Nisan 1056 tarihinde Abbasî halifesi Kâ’im bi-Emrillâh ile evlenen Hatice Arslan Hatun, halife vefat edene kadar (1075) onunla evli kalmış, bu evlilikten çocuğu olmamıştır. Daha fazla bilgi için: Suat Kaymak, Abbasi Sarayının İlk Selçuklu Gelini: Hatice Arslan Hatun, Yedi Kıta Tarih ve Kültür Dergisi, Sayı 76, Sayfa 48-52, 2014.
  • İbrâhim Yınal’ın İsyanı ve Çağrı Bey’in Vefatı

    İbrâhim Yınal; Tuğrul ve Çağrı Beylerin amcası Yusuf Yınal’ın oğlu, aynı zamanda ikilinin üvey kardeşidir. 1050 ve 1058 yıllarında olmak üzere iki defa taht için isyan etmiş [21], ilk seferdeki başarısızlığına rağmen ikinci seferinde Tuğrul Bey’i kuşatma altına alarak zor durumda bırakmayı başarmıştır. Tuğrul Bey bunun üzerine Bağdad’da bulunan eşi Altuncan Hatun ve Vezir Amidü’l-Mülk Kündürî ile, Horasan’da bulunan Çağrı Bey ve oğullarından yardım istemiştir. Bir yandan Altuncan Hatun yardıma gelirken, diğer yandan Çağrı Bey yardıma oğlu Alp Arslan’ı göndermiş, Çağrı Bey’in diğer iki oğlu Kara Arslan Kavurd (Kirman’dan) ve Alp Sungur Yâkûtî (Anadolu sınırından) de yardım için yola çıkmıştır. Sonucunda, Temmuz 1059 yılında meydana gelen savaşta İbrâhim Yınal mağlûp olmuş ve idam edilmiştir.

    Çağrı Bey, canından can bildiği kardeşi Tuğrul Bey için yaptığı bu son yardımın ardından; Ağustos-Eylül 1059 tarihinde Horasan’da vefat etmiş [22] ve Merv şehrinde oğlu Alp Arslan tarafından yaptırılan türbeye defnedilmiştir. Mezarının yeri bilinmeyen Çağrı Bey’in, bilinen altı oğlu (Alp Arslan, Alp Sungur Yâkûtî, Kara Arslan Kavurd, Süleymân, İlyâs, Arslan Argun) ve dört kızı (Hatice Arslan Hatun [23], Safiyye Hatun, diğer ikisinin adı bilinmemekte) olduğu bilinmektedir.
  • Dandanakan Meydan Muharebesi’nden sonra yıllar boyunca çatışmayı sürdüren Selçuklular ve Gazneliler, kendi açılarından fazla bir gelişme kaydedememiş, üstünlük kuramamışlardı. Bu sebeple iki taraf bir araya gelip, Ebû’l-Fazl Beyhakî‘nin kaleme aldığı bir anlaşma ile barış yaptılar (1059). İki taraf arasında imzalanan ve Hindukûş dağlarının sınır olarak kabul edildiği bu antlaşma, yaklaşık yarım asır boyunca yürürlükte kalmıştır. Karahanlılar ve Gazneliler ile yapılan antlaşmanın ardından Çağrı Bey, iç işlere yönelmiştir.
  • Gazneli tahtına oturan Mevdûd, iç karışıklıkları bastırdıktan sonra ilk iş olarak Çağrı Bey’in hâkimiyetinde bulunan Horasan bölgesine yönelmiş ve Belh civarına saldırmıştır. Çağrı Bey bu sırada ağır bir hastalık geçirdiğinden dolayı kendisi gidememiş, yerine o sırada 14 yaşında olan oğlu Alp Arslan’ı göndermiştir. Alp Arslan’ın yaşının küçük olması Gazneli Mevdûd’un, Alp Arslan’ı küçük görmesine sebep olduysa da Alp Arslan yaptığı şiddetli bir hücum ile Gazneli ordusuna ağır bir darbe indirmiş; pek çok esir ve ganimet ele geçirmiştir. Sonrasında babasının yanına dönen Alp Arslan, “babasının katına çıkıp (durumu ona anlatınca) buna çok sevinen Çağrı Bey iyileşti.” [18] Hastalığından kurtulan Çağrı Bey’in yaptığı ilk iş, oğlu Alp Arslan ile birlikte sefere çıkarak Ceyhun’un diğer tarafındaki Tirmiz şehrini kuşatıp, ele geçirmek olmuştur.
    Çağrı Bey’in arka arkaya elde ettiği bu kazanımlar üzere Gazneli Mevdûd bu işi kesin olarak çözmek üzerine, Büveyhî emiri Ebû Kâlicâr ve Karahanlı hükümdarı Arslan Han ile ittifak yapmış ve Çağrı Bey’in üzerine yürümüştür. Ancak durum beklendiği gibi olmamış; Mevdûd hayatını kaybetmiş (18 Aralık 1048), Ebû Kâlicâr ise Çağrı Bey üzerine yürürken geçtiği çölde ordusunun büyük bir kısmını kaybedip, geri çekilmek zorunda kalmıştır. Harekete geçmekte başarılı olan tek kişi Arslan Han olmuş, Tirmiz’i ele geçirdiyse de bu başarı kısa bir süre etkili olmuş ve Çağrı Bey’in emri üzerine Alp Arslan harekete geçerek Arslan Han’a karşı gâlip gelmeyi başarmıştır. Bunun üzerine Arslan Han, Selçuklular ile barış yapmaya mecbur kalmış ve 1049 yılında barış yapılmıştır.
  • Çağrı Bey’in, 1043 tarihinde kardeşi Tuğrul Bey ile birlikte gerçekleştirdiği Harizm seferi, atlanmaması gereken bir durumdur. İki kardeş, Harizm üzerine gerçekleştirdikleri sefer sonucunda zafer kazanmış ve daha önce kendilerine baskında bulunan Şah Melik’i mağlûp ve esir etmişlerdir. Bunun yanında Tuğrul Bey, bu zaferden sonra Altuncan Hatun [16]ile evlenmiştir. Altuncan Hatun vefatına kadar, Tuğrul Bey’e ve Selçuklulara tam bir bağlılıkla kalacaktır.
    Gazneli Mesûd’un vefatından sonra yaşanan taht mücadelesinin ardından Gazneli tahtına oğlu Mevdûd geçti.

