• “Aynaya bakınca siz ne görüyorsunuz?”
    “Ben mi? Elimde bir çift yün çorap görüyorum. İnsanın hiç yeteri kadar çorabı olmuyor.”
  • 272 syf.
    ·4 günde·Beğendi·10/10
    Merhaba arkadaşlar. Üzerinden kaç sene geçse de bendeki Harry Potter sevdası bitmeyecek. Ben de detaylı bir inceleme yapayım dedim Uzatmadan başlıyorum.

    Bu yazıyı blogumdan aldım isteyen buradan devam edebilir, isteyen renkli bir yazı ile bloguma bakabilir.
    https://kitaplarbenimhayatim.blogspot.com/...-tas-incelemesi.html


    Not : İncelemede Harry Potter serisinin 7 kitabından da spoiler olacak. Sonra uyarmadı demeyin... Sadece alıntılara bakmak isteyen olursa, alıntıları koyu renkle yazacağım. Hadi başlayalım :)



    Aşırı Full Seri Spoiler



    Dedalus Diggle: İlk defa bu kitapta görüyoruz. Yanlışım yoksa daha sonra Zümrüdüanka Yoldaşlığında da adı geçiyor. Ama ölüm yadigarlarında hepimiz hatırlarız. Dursleyleri korumakla görevli iki büyücüden biri.



    "Hagrid," dedi Dumbledore, rahatlamışa benziyordu. "Sonunda! O motosikleti nereden buldun?"

    "Ödünç aldım, Profesör Dumbledore, efendim. " dedi dev, konuşurken dikkatle motosikletten indi. "Genç Sirius Black ödünç verdi. Onu getirdim, efendim. " (sayfa 20)



    Defalarca söylenmiştir ama ben de söyleyeceğim. Sirius Black ismi ilk defa bu kitapta geçiyor. Evet burada bahsedilen motorsikleti ölüm yadigarlarında görüyoruz.



    >>11 yıldır kutlama yapılmıyor diyor Dumbledore. Demekki Voldemort 11 yıldır terör estirmiş. Ateş Kadehinde Harry 14 yaşında yani Voldemort kayıplara karışmasından 13 yıl sonra geri dönüyor. 11+13=24 yıldır Voldemort yakalanamamış. Bunun sebebini de Melez Prens'te öğreniyoruz :)



    "Sana kim yazar ki?" diye burun kıvırdı Vernon enişte, silkeleyerek tek eliyle açtı mektubu, okumaya başladı. Yüzü trafik ışıklarından daha hızlı bir biçimde kırmızıdan yeşile dönüverdi. O kadarla da kalmadı. Birkaç saniye içinde bayatlamış yulaf ezmesinin gri beyazı oldu. (sayfa 37)


    Harry Potter'ın en sevdiğim özelliklerinden biri de bu: Kitabın akıcı olması ve tam tadında mizah olması :) Bir diğer sevdiğim şey ise Harry Potter'da kendimi bulmam. Mesela ben de Harry gibi zayıfım, ince, uzunum. Teyzem ve eniştem olmasa da üvey annemle benzer koşullarda büyüdüm.

    Dudley evde sevilen biri olduğu için onun yaramazlıkları da hoş görülüyor. Ama Harry sevilmediği için en küçük hatası göze batıyordu. Güzel bir şey yaptığında ise gurur duyulmak bir kenara sanki hiç olmamış gibi veya zaten öyle olması gerekiyormuş gibi davranılıyordu. Harry Potter yalnızlık temasını çok iyi anlatıyor.


    Marge Hala: Azkaban Tutsağında balon gibi şişen Marge halamız :D bu kitapta ilk defa geçiyor. Dursleylere kartpostal gönderiyor, tuhaf deniz kabuklusu yemiş hasta olmuş salak şey :D


    Sayfa 49'da Durleyler vs Hagrid var uzun olduğu için almıyorum. Harry'nin Hagrid ile tanıştığı, Dursleylere gürlediği sahne mükemmeldi :D Harry daha önce hiçbir doğum gününde mutlu olmamıştı. Bu doğum günü ise büyücü olduğunu, Dursleylerden ayrılacağını öğrendiği gün oldu. Bence doğum günleri arasında en güzeli bu olmuştur.


    Pişmanlıkla, "Keşke kendimi tutaydım," dedi, "ama olacağı varmış. Domuza çevirmek istediydim onu, ama zaten domuzun tekiydi, bana fazla bir iş düşmedi. " (sayfa 58)

    Hagrid'den güzel açıklama. :D merak etme Hagrid, aramızda kalacak :))


    Bu kitapta Hagrid'in asası hakkında da bilgi alıyoruz. "meşe, kırk buçuk santim, oldukça esnek" Hagrid'in asası hakkında teori için şuraya alayım.


    https://fantastikcanavarlar.com/...siyesinin-sirri/amp/


    Yine de bi özet geçeyim bu alıntıdan.

