• Düşünce suçu işliyoruz. Ben,sen,o hepimiz.

    Durdurulamayan bi suç.

    Sonsuz bi suç...
  • Hatırlayın, daha önce öç almaktan bahsettim(Siz herhalde anlayamadınız). "İnsan öç alır çünkü bunun adil olduğunu düşünür," demiştim. Demek ki, o ilk gerekçeyi, temeli bulmuştur: Adalet. Her açıdan huzur içindedir, dolayısıyla, şerefli ve adil bir tavır içinde olduğuna inanarak huzurla ve başarıyla öcünü alır. Ama ben burada bir adalet de, erdem de görmüyorum, dolayısıyla sırf öfkemden öç alıyorum. Öfke elbette her şeyi, tüm şüphelerimi açıklayabilir, böylece de ilk gerekçe yerine geçebilir,çünkü aslında bir gerekçe değildir. Ama ya kızgınlık bile duymuyorsam ne yapabilirim(ben demin bununla başlamıştım zaten)? Kızgınlığım yine bu kahrolası bilinç yasaları nedeniyle kimyasal çözülmeye uğruyor. Bir bakıyorsun konu uçup gidiyor, nedenler buharlaşıyor, suçlu bulunamıyor, hakaret artık hakaret olmaktan çıkıyor, diş ağrısı gibi bir nevi kadere dönüşüyor ve dolayısıyla kişiye yine duvarı canını acıtacak kadar yumruklamak şeklindeki aynı çıkış yolu kalıyor. Ancak, "Adam sen de" anlamında elini sallıyorsun, çünkü ilk gerekçeyi bulamadın. Şimdi bu duygunu körlemesine, düşüncesizce, bilincini susturarak, bir başlangıç gerekçesi bulmadan yaşa; çaresizce oturmamak için nefret et veya sev. En geç bir gün sonra, bile bile kendini kandırdığın için, kendi kendini hor görmeye başlarsın. Sonuç ise sabun köpüğü ve atalet olarak ortaya çıkacaktır. Ah baylar, belki de hayatımda hiçbir şeye başlamayıp hiçbir şeyi de bitiremediğim için kendimi akıllı sanıyorum. Bırakın ben de, hepimiz gibi zararsız, can sıkıcı bir geveze olayım. Her akıllı insanın doğrudan ve biricik amacı gevezelik, yani bilinçli olarak havanda su dövmekse başka ne yapabiliriz ki zaten?
    Dostoyevski
    Sayfa 16 - İthaki Yayınları
  • "Ve bizler, size inat var olmaya devam edeceğiz. Evet biz siz ayrımı yapıyorum; çünkü siz KATİLSİNİZ!"

    Aşağıdaki yazıyı, Twitter'da "kült ablası" lakabıyla yazan bir profil paylaşmış. Kendisine teşekkür ediyorum.

    EVET, HİÇBİR LİNÇÇİNİN, YARGISIZ İNFAZCININ, İNSANLARI ALÇAKÇA HEDEF GÖSTEREREK İNTİHARA AZMETTİREN HİÇBİR YARATIĞIN BAHÇESİNDE ÇİÇEK AÇMASIN.

    "Merhaba herkese.

    Sibel'i vaktinde yakından tanıyan birisi olarak birkaç kelam etmek istiyorum size. Özellikle de kalpsiz, merhametten yoksun ve ön yargı dolu düşünceleri olanlarınıza... Bugün haberi gördükten sonra hunharca ağladım. Son fotoğraf gözümden gitmedi. Sakinleştirici alıp uyudum. Hiçbir habere bakmadım. Yarım saat önce komşuya geldim, o söyledi Twitter'ın ne kadar acımasız olduğunu... Bir bakayım dedim. KANIM DONDU. Biz ne ara bu kadar gaddarlaştık? Dayanamayıp yazmak istedim ben de...

    Bursa'da üniversite okurken sivil toplum alanında çalışıyordum, Sibel'le tanışmamız bu sayede oldu. Yalan olmasın, 2-3 sene kadar önceydi sanırım. Belediyenin psikolojik danışmanlık hizmetinden yararlanıyordu kendisi. Psk. Danışman da yakın bir arkadaşımdı zaten.