    Sultan Mevdûd; tahta çıktığı andan, vefatına (1048) kadar olan süreçte Horasan’ı geri alma düşüncesini canlı tutmuş ve bunun için mücadele vermiştir. Çağrı Bey de Horasan’ı elinde tutmak adına yoğun bir mücadelede bulunmuştur. Bu mücadelede Çağrı Bey’e en büyük desteği veren kişi, Dandanakan Meydan Muharebesi sırasında henüz 11 yaşında olan oğlu Alp Arslan [17]olmuştur. Çağrı Bey’in diğer oğulları ise, devletin farklı bölgelerinde faaliyet göstermiştir.
  • Çağrı Bey’in Horasan Hâkimiyeti Dönemi

    Tuğrul Bey, devletin batı kolunda az bir yetki farkı ile yönetimde bulunurken, Çağrı Bey de Horasan’ı idare etmekle görevlendirilmişti. Bu, Tuğrul Bey için devletin batı tarafında, doğuyu düşünmeden rahatlıkla faaliyet gösterebileceği anlamına gelirken; Çağrı Bey için mücadelenin bitmediği anlamına geliyordu zira Karahanlılar ve Gazneliler, sonraki dönemlerde de saldırılarını devam ettirecekti.

    Dandanakan Meydan Muharebesi’nden sonra Çağrı Bey’in ilk hedefi, Gaznelilerin hâkimiyeti altında bulunan Belh şehri olmuştur. Çağrı Bey’in Temmuz 1040 tarihinde şehri kuşatması üzerine şehrin yöneticisi Altuntak merkeze haber göndererek yardım istemiş, bunun üzerine Hâcib Altuntaş, emrindeki birliklerle beraber yardıma gelmiştir. Çağrı Bey’in gönderdiği birliklerin Altuntaş’ı mağlûp etmesi üzerine Altuntaş zorlukla Belh’e sığınabilmiştir. Daha sonra Gazneli Mesûd’un, oğlu Mevdûd ve Vezir Ahmed b. Abdüssamed komutasında gönderdiği ordu da Çağrı Bey tarafından mağlûp edilip, Mevdûd ve Vezir’in, Gazneli Mesûd’un ölüm haberinin (17 Ocak 1041) [15]gelmesi üzerine Gazne’ye dönmesi sebebiyle Belh Valisi Altuntak, şehri Çağrı Bey’e teslim etmek zorunda kaldı. Çağrı Bey, Toharistan‘ın merkezi konumunda bulunan Belh’i ele geçirmesinin ardından Toharistan’ın tamamını ve Huttalan bölgesini de ele geçirmiştir.
  • Selçuklular’ın yönetim anlayışında, devletin bu ilk dönemine (Alp Arslan’a kadar sürecek olan) özel bir durum vardır. Tuğrul Bey sultan ilan edilmiş olsa bile, Çağrı Bey ve Mûsâ Yabgu’ya; kendi adlarına hutbe okutmak, para bastırmak ve kendilerine has adamlar tâbi edinmek gibi alışılagelen geleneğin ötesinde çok geniş haklar verildi. Buna göre, Tuğrul Bey çok az bir yetki farkıyla sultan ilan edinmiş bulunuyordu. Gösterdikleri hizmetin karşılığı olarak verilen bu yetkiler, üç liderin hayatıyla sınırlı kalmış ve Alp Arslan tahta oturduğunda merkeziyetçi bir yapı benimseyerek yetkileri tek elde toplamıştır.