    Sırlar Odası'nda kırık bir asanın büyüyle onarılamadığını gördükten sonra Ölüm Yadigarları'nda Harry'nın kendi asasını onarmasıyla gördük ki kırık bir asayı onaracak kadar güçlü bir sihri bir tek Mürver Asa yapabiliyor. Bu da demektir ki Hagrid'in masum olduğuna inanan Dumbledore onun kırılan asasını onarmıştır. Hatta büyük ihtimalle asanın sağlam hali (ya da o an sandığı haliyle parçaları) Harry'nin düşündüğü gibi şemsiyenin içinde değil, şemsiye bizzat asanın Biçim Değiştirme öğretmeni olan Dumbledore tarafından hala sihir yapılabilecek şekilde biçimi değiştirilmiş halidir.

    Bu teoriye göre bu olanlar da Hagrid atıldıktan hemen sonra olmayacak ama. Tom Riddle 31 Aralık 1926 doğumlu; ve Hagrid atıldığında o son sınıftaydı. Buradan hesaplarsak Hagrid'in atıldığı yıl 1942-43, eğer bir yıl geç kaydettilerse 1944. Demek ki bir süre asasız gezmiş; zira 1945'te Dumbledore Grindelwald'tan mürver asayı devralacak.


    Harry yine ilk defa bu kitapta Olivander ile tanışıyor. Burada Harry'nin ve Voldemort'un aynı asalara sahip olduklarını yani otuz dört santim, porsuktan yapılma olduğunu öğreniyoruz. Daha sonra ateş kadehinde bu bilginin ne işe yaradığını göreceğiz. J.K. Rowling her şeyi planlamış yazmış, hayran kalmamak elde değil.


    Albus Dumbledore, Hogwarts Müdürü 

    Birçok kişi tarafından modern zamanların en büyük büyücüsü olarak kabul edilen Profesör Dumbledore, özellikle 1945'te kara büyücü Grindelwald'ı yenmesiyle, ejderha kanının on iki ayrı konuda kullanılışını bulmasıyla ve arkadaşı Nicolas Flamel ile simya konusunda yürüttüğü çalışmalarla ünlüdür. Profesör Dumbledore oda müziğinden ve on lobutlu bowlingden hoşlanmaktadır. (sayfa 95)


    Zırla! Tırla! İncik! Boncuk! (sayfa 112) :D


    Felsefe taşı, serinin ilk kitabı olduğu için giriş kitabı tabiki. Ama J.K. Rowling ilerleyen kitaplarda felsefe taşını unutmuyor. 1. Kitap olsa da tüm kitaplarla bağlantısı var. Ölüm yadigarları ile 12 farklı bağlantısı var. Onu da başka bir yazıda yazacağım takipte kalın :)


    Madam Malkin: Harry ve Malfoy ilk defa burada karşılaştılar. Melez Prens kitabında da aynı karşılaşma tekrar oluyor :))


    Bezir: bezirin ne kadar yararlı olduğunu Harry ilk iksir dersinde öğreniyor. Ama ne yazıkki unutuyor. 6. Sınıfta yani Melez Prenste tekrar öğreniyor ve bu bilgi Ron'un hayatını kurtarıyor. :))


    "Nereye gittiler, Peeves?" diyordu Filch. "Çabuk, söyle bana. "

    "Lütfen" diyeceksin. "

    "Benimle dalga geçme, Peeves, söylesene, nereye gittiler? "

    Peeves'in o sinir bozucu sesi, şarkı söyler gibi, çınladı:

    "Lütfen diyeceksin. Hiçbir şey öğrenemezsin."

    "Peki - lütfen."

    "HİÇBİR ŞEY!  Ha, haaa! Söyledim ya, lütfen diyeceksin, hiçbir şey öğrenemezsin diye. Lütfen dedin, hiçbir şey öğrenemeyeceksin! Ha ha ! Haaa!" (sayfa 145)


    "Yaptığınız işten memnunsunuz herhalde. Hepimiz ölebilirdik - daha kötüsü, kovulabilirdik. Şimdi izin verirseniz, ben yatmaya gidiyorum."

    Ron, ağzı bir karış açık, Hermione'nin arkasından bakakaldı. 

