SEN bu şiir’i okurken BEN başka bir şiir’de olacağım 📝

Hayalinde Yarattığı Sevgiliden Mektuplar Alan Şair: Cahit Sıtkı Tarancı
Cahit Sıtkı Tarancı, Diyarbakır’dan İstanbul’a okumak için gelir. Galatasaray Lisesi’nde öğrencidir. İçinde bulunduğu yalnızlık halinin verdiği ilhamla kendine hayali bir sevgili yaratır ve onun ağzından kendi kendine mektuplar yazar.
"Galatasaray Lisesi’nde idim. Arkadaşlarımın çoğu varlıklı, iyi giyinen, gösterişli çocuklardı. Ben giysem, onlar gibi kendime yakıştıramaz, pısırıklıktan kurtulamazdım. Çoğunun ceplerinde güzel, fettan kızlardan gelmiş mektuplar, resimler bulunur; övüne övüne bunları birbirlerine okuyup gösterirlerdi. Onların bu başarılarını gördükçe içim içimi yerdi. Geceleri yatakhanede pısır pısır, bu çeşitten kahramanlıklar anlatıldıkça benim gözüme uyku girmezdi…”
Bu üzüntüsü içten içe büyümeye başlar. Kendi inceliğinin farkındadır fakat bu durumu mutluluğa dönüştürecek imkanı bir türlü bulamaz.
“…Ben bunların çoğundan daha derin, daha duygulu, daha anlayışlıyım; üstelik bazı dergilerde şiirlerim de çıkıyor. Onlardan eksiğim yok, fazlam var. Hal böyle iken neden benim de kız arkadaşlarım olmuyor?” yollu tasalarla, sabahlara kadar yastığımda döner bire dönerdim…”
Yazar, kendince bir arayış tutturur. Günleri yalnız ve sevgisiz geçmektedir. Hayaller kurmakta, içten içe o hayali aramaktadır.
“…Tatil ya da paydos oldu mu, bu hızla okuldan dışarı fırlar, Tünel’le Taksim arasında melil mahzun mekik dokurdum. Ama faydasız, yine de okula eli boş dönerdim. Bu, uzun süre böyle gitmişti. Baktım ki, bu işin sonu yoktu. Arkadaşlarıma karşı da, kendime karşı da zor durumda kalıyordum. Nihayet buna bir çare buldum. Kafamda, kendi zevkime göre bir sevgili yarattım. Ona boy pos verdim, kaş göz düzdüm, adını koydum. Artık benim de hiç değilse arkadaşlarıma anlatacak bir “kızım” vardı. Anlatmaya da başladım. Yalnız ne var ki, bunu belgelendirmek gerekiyordu…”
Nihayet onu mutlu edecek bir çözüm bulur. Hayalinde bir sevgili yaratacak ve o sevgiliden kendine mektuplar yazıp postalayacaktır. Vakit kaybetmeden bu düşüncesini gerçekleştirir.
“…Bir gece, kuytu bir köşede yazımı değiştirerek, özene bezene, bu düşten sevgilimin ağzından, kendime bir mektup yazdım. Beşiktaş postanesine gidip, oradan adıma postaladım…”
Düşündüğü gibi olmuştur. Hayali sevgiliden gelen mektup, gerçek bir sevgiliden gelmiş gibi mutluluk vermiştir. Ayrıca arkadaşlarının da ona inanmasını sağlamıştır.
“…Mektubun elime geçtiği günkü heyecanımı anlatamam. Bu gerçekten sahici bir kızdan gelseydi, ancak o kadar duygulanırdım. Bir süre sonra bu mektupları arkadaşlarıma okurken onlar, “Cahit, sen tam dengini bulmuşsun. Sen şair, o şair… ” diyorlardı…”
Hayali sevgiliden gelen mektuplar aylarca devam etmiş ve Cahit Sıtkı’yı içindeki mutluluğa ulaştırmıştır. Ancak yazar, mektubunda da belirttiği gibi kendi kendine vefasızlık ederek mektup yazmayı bırakmıştır.
“…Sonunda galiba ben vefasızlık ettim. Mektuplaşmayı kestim.”
Otuz Beş Yaş Şiiri, “Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız/ Hatırası bile yabancı gelir” dizesiyle yaşadığı gençlik aşkının itirafı gibidir biraz da.

Yasin Bahçeci, Şanzelize Düğün Salonu'yu inceledi.
14 May 20:57 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Öncelikle Tarık Tufan ı biz sizden öğrenecek değiliz. :) Evvela biz onu Ülke Tv de yayınlanan Meksika Sınırı programıyla, o büyülü sesi ve Anna Şiiri ile tanıdık. Kraliçenin Pireleri, Kekeme Çocuklar Korosu, Ve Sen Kuş Olur Gidersin ve Bir Adam Girdi Şehre Koşarak kitaplarıyla tanıdık.
Bu kitabında ise Üstad çıtayı biraz yukarı taşımış durumda. Babası şeyh olan kahramanımız bir sevda uğruna oradan oraya savrulurken biz de onun peşinden gider her tökezlediğinde onu kaldırmaya çalışırız; zira o bizden biridir. Okurken aç kalır,parasız kalır hatta gönüllü donör dahi olur.
Evine sığınan ve zor durumdaki arkadaşına hayır diyemez. Ve film belki de orada kopar. Bay X sonunu bile bile kapısına gelen garipleri geri çevirmez. Nihayet o kapı son bir defa daha açılır.

