• 220 syf.
    ·2 günde·8/10
    Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin ilmini, eğitimini, bilgisini, hikmetini, hayat felsefesini, sırlarını, kerametlerini, kısacası doğumundan ölümüne kadar bütün hayat hikayesini, Sultan Veled, Sipehlalar Feridun b. Ahmet ve Ahmet Eflaki gibi akraba ve müridlerinden aktarılan bilgilere dayanarak kaleme alınmış güzel bir çalışma olmuş. Mevlana’nın hayatında Şems-i Tebrizi’yle karşılaştığı zaman bir dönüm noktası olmuş. Mevlana’yı Şems ile arasında ki o manevi, o uhrevi birliktelik bütün dünyevi işlerden ve ihtiyaçlarından sıyrılmış okutmayı, öğretmeyi, vaaz vermeyi bırakıp tamamen kendini Allah’a adamıştır. Mevlana’nın Allah’a olan ilahi aşkının doyum noktası, onu o aşka ulaştıran bir köprüydü Şems-i Tebrizi.
  • Bir gün Mevlana, Şems-i Tebrizi’yi evine davet eder. Şems, Celalettin Rumi’nin evine gider ve ev sahibinin ikramını gördükten sonra ona sorar:

    – Benim için şarap hazırladın mı?
    Mevlana hayret içerisinde sorar:
    – Meğer sen şarap içiyorsun, öyle mi?
    Şems cevap verir:
    – Evet.
    Mevlana:
    – Bunu bilmiyordum.
    – Mademki öğrendin bana şarap ikram et.
    – Bu gece vakti şarabı nereden bulabilirim?
    – Hizmetçilerinden birine söyle gidip alsın.
    – Bu iş yüzünden Allah'ın karşısında şeref ve haysiyetim beş paralık olur.
    – O zaman, git kendin al.
    – Bu şehirde beni herkes tanır. Ecnebi mahallesine gidip nasıl şarap alabilirim ki?
    – Eğer bana saygın varsa benim rahatım için bunu yapmalısın. Çünkü ben geceleri şarapsız ne yemek yiyebilir, ne konuşabilir, ne de uyuyabilirim.

    Mevlana, Şems’e olan saygısından ötürü cübbesini omzuna atar, koltuğunun altına büyük bir şişe saklar ve ecnebi mahallesine doğru yola düşer.

    Oraya varıncaya kadar kimse onun ecnebi mahallesine gittiğini düşünmez ama ulaştığında insanlar hayret içinde onu takip etmeye başlarlar ve Mevlana’nın bir meyhaneye girdiğini, bir şişe şarap aldığını ve onu sakladıktan sonra dışarı çıktığını görürler.
    Henüz ecnebi mahallesinin dışına çıkmadan mahalle sakinlerinden Müslüman bir grup onu izlemeye başlar ve sayıları an be an çoğalır ta ki Mevlana’nın imamı olduğu herkesin arkasında namaz kıldığı caminin önüne gelinceye kadar.

    Hal böyle iken kalabalığın içinde bulunan Mevlana’nın rakiplerinden birisi:

    – Ey millet! Her gün arkasında durup namaz kıldığınız Şeyh Celaleddin ecnebi mahallesine gidip şarap aldı…
    diye bağırdıktan sonra Mevlana’nın cübbesini çekip atar.
    Milletin gözü şişededir.
    Adam devam eder:

    – Mümin olduğunu iddia eden, sizin inandığınız bu münafık şimdi şarap almış ve kendi evine götürüyor.
    Sonra Celalettin-i Rumi’nin yüzüne tükürür.
    Ve başına öyle bir vurur ki Mevlana’nın sarığı açılır ve boynuna dolanır.
    Halk, bu sahneyi gördüğünde özellikle de Mevlana’nın sessizliği karşısında kesin olarak Mevlana’nın sahte takva elbisesi altında onları bir ömür boyu kandırmış oldukları kanaatine varır.

    Sonuç olarak ona saldırmak için hazırlanırlar ve hatta öldürmeye niyetlenirler.
    İşte tam o anda Şems birdenbire orada belirir ve haykırır:

    – Ey hayasız insanlar, dini bütün bir insanı şarap içme töhmeti altında bırakmaya hiç utanmıyor musunuz? Gördüğünüz bu şişenin içinde sirke var. Zira her gün yemeğinde kullanıyor.