    "İzin senin, " dedi. "Sanki zorla sürüklediydik onu"


    İlk kitapta Hermione'nin Harry ve Ron ile anlaşamaması çok ilginç. Sonradan çok iyi dost olduklarına bakarsan ilk izlenimlerin böyle olması bana her zaman ilginç gelmiştir :))


    Malfoy olmasaydı bunu alamazdım. (sayfa 149) :D


    Wingardium Leviosa (sayfa 158)


    Ama o andan sonra, Hermione Granger arkadaşları oldu. Bazı olaylar vardır, dostluklara yol açar, dört metre boyunda bir ifritin canına okumak da öyle bir olaydı işte. (sayfa 160)


    Vay be işte gerçek dostluk :)  Harry ve Ron'un cesareti, Harry'nin ifritin üstüne atlaması, Ron'un büyü yapması, Hermione'nin arkadaşları için yalan söylemesi...  Hepsi çok iyi. Daha iyi anlatılamazdı.


    Weasley kardeşler birkaç kar topuna büyü yapıp onları Quirrel'in sarığında hoplattıkları için cezalandırıldılar. (sayfa 173)


    Kitabı ilk okuduğumda tabiki anlamamıştım. İşte tekrar okumanın faydaları :)) Fred ve George Voldemort'a kar topu attılar, Fred ve George farkı :))


    "Seninkinin üstünde harf yok," dedi George. "Adını hiç unutmadığını düşünüyor herhalde. Ama biz de aptal değiliz ya -birimizin adı Gred, birimizin Forge." ( sayfa 180)


    Harry düşündü. Sonra ağır ağır, "Ne istediğimizi gösteriyor bize...  Görmek isteğimizi..." dedi. 

    Dumbledore,  "Hem evet, hem hayır, " dedi usulca. "Bu ayna yüreklerimizin derinliklerinde yatan tutkuları, istekleri gösterir bize. Aileni hiç bilmedin sen, onları görürsün. Kardeşleri tarafından ezilen Ronald Weasley, kendisini onlardan üstün görür. Ama bu ayna bizi bilgiye, doğruya götürmez. Gösterdiklerinin gerçek olmadığını bilmeyenler onun önünde eriyip gitmişlerdir ya da akıllarını kaçırmışlardır.

    "Ayna yarın yeni bir binaya götürülücek, Harry,  bir daha gidip bakma ona. Günün birinde karşına çıkarsa da, hazırlıklı ol. Düşler dünyasına dalıp gerçek dünyayı, yaşamayı unutmak doğru değildir, unutma bunu. Hadi, şimdi o eşsiz pelerini sırtına geçir, yatağına git. "

    ...

    "Ayna'ya bakınca siz ne görüyorsunuz? "

    "Ben mi? Elimde bir çift yün çorapla kendimi görüyorum. " (sayfa 190)

    Harry'nin Dumbledore'a sorduğu tek kişisel soru. Bunun cevabını ta ölüm yadigarlarında öğreniyoruz...

    Bu arada kelid aynası ve tüm seri hakkında yazılmış en güzel yazıyı da okumanızı tavsiye ederim. Buyrun


    https://fantastikcanavarlar.com/...ynasindan-bakin/amp/


    Ron ile Hermione satranç oynuyorlardı. Hermione sadece satrançta eziyordu, Harry'yle Ron da bunun ona iyi geldiği düşünüyorlardı. (sayfa 192)


    Çok iyi ya :))


    Harry okulun en sevilen, en beğenilen insanlarından biriydi, ansızın en nefret edilen kişi olup çıkıvermişti şimdi. (sayfa 216)


    Bu işler böyle. İnsanlar gerçeğin ne olduğunu bilip bilmeden hemen yargıya varırlar. Geriye sadece dostların kalır...

    Ama Harry bunu ilk burada ilk defa yaşasa da zamanla alışıyor bu durumlara. Seride bu gibi durumlarda birçok defa karşılaşıyoruz. Sırlar odasında, ateş kadehinde, zümrüdüanka yoldaşlığında en çok da ölüm yadigarlarında.


    Firenze beni kurtardı, ama bunu yapmaması gerekirdi... Bane çılgına döndü... Gezegenlerin işine karışılmamalıymış... Gezegenler Voldemort'un beni öldürmesine engel olmamalıymış, Bane öyle düşünüyordu...  Sanırım bu da yıldızlarda yazılı. " (sayfa 230)


    O zaman anlamasak da ölüm yadigarlarında anlıyoruz. Aslında Bane doğru tahmin yapmış aslında. Sadece 6 yıl yanlış hesaplamış :))


    "Şeytan Kapanı, Şeytan Kapanı... Profesör Sprout ne demişti? Karanlıktan, nemden hoşlanır - "

    Boğulurcasına, "Ateş yak öyleyse! " diye bağırdı Ron. "SEN BÜYÜCÜ MÜSÜN, DEĞİL MİSİN? 

