Selma

Selma
@selmabas
instagram @sellmaabs
Puan vermedi·293 syf.··
2025 19. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Ağustos 2025 22:15
“Ölüme “göçüp gitmek” diyen ya da “huzur içinde” ölündüğünü düşünen her kimse … hiç ölüm görmemiştir. Ölüm vahşi bir şey, bir savaş.” Hamnet, Maggie O’Farrell’in kaleme aldığı tarihi kurgu bir roman. William Shakespeare’in oğlu Hamnet’in ölümünü ve bu ölümün ailesinin üzerindeki etkilerini anlatıyor roman. Tarihi bir kurgu olsa da çok fazla tarihsel gerçeklik yok kitapta. Yazar kitabın sonunda da romanın tahminlerinin ürünü olduğunu belirtmiş çünkü Hamnet’in ölüm nedeni tam olarak bilinmiyor. Romanın adı Hamnet olsa da ana karakteri Hamnet değil Hamnet’in annesi Agnes. Öyle güçlü, öyle canlı kanlı bir karakter çizmiş ki yazar okurken bu kadına dair her şeyi içimde hissettim. Agnes sezgileri kuvvetli, doğayla ilişkisi güçlü, şifacı bir kadın. Gelin görün ki bu şifacı kadın oğluna şifa olamıyor ve biricik oğlu Hamnet’i ölümün elinden kurtaramıyor. Oğlunun ölümü ardından başlayan yas süreci beni çok zorladı. Agnes’le ağladım, acılandım, hüzünlendim. “Bu asla bitmeyecek yasla ne yapar insan, nasıl yaşar?” diyerek okudum. Spoiler olacak ama kitabın sonunda Agnes’in oğlunu anlatan tiyatro oyununu izlerken onunla birlikte sıktım yumruklarımı, oyuncunun sahneden “Sakın beni unutma.” dediği an gözyaşlarımı tutamayıp “Bir anne evladını unutur mu hiç Hamnet?” dedi yüreğim. Maggie O’Farrell’in daha önce de bir kitabını okumuştum. Onu da çok beğenmiştim. Derinlikle kurduğu karakterleri, dili, betimlemeleri, kurgu yeteneğiyle radarıma giren yazarlardan. Şimdi diğer yazdıklarını da okuma zamanı. Lütfen siz de Maggie O’Farrell ile tanışın.
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,2bin okunma
Reklam
Puan vermedi·160 syf.··
2025 25. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 26 Kasım 2025 17:30
Yunanca Dersleri konuşma yetisini kaybeden bir kadınla görme yetisini kaybetmek üzere olan bir adamın hikayesi. Ve bu iki karakteri artık konuşulmayan bir dil olan Yunanca derslerinde biraraya getirmiş yazar. Aslında oldukça sembolik bir metin. Karakterlerin yaşadıkları kayıplar üzerinden bir içsel yolculuk ve yeniden varolma hikayesi anlatılıyor. Özellikle kadın karakterin sesini yitirmesi sonrasında Antik Yunanca dersi alması, dilin kökenine inmesi, anlam arayışı, tek başına yaptığı uzun yürüyüşler, sessizliğinde döndüğü kendi benliği bana çok dokundu. Dış dünyaya açılan sesleri ve görüntüleri zaman zaman kapatmak gerek hissiyle okudum. Hem hüzünlü hem de umut dolu bir anlatı. Zamanın hızının aksine yavaşlamaya, içimize dönmeye, kalbimize, sevgiye bir davet gibi. Şunu da belirtmek isterim. Olay örgüsü olan bir kitap değil. Eğer sembolik anlatımlar sevmiyorsanız ve daha önce Han Kang okumadıysanız bu kitabı okumakta zorlanabilirsiniz. Ben de bazı bölümlerde takip etmekte oldukça zorlandım.
Yunanca DersleriHan Kang · April Yayıncılık · 20251,073 okunma
Puan vermedi·109 syf.··
2025 26. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 07 Aralık 2025 19:45
Ah, ne okudum ben! Okurken sıkışık, çaresiz ve isyankar hissettim. Fransa’da yaşanmış gerçek bir olaydan etkilenerek kaleme almış bu romanı yazar. Maalesef toplum olarak bizim de çok uzak olmadığımız bir hikaye Sakar. Sakar, küçük bir kız çocuğu olan Diana’nın ailesi tarafından uğradığı şiddeti anlatıyor. Bunu olabildiğince doğrudan, yalın bir şekilde aktarmış yazar. Ayrıca farklı bir anlatım tekniği kullanarak. Şiddeti gözlemleyenlerin gözünden anlatmış olayı. Hikayede Diana hiç konuşmuyor. Hatta bırakın konuşmayı uzun süre şiddete uğrayanların yaptığı gibi “Ben çok sakarım.” diye kendisini suçluyor. İşte tam da dediğimiz gibi “Çocuk susar, sen susma!”. Çocuklar yaşanan şiddeti anlamlandıramıyor, korkuyor ve çoğu zaman anlatmıyorlar. Nice çocuk ailesi tarafından şiddete uğruyor maalesef. Yazar da bu romanıyla aile kurumuna sorgusuz sualsiz kutsallık atfedilmesinin doğurduğu sonuçlara dikkat çekiyor. Bir de şiddeti izleyen çocuklar var, onlar da şiddete uğrayanlardan… Diana’nın abisi Arthur da o çocuklardan biri. Onun sözleriyle bitireyim yorumumu çünkü hikayeye dair çok şey söylüyor bize: “Diana’yı gerçekte yapabildiğimden daha iyi hatırlamak isterdim. Diana’yla birlikte hiç yapamadığımız her şeyi sanki yapmışız gibi hatırlamak isterdim. Bazen çocukluğumuzun müziklerini dinliyorum, müziğin onu bana hatırlatmasını isterdim ama müzik hiçbir şey hatırlatmıyor çünkü birlikte değildik, aynı çocukluğu yaşamadık. Ağladığım zaman, kendi kendime, “Bu korkunç” dediğim zaman, belki de o dönem hissetmediğim duyguları şimdi hissetmeye çalışıyorum. Beni ağlama hakkından yoksun bıraktılar…” 
SakarAlexandre Seurat · Metis Yayınları · 20255,6bin okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2025 27. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 21 Aralık 2025 21:17
Kadınlar Ormanı erkekler tarafından şiddete uğrayan, terk edilen kadınların yaşadığı, kız çocuklarının kaçırılmamaları için bilerek çirkinleştirildikleri, dişlerinin kömürle siyaha boyandığı, saçlarının kazındığı, erkek gibi giydirildikleri bir yer. Meksika’da yaşanan çürümüşlüğün kadınlar üzerindeki etkisini olabildiğince açıkça gözler önüne seren bir metin.
Kadınlar OrmanıJennifer Clement · ‎ Siren Yayınları · 20252,094 okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2026 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2026 17:05
Kitap bir psikiyatrist olan Birkan’ın cinayet işlemek üzere olan danışanı Yankı’yı beklediği terapi odasında başlıyor. Bu bekleyişte Yankı’ya neler söyleyeceğini planlayan Birkan’ın zihninden geçenleri okuyoruz. Bu zihinsel akışta Yankı ile yaptığı seanslar, Birkan ile Yankı’nın hikayeleri, söyledikleri birbirine karışıyor. Sonu ise sürprizli. Sürükleyici, ritmi hep artan, merak uyandıran bir metin. Sadece biraz soğuk ve edebi lezzeti eksik geldi bana. Yine de kendini okutan, keyifli bir metin.
Şimdi BuradaydıIrmak Zileli · Everest Yayınları · 20251,338 okunma
Reklam