    Gel zaman git zaman Sibel beni orada gördükçe benimle yakınlaşmaya başladı. Çok saf, hor görülmüş, gerçekten bir insanın duymaması gereken sözleri gerek ailesi gerek akranları tarafından duymuş bir kızdı. Sosyal medyadan takipleşmeye başladık sonra...

    Seansa geldiği yer benim yaşadığım yere yakın, ailesiyle yaşadığı yere uzaktı. O yüzden seansa gelmeden önce bana yazardı müsait miyim diye... Seans sonrası yürüyüş yapardık, konuşurduk; Sibel defalarca benim evimde yemek yemiş bir insandı. Hayatını anlatırdı bana.

    Sibel şiiri çok severdi, ezberinde bir sürü şiir vardı. Divan Edebiyatı mı Cumhuriyet Dönemi mi tartışmasını çok yapardık. Edebiyat âşığı birisiydi, kitaplardan konuşmayı çok severdi. Eminim sizin hayatınızda gördüğünüz kitaplardan daha çoğunu okumuştur sığdırdığı hayatına.

    Bir erkek arkadaşı vardı, çok sevdiği... Onu anlatırdı. Diyemezdim tabii, "Adam seni kullanıyor," diye. Kibarca gözünü açmaya çalışırdım. O kadar sevgi görmemişti ki, inanırdı gerçekten ona el uzatan herkese... Çok saf bir kalbi vardı Sibel'in.

    Bir gün çorba yaparken, adama yazdığı şiirleri okumuştu bana hatta. Adamın onu terk ettiğini anlatıp ağlamıştı kucağımda. "KİMSE BENİ SEVMEYECEK BİLİYORUM. KİMSE BENİ SEVMİYOR; ABİM BİLE, AİLEM BİLE..." diyerek hem de...

    Bana üniversite hayatının nasıl olduğunu sorardı hep laf arasında. Ortaokulda yaşadığı zorbalıkları anlatırdı. Lisede, beden eğitimi dersinde, soyunma odasındayken kızların Sibel var diye soyunmadığını, kendisini dışarı çıkarttıklarını anlatırdı.

    Evime çok insan gelip gidiyor mu diye sorardı; üniversitede arkadaşlar gerçekten arkadaş mı diye sorardı. Sanat tarihine ve yakın tarihe çok meraklı ve ilgili biriydi Sibel. Çok kültürlüydü. Bulduğu her şeyi okumak isterdi. Kütüphaneye giderdi. Felsefeye ilgisi vardı.

    Şimdi burada Meryem Ana ayaklarına yatmayın, şov yapmayın Sibel cinsel içerikli şeyler paylaştı diye... Hepimiz seks nedir, cinsellik nedir merak ettik. Sibel de bizim gibi merak ediyordu, bu konularda da konuştuk çok. Hiçbir insanın, hiçbir kadının cinsel hayatı sizi İL Gİ LEN DİR MEZ.

    Sibel de kendi bedenini tanımaya başladığı yaşlardaydı. Okulda (okul dediğim şey LİSE) akranlarının gelip O'na, "Çok çirkinsin, seni kimse .ikmeyecek," dediğini anlatırdı bana.

    Cinselliği tek bir taraf üzerinden görüp, diğer tarafı aşağılamak SİZİN SORUNUNUZ zaten.

    Bir keresinde, "Yağmur, neden bu kadar acımasızlar? Ben onları arkadaşım olarak görüyorum ama onlar beni hiçbir zaman sevmiyor," demişti. Bunu dediğinde henüz lisede olan birini düşünün. Sibel Ünli'nin ölümü, tek seferde olan bir şey gibi geliyor size değil mi?

    Sizler; kafanızdaki tabularla, öğrenilmiş baskılarla, toplumun size kanıksattırdığı rollerle hayatta kalmaya çalışan zavallı, ön yargı dolu insanlar! Sibel akranları gibi bir kahve içmeye Starbucks'a gitmek istemesin miydi? Soruyorum size.