Sen bu şiiri okurken
ben belki başka bir şehirde
ölürüm...

Behçet Aysan

Siyabend*, bir alıntı ekledi.
08 May 12:42 · Kitabı okudu

sen bu şiiri okurken
ben belki başka bir şehirde
ölürüm.

Düello, Behçet Aysan (Sayfa 204 - Kırmızı Kedi)Düello, Behçet Aysan (Sayfa 204 - Kırmızı Kedi)

sen bu şiiri okurken
ben belki başka bir şehirde
olurum kötü geçen bir güzü
ve umutsuz bir aşkı anlatan rüzgarla savrulan
kağıt parçalarına
yazılmış dağıtılmamış
bildiriler gibi uzun bir yolculuğa hazırlanan
yalnız bir yolculuğa.çünkü beyaz bir gemidir ölümsiyah denizlerin hep
çağırdığı batık bir gemi sönmüş yıldızlar gibidir yitik adreslere benzer
ölüm yanık otlar gibisen bu şiiri okurken
ben belki başka bir şehirde
ölürüm..
-Behçet Aysan-

Sen bu şiiri okurken
Kim yazmıştı hangi kitapta görmüş not almışım ve nasıl olmuştu da ben bu şiiri seslendirmiştim hatırlamıyorum ama enstrumanın hala cazibesini kaybetmediğini söyleyebilirim ve bu da günün son şiiri olsun istedim.

https://soundcloud.com/...bu-siiri-okurken-mfb

Esther. Sema, bir alıntı ekledi.
20 Nis 22:54 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

sen bu şiiri okurken
ben belki başka bir şehirde
ölürüm.

Düello, Behçet Aysan (Sayfa 192 - Kırmızı Kedi Yayınevi- 3. Baskı)Düello, Behçet Aysan (Sayfa 192 - Kırmızı Kedi Yayınevi- 3. Baskı)

SEN BU ŞİİRİ OKURKEN
Ben çoktan bu şehirden gitmiş olacağım... 
Artık ne özlemlerimi duyacaksın
Ne de telefonların çalacak gece yarısı... 
Seni sana, 
Beni, bir akıl hastanesine bırakıp gideceğim bu şehirden. 
Nasılsa, kavuşamadım sana, 
Nasılsa dudaklarının kıyısına varamadım. 
Nedense bütün çıkmaz sokaklar adresim oldu, 
Ve nedense bütün kırmızı ışıkları üzerime yaktım... 
Ne ettimse, ne yaptımsa bir türlü sana yar olamadım... 
İşte çıkıp gidiyorum hayatından, 
İşte seni de sana bırakıp gidiyorum... 
Artık pusulam hasreti, 
Saatim yalnızlığı, 
Ve takvimler sensizliği gösteriyor bana, 
Neylersin yolcu yolunda gerek... 
Belki bundan sonra, 
Belki senden sonra, 
Adam olur bu asi yürek, 
Dersini alır da bu sevdadan, 
Bir daha boyundan büyük denizlere asılmaz kürek... 
Yarın bu saatlerde, 
Ben yollarda olacağım, 
Sen kimbilir kaçıncı uykuda, 
Masal mavisi bir rüyada, 
Ve elbette o korsan yüreğin yine pusuda 
Oysa, oysa ilk defa sesimi duyamayacaksın 
Sitemlerin sahipsiz, soruların cevapsız kalacak 
Belki ilk defa içini kemirecek yokluğum, 
Tanımadığın bir korku içini kaplayacak, 
Ve ilk defa kendinle hesaplaşacaksın, 
Ne oldu? 
Ne oluyor? 
Ne olacak? 
Sonra bir gözün kör, 
Bir kulağın sağır, 
Bir ayağın kırık, 
Bir kolun kesik düşeceksin yollara, 
Yani baştan başa yarım, 
Yani baştan başa eksik, 
Bütün duvarlar üstüne yıkılacak, 
Belki ilk defa unutuldum diyerek için sızlayacak, 
Ve sen, ve sen bu şiiri okurken
Ayrılığımız çoktan başlamış olacak... 
Belki de tek tesellin, 
Belki de son tesellin, 
Sana yazdığım bu son şiir olacak, 
Sakın unutma, bütün şehirler uyur İstanbul uyumaz, 
Ve bir gün bütün sevenler unutur sen
Ama bu şair yürek asla unutmaz!...