    Mevlana’nın rakibi bağırır:

    – Bu sirke değil, şarap.

    Şems şişenin ağzını açar ve Mevlana’nın rakibi de dahil olmak üzere oradaki herkesin avuçlarına, şişenin içindeki sıvıdan biraz döker.
    Mevlana’nın rakibi başını döverek Mevlana’nın ayaklarına kapanır ve halk da Mevlana’nın elini öpüp dağılır.

    Sonra, Mevlana Şems’e sorar:

    – Bu akşam beni niçin böyle bir facianın içine sürükledin ve rezil rüsva olmama izin verdin?
    Şems der ki:

    – UĞRUNA GURURLANDIĞIN ŞEYLERİN SERAPTAN BAŞKA HİÇBİR ŞEY OLMADIĞINI ANLAMAN İÇİN.

    Sen bir avuç sıradan insanın saygısının senin için ebedi bir sermaye olduğunu düşünüyordun ama gördün ki bir şişe şarap aldatmacasıyla hepsi yok olup gitti. Senin suratına tükürdüler, başına vurdular ve hatta seni neredeyse öldürüyorlardı. Senin sermayen işte bu kadardı ve bu gece bir anda nasıl yok olduğunu gördün. O halde öyle bir şeye tutun ki zamanın geçmesi ve olayların değişmesiyle yok olmasın.

    Dünya bir HİÇ…
    Ehl-i dünya bir HİÇ…
    Ey HİÇ! Birleşme HİÇ’le bir HİÇ için…
    Ölümden sonra geriye ne kalır, bilir misin?
    AŞK’tır, MUHABBET’tir
    Gerisi tamamen HİÇTİR.

    Bizlerde peşinden koştuğumuz, lüzumundan daha fazla değer verdiğimiz adeta putlaştırdığımız farklı anlamlar yüklediğimiz değerlerimizi tekrar müşahade edelim, aklımızın başına gelmesi için bir musibet beklemeyelim, Mevlananın Şemsi Tebrizi si bizim için de bir ışık olsun hiçlikten ebedi varlığa, ebedî varlıkta var olmaya seraplardan kurtulmaya niyet edelim. Hayatımızı bu yönde tanzim edelim.

    (Alıntı)
  • Mogollarla işbirliği yapan ve Fars kültürüne tutkun Selçuklu seçkin sınıfına hitap eden Celaleddin Rumi ile halk adamı Ahi Evren arasında düşmanlık vardı. Bu düşmanlık Mevlana'nın şeyhi Şems-i Tebrizi'nin katliyle (1247) ilişkilidir.
    Halil İnalcık
    Sayfa 36 - TÜRKİYE İş Bankası Kültür Yayınları 62.Basım
  • 396 syf.
    ·8 günde·Beğendi·7/10
    Ahmet Ümit ~Bab-ı Esrar
    Herkese merhaba
    Ahmet Ümit kitaplarını çok severim daha önce iki kitabını okumuştum. Birincisi Sis ve Gece, ikinci kitap ise Kırlangıç Çığlığı. Kırlangıç Çığlığı efsaneviydi okumayanlar mutlaka okumalı hemen ekleyeyim onu buraya.