    "Sahi! " dedi Hermione, asasını çıkardı,  ... (sayfa 245)


    Bu alıntıyı unutmayın. Ölüm yadigarlarında Hermione cevabını veriyor :))


    Biliyor musun, pek de öyle harika bir şey değildi Taş. Dilediğin kadar para, dilediğin kadar yaşam! Birçok insanın hemen isteyeceği iki şey -asıl sorun, insanların kendileri için en kötü şeyleri isteme tutkuları. (sayfa 262)


    Dumbledore'dan özlü sözler olmazsa olmaz.  :) Felsefe taşı çocuk kitabı olarak geçse de çok önemli bir konuya el atıyor. Gerçek hayatta elbette felsefe taşı yok. Ama insanlar sanki hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyorlar. Paraya çok değer veriyorlar. Ama çok daha önemli şeyler var hayatta : Dostluk gibi. İşte Harry-Ron-Hermione'nin ölümsüz dostluğunu Felsefe Taşında görüyoruz.



    Annen seni kurtarmak için öldü. Voldemort'un anlamayacağı bir şey varsa, o da sevgidir. Annenin sana olan sevgisi kadar güçlü bir sevgi ne derin izler bırakır, bunu anlayamaz. Yara izine benzemez bu, gözle görülmez...  Böylesine yürekten sevilmek, seven insan gitse bile, bizi sonsuza kadar korur. Tenine işlemiştir bu. Quirell'in içi nefret, hırs, tutku doluydu, ruhunu Voldemort'la paylaşmıştı o; sana o yüzden dokunamadı. Güzelliklerle yaratılmış birine dokunmak onun gibilere acı verir.  (sayfa 263)


    İşte Harry Potter'ı sevmemin asıl nedeni bu. Tüm olan biteni çözecek olan şey bu: sevgi.


    "Türlü türlü cesaret vardır, " dedi. "Düşmanlarınıza karşı koymak yürek ister, ama dostlarımıza karşı koymak da yürek ister. " (sayfa 269)


    Yaşamdı bu, insanın her dileği gerçekleşmiyordu. (sayfa 271)

    Hayat işte, her istediğimiz olsa da güzel olmazdı tabi.



    Bu arada felsefe taşında Harry'nin aldığı hediyeler

    >>Görünmezlik pelerini

    >>Mrs Weasley'den tatlı ve Weasley kazağı

    >>McGonagall'dan Nimbus 2000 süpürge

    >>Hedwig

    >>Ailesinin fotoğraf albümü


    Daha da var da en güzellerini yazdım :) bunlar seride de önemli hem.


    Kitabın sonunda Harry, Dumbledore'a Voldemort'un küçükken onu neden öldürmek istediğini soruyor. Dumbledore cevap vermiyor, veremem diyor. O cevabın kehanet olduğunu ta 5. Kitapta öğreniyoruz...


    Genel yoruma geçiyorum artık. Baya yazdım ama toparlamak lazım :) Harry Potter ve Felsefe Taşı yazıldığında J.K. Rowling tam 12 yayınevinden red yemiş. 13. yayınevi kabul etmiş ve kitap o senenin en iyi çocuk kitabı seçilmiş. Başlangıç kitabı olduğu için aklımızda bolca sorular oluyor. Bu kitaptan ne öğrendik  (kurgu olarak)


    >>Hagrid'in dediği gibi her şey Voldemort ile başlıyor.

    >>Voldemort'un korktuğu tek kişi Dumbledore deniliyor.

    >>Voldemort nasıl olduysa Harry'yi öldüremiyor. Harry o yüzden ünlü. Ama yine o yüzden Dursleylerle kalmak zorunda.

    >> 11 yaşına gelince Harry büyücü olduğunu öğreniyor. Hogwarts'ta kendine yeni bir yuva buluyor. İlginç dersler, yorucu-eğlenceli Quidditch antremanları, maçları, arkadaşlar, güzel dostluklar derken Harry güzel vakitler geçiriyor.

    >>Harry, Ron ve Hermione bir süre sonra felsefe taşını öğreniyorlar. Snape'in çalmayı düşündüğünü sanıyorlar ama kafasında Voldemort olan Quirrell çıkıyor.

    >>Voldemort ile tekrar karşılaşan Harry'nin şansı yaver gidiyor. Felsefe taşı da yok ediliyor.

    >> Bu kitaptaki en önemli soru Voldemort, Harry henüz 1 yaşında iken neden Harry'ye saldırdı? Neden Harry'yi öldüremedi? Bunların cevabını 5. Kitapta öğreniyoruz...