    Ben de bira içiyorum. Ölmeyi hak mı ettim bira içiyorum diye? Size mi kaldı ulan bir yaşamın devam edip etmemesini sorgulamak? Kaldı ki Sibel, yaşadığı onca psikolojik ve maddi şiddete rağmen mizah yapmayı seven birisiydi. Gülerdi. "Dişlerim ayrık biliyorum ama seviyorum gülmeyi," derdi bana. Sizler, DİŞLERİ AYRIK OLDUĞU İÇİN SİBEL'E, "GÜLME SEN," DİYEN İNSANLARSINIZ.

    Sibel SİZE RAĞMEN kendini sevmeyi öğretmişti kendine.

    Sibel'in telefonu yoktu mesela lisede. Dalkavuğun biri 'telefonunu satıp yemek yeseymiş' demiş. Sibel zaten zorluk içinde okudu, biliyorum ben. Üniversiteye gidince her şeyin düzeleceğine inanırdı, o umudunu hep taşırdı. SİZ O UMUDU ÖLDÜRDÜNÜZ.

    Sibel fiziksel olarak dayak da yerdi. Bunu kaçınız biliyor?

    Oturduğunuz yerden, atılan iki tweet'e göre hayat yargılamak kolay tabii. Aslansınız lan siz, kaplansınız, afffferin size. Yargılayın da yargılayın. Bu intiharın tek seferlik bir şey olduğunu sanmayın.

    Sizin yüzünüzden oldu bu!

    Sizin öğrenilmiş ve yıkmadığınız yargılarınız, egonuz yüzünden oldu. Gece nasıl rahat uyuyabileceksiniz? Bu, Sibel'in ilk intihar girişimi değildi bu arada... Siz, Sibel'in ve daha nicesinin katillerisiniz.

    Bahçenizde çiçek açamasın sizin!

    Siz, Sibel'imin okuduğu kitapların altında boğulmaya bile layık değilsiniz. Üniversiteye gittiğinde de yazışmaya devam ettik biz Sibel'le... Yeni şeyler öğrenmenin O'na verdiği hazdan bahsederdi sürekli bana. Yok votka demiş, yok kahve içmiş. SİBEL'İN TIRNAĞI OLAMAZSINIZ ULAN SİZ.

    Yazmasam içimde kalacaktı. Siz gidin klavye artistliği yapın, Sibel'in acısını bize bırakın. Yaşarken saygınız ve sevginiz olmadı, bari ölüsüne saygınız olsun da laf etmeyin.

    Şu an Sibel geldiğinde hep oturduğu tekli koltukta oturuyorum. Sana sözüm olsun Sibel, çok çabalayacağım yaşatmak için... Başka bir dünya mümkün çünkü...

    Ve bizler, size inat var olmaya devam edeceğiz. Evet biz siz ayrımı yapıyorum; çünkü siz KATİLSİNİZ!