    Kitabın yorumuna gelecek olursak eğer, kitap Şems-i Tebrizi ve Mevlana arasındaki ilişkiyi, buna bağlı olarak baba ve kız arasındaki ilişkiyi anlatan bir kitaptı.
    Enteresandı diyebilirim.
    Tabiki Mevlana ve Şems-i Tebrizi arasındaki ilişkiyi biliyordum ama okurken hep bir yandan internetten bakma bilgi edinme gereği duydum ve tabiki Konyaya gitme isteği ile yanıp tutuştum diyebilirim. Kitap bu bakımdan çok iyiydi. Gitmedim ama anlatımı o kadar iyiydi ki Konyayı gezmiş, Şems ve Mevlana hakkında bilmediğim şeyleri öğrenmiş kadar oldum diyebilirim.
    Çok sürükleyici heyecanlı bir kitaptı. Ahmet Ümit seviyorsanız, gizem gerilim seviyorsanız, en önemlisi Konyayı okuyarak feth etmek isterseniz bu kitabı elinize alın derim
    Kesinlikle beğeneceksiniz.
  • 420 syf.
    ·10 günde·Beğendi·9/10
    Mevlana ve Şems-i Tebrizi arasındaki ilahi aşkı bu kitabı okuduktan sonra anlayabildim. Şimdiye kadar okuduğum romanlar içinde beni bu kadar etkileyen hiç olmadı... anlatım muhteşem, hayal gücü muhteşem, Elif Şafak deyince 1 Numara kesinlikle “Aşk”...
  • 320 syf.
    ·Beğendi·9/10·
    Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun etme
    Başka bir yar başka bir dosta meylediyorsun etme
    Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı
    Hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun etme

    Bunlar Şems'in gidişinden sonra Hz. Mevlana'nın kalbinden dökülen nağmeler. Şimdi onlardan geriye aşkı vuslatta gönüllerde kelam-ı mihman kaldı... Şems harikulade mükemmel bir insan,ilticai mesel sözlerin sahibi. Şems gecenin bertarafı,sabahın matemi. Aşkı için herşeyini feda eden adam. Yaşadığı şekilde gösterişsiz ve gizemli bir şekilde göçtü bu alemden.. Mevlana'yı hakikatin kemali sırlarına ulaştıran adam. Şems ve Mevlana.... İkisi de birbirine mabudı deryaydı bir birini tamamlayan Allah dosttu .... Hakikat ilmiyle zuhur etmiş kalpleri titreten, aşkı dostane bir kitap...Huzurlu okumalar diliyorum ..
  • 396 syf.
    ·7 günde·Beğendi·Puan vermedi
    Şaşkınlığım, sürekli hayal kurma isteğim bitmek bilmedi. Öyle ki sırf  duygularımıza o an tercüman oldu diye paylaştığımız şeyler var ya hani Mevlana Celaleddin Rumi 'nin  ve Şemseddin Muhammed 'in o güzel sözleri.. Ah bir de içine girseniz o hikayenin, inanın o duygular daha nelere tercüman olacak. Bunu yaşamak, hissetmek, hayal etmek, kendini Şems-i Parende 'nin yerine koymak öyle uhrevi bir şey ki size anlatamam...

    Mevlana Celaleddin Rumi ; yani Hüdavendigar,  yani Sultanü'l-Ulema 'nın oğlu, yani üvey kızı Kimya ile evlendirdigi Şems-i Tebrizi 'nin gönül dostu.. O, bizim internet aleminden "mevlana derki;" diye okuduğumuzdan çok daha fazlası inanın...

    Şemseddin Muhammed; yani  Tebrizli Şems, yani Melek Dad'ın oğlu, yani Şems-i Parende , yani göğün 4. katının güneşi,  o ki kendine olan güveni, hakikat aşkı "aşık olunmayacak gibi değil ki" dedittiriyor insana...

    Şayet hakikati öğrenmek istiyorsanız bu kitaba geç kalmayın derim..
    Bu arada; Şems ile Mevlana'nın arasındaki gönüldaşlığı farklı şekilde paylaşan bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan şahıslar var ya... neyse içimden söylerim söyleyeceğimi..

    Birde kitapta yazmıyor ama söylemek istedim yine de; Mevlana defnedilirken babasının sandukasının ayağa kalkması hikayesi var ya,öyle birşey yok aslında. Efsane olmuş bir hikaye.. 25 yıldır müze müdürü olarak görev yapan Erol Erdoğan 'dan öğrenebilirsiniz doğrusunu. Şimdi burda yazmayayım.

    Yani diyeceğim o ki dostlar; hakikati öğrenmek istiyorsanız lütfen okumak için gecikmeyin. Satın alamıyorsanız Mersin İl Halk Kütüphanesi'nde mevcuttur efendim esenlikler dilerim.

    #mevlana #şemsitebrizi #AhmetÜmit #BabıEsrar #Konya