    BAHÇENİZDE ÇİÇEK AÇMASIN!"
  • O da haklı, ben de haklıyım, sen de haklısın.
    Hepimiz haklıyız. Peki evlat, haksız olan kim?
  • 129 syf.
    ·2 günde·Beğendi·9/10
    Merhaba ,
    Bu benim ilk kitap incelemem olacak ,o yüzden belli bir üslup oluşturamadım henüz .Zamanla oluşur diyor ve incelememe başlıyorum .Gogol deyince aklımda olan ve internetten bulduklarımı şöyle bir sıralayayım .Bu bilgiler bana kitabı incelerken yön gösterecek .
    1-)Gogol ,Ukrayna ‘da orta halli bir toprak sahibinin oğlu olarak bir köyde dünyaya geldi.
    2-)Çok küçük yaşta babasız kaldı .
    3-)Çocukluğunun geçtiği köyde çiftlik sahipleri ile köylüler arasında yaşanan sorunlara ,geçimsizliklere bizzat şahit oldu
    4-)Petersburg ‘da bir süre devlet dairelerinde Memur olarak çalıştı ve bu büyük şehirde yaşamanın zorluklarını ,memurların hayatlarını görme imkanı buldu.
    5-)Gogol her nerede olursa olsun hep edebiyatla iç içe oldu .Şiirler ,öyküler ,tiyatro metinleri yazdı .
    6-)Edebiyat dünyasında da özel hayatında da Puşkin ile olan yakınlığı önemlidir.
    7-)Realizmin etkisinde kalmış ve eserlerinde hiciv ,mizah ,devlet çalışanlarına vs.gönderme yapmayı hiç ihmal etmemiştir.
    8-)Palto adlı öyküsü popülerdir .Nitekim Dostoyevski’nin hepimiz Gogol’un paltosundan çıktık şeklinde bir ifadesi vardır .Okumadıysanız kesinlikle tavsiye ederim.
    9-)Yazdığı müfettiş adlı tiyatrosu nedeniyle büyük tepki toplar çünkü bu tiyatro eseri devlet bürokrasisini komedi başlığı altında inanılmaz derecede hicvetmektedir .
    10-) Gogol ‘un hayatı ruhsal bunalımlarla geçmiştir.Bunda Puşkin in ölüm haberini alması ,yazdıklarının içeriğinin genelde hiciv olması nedeniyle kendisinin epey eleştirilmesi vs.Nitekim 43 yaşında hayata veda etmiştir .
    Arkadaşlar ben bu bilgiler ışığında kitaba bakınca çok daha fazla şey fark ettim .Bu kitap komedi türünde yazılmış bir tiyatro metni evet ama içinde ne var biliyor musunuz o dönemin bürokrasisinin kokmuşluğu var ,adam kayırma , kişisel çıkar uğruna çalışma ahlakını kaybetme var .Ben senin işini göreyim sen de benimkini gör anlayışı var.Rütbe yükseldikçe insanları aşağılama ,insanları statüsüne göre sınıflara ayırma ,Halkın sorunlarını gözardı etme var .Herkesin birbirini kandırdığı ,yüzüne güldüğü ama çıkarı uğruna birbirini arkadan vurduğu gerçeği var.Gogol bunu nerede mi gördü çocukluğunu yaşadığı köydeki insanların yüzlerinde, sevmeyerek çalıştığı memurluk hayatında devlet dairelerinde ,Petersburg gibi büyük bir şehrin sokaklarında zengin ile fakir arasındaki farkta vb.Bu yüzden müfettiş sahnede gösterildiğinde büyük tepki topladı ,bu yüzden Rusya dan ayrılmak durumunda kaldı .Kesinlikle eseri okumanızı tavsiye ediyorum ayrıca palto ,burun adlı öykülerini de okumanızı öneririm .Buraya kadar okuyan herkese teşekkürler :)
  • “Biz,hepimiz,sürekli değerli bir şeyleri kaybediyoruz” dedi zil kesildikten sonra. “ Önemli fırsatları,olasılıkları,bir daha yerini asla dolduramayacağımız duyguları. Hayatta olmanın bir anlamı da bu işte. Fakat kafamızın içinde,ben kafamızın içinde olduğunu sanıyorum,öyle şeyleri bellek haline getirebilmemiz için küçük bir oda var. Herhalde, kütüphanenin depo kısmı gibi. Dahası,bizler kendi yüreğimizin ne durumda olduğunu doğru şekilde takip edebilmek için,sürekli arama kayıtları yapmak zorundayız. O odayı temizlememiz,havalandırmamız,çiçeklerine su vermemiz de gerekiyor. Başka bir deyişle,sen sonsuza kadar kendi kütüphanende yaşayacaksın.”
  • "Biz, hepimiz, sürekli değerli bir şeylerimizi kaybediyoruz" dedi zil sesi kesildikten sonra. "önemli fırsatları, olasılıkları, bir daha yerini asla dolduramayacağımız duyguları. Hayatta olmanın bir anlamı da bu işte. Fakat kafamızın içinde, ben kafamızın içinde olduğunu sanıyorum, öyle şeyleri bellek haline getirebilmemiz için küçük bir oda var. Herhalde kütüphanenin depo kısmı gibi. Dahası, bizler kendi yüreğimizin ne durumda olduğunu doğru şekilde takip edebilmek için, sürekli arama kartları yapmak zorundayız. O odayı temizlememiz, havalandırmamız, çiçeklerine su vermemiz de gerekiyor. Başka bir deyişle, sen sonsuza kadar kendi kütüphanende yaşayacaksın.