• Ask nedir, ne degildir, ask sandigimiz gercekten ask midir, degilse nedir?
    Insanoglu dogasi geregi bir partner arayisi icindedir, farkinda olsa da olmasa da.. Zira eril disiyi, disi de erili arar durur tam olmak icin, bir olmak icin..
    Lakin burada atlanan ufak ama onemli bir detay vardir. Eril, erilliginin, disil de disilliginin farkina varmadan birbirine ulasmasi, birbiri ile tam olmasi neredeyse imkansizdir. Bu nedenledir ki gunumuzde bircok iliski bagimli, kosullu, beklentili, yeni neslin tabiriyle "sayko" iliskilerdir.
    Iki karsi cins birbirini gordugunde arada bir etkilesim, elektriklenme olmasi gayet normaldir, dogaldir. Ama belli bir noktaya kadar kisiler birbirlerinin korkularinin, kaygilarinin,toplumsal yanilgilarinin birer yansimasindan baska bir sey degildir. Ama biz insanlar oyle anlamlar yukleriz ki karsimizdakine o anlamlar gecerliligini yitirdiginde, tabiri caizse bizi ters koseye yatirdiginda ver elini isyan ver elini veryansin.. Yasanan hormonal reaksiyonun adina "ask" deriz ve bu ismin hukmu gectiginde olmayan askin istirabini cekeriz.
    Asik olmak icin evvela ask olanda kaybolmak, daha da ote ask olmak gerekir.
    Tum zanlardan, korkulardan, kaygilardan, kiskancliktan, ofkeden yani seytandan( ego/nefs) kurtulup Var Olan tek seye (Allah) kalben baglanmak gerekir.
    Zira O an geldiginde O'ndan baskasi yoktur gozune gorunen.. Sen zaten artik ask olmussundur.. Onune cikan her seye, herkese askla bakar, onu askinla kutsarsin.
    Ozetle: Hayatinda birini sevecegim, biri beni sevsin diye ugrasma..
    Sen evvela bir kendini sev, gerisi zaten gelecektir.
    ASK ola.. ❤
    M.Y
  • " Vardır Derun'ün içre senin Sen'den ayru Sen!
    Ol " senden ayru sen " kim ola? Bilemedin mi? Ben! "
  • LEYLİM - LEYLİM

    Leylim - leylim dünyamızın yarısı
    Al - yeşil bahar,
    Yarısı kar olanda
    Gene kavim - kardaş, can - cana düşman,
    Gene yediboğum akrep,
    Sarı engerek,
    Alnımızın aklığında puşt işi zulüm
    Ve canım yarı geceler
    Çift kanat kapılarına karşı darağaçları,
    Mahpusanede çeşme
    Yandan akar olanda,
    Gelmiş yoklamış ecel
    Kaburgam arasından.
    Yoklasın hele...

    Çağıdır, can dayanmaz,
    Çağıdır, en çatal, en ası,
    Cehennem koncası memelerinin.
    Çağıdır, kırk gün - kırk gece
    Kolların boynuma kement,
    Ha canım kötüye inat...
    Vah ki ne desem,
    Kurşunları namlulara sürülü,
    İ'kelleri kan,
    Baskıncılar uykumuzu yıkar olanda,
    Alır yüreğim:

    Yankın yasak, aynalara.
    İnemem bahçende talan,
    Tam, boş yanı bu, derim namussuzun,
    Tam, bıçağım cehennem gibi güzelken,
    Aklıma düşüyorsun
    Ellerim arık...

    Bilmiş
    Bütün zula'lar
    Eğri hançer, kara mavzer, kan pusu.
    Ve insan düşüncesinin o en orospu,
    O en ayıp, frengili yemişi,
    Çıldırtılmış uranyum
    Bilmiş,
    Bilsinler!
    Sana nasıl yandığımı
    Uuuuy gelin...

    İşte kan tutmuş korsanlar,
    Haramla beslenmiş azgın,
    Düzmece peygamberler
    Ve cüceleri
    Ve iğdiş ve aptal kölelerine karşı,
    İşte bir kez daha
    Bu can bendeyken,
    Delin, divanenim işte
    Uuuuy gelin...

    Bu yasaklar,
    Firavun kalıntısı.
    Yoksun,
    Akdan - karadan.
    Gizline, canevine kurulu faklar.
    Gün ola, umut kesip korkunç yetinden,
    Murdar tutkusuna dünyasızlığın,
    Gün ola, düşesin bekler.
    Düşme!
    Ölürüm...
    Gözlerinden, gözlerinden olurum.

    Leylim - leylim
    Ayvalar, nar olanda
    Sen bana yar olanda.
    Belalı başımıza
    Dünyalar dar olanda.

    Ahmed ARİF
  • 'Bütün şiirlerde söylediğim sensin. Leylâ dedimse sen, Suna dedimse sensin...' diyorsa bir şair; boş m'ola ki bu Şiir?!! 'Sen'den kasıt Leylâ m'ola ki? Belki bir insan bile değilken...
    (yeşil, hiç mi hiç insan olmadı.)
  • Ah be gönlüm
    Sen şiir olup yatsan ne fayda
    Var olmadıkça yazacak şair seni bu dünyada.
    Şairsiz şiirin ,şiirsiz şairin ne manası ola.
  • Şair Nefî, Sultan I. Ahmed Han zamanında sarayda Katipliğe kadar yükseldi. Padişah onu takdir ederdi. Nefî ise, sultanın ona olan teveccühünü kullanarak saraydaki herkesi hicvederdi. Ancak bir gün olanlar oldu...

    Şair Nefî Efendi, Saraydakilerle alay eden şiirler söyler, yazdığı hicivlerle dönemin birçok isminin nefretini ve öfkesini üstüne çekerdi... İşte bunlardan biri de Vezir Tahir Efendi idi. Ona da hakaret ettiğinden, Tahir Efendi Nefîye Kelb demişti. Nefî de hemen bir şiirle ona cevab verdi: Bize kelb demiş Tahir Efendi/İltifatı bu sözüyle zahirdir/Malikidir benim mezhebim zira/İtikadımca kelb, tahirdir... Şeyhülislam ikaz etti! Zamanın Şeyhülislamı onu ikaz etmiş, bir Müslümanı kötülerken aşırı gidilirse küfre düşülebileceğini söylemişti. Nefi de buna karşılık olarak; Müftü efendi bize kâfir demiş/Tutalım ben Ona diyem Müslüman/Lâkin varıldıkta ruz-ı mahşere/İkimiz de çıkarız orada yalan...diyerek cevap vermişti... Daha sonra tahta çıkan Sultan 4. Murad Han onu Başkatipliğe tayin etti, fakat kimseye ilişmemesini söyledi. Her ne kadar Nefî, Padişaha bu konuda söz verse de, yaradılışı icabı, kalemini durduramayıp Sadrazam Bayram Paşa hakkında bir hicviye yazdı:
    Gürcü hınzırı, a samsun-ı muazzam, a köpek/Nerde sen, nerde sadrazamlık, a köpek/
    Vay ol devlete kim ola mürebbisi anun/
    Bir senin gibi deni cehl-i mücessem, a köpek...

    Mübarek teriniz damladı!
    Sadrazam bundan son derece incindi. Fakat saray terbiyesi icabı, kimse bunları Padişaha bildirmiyordu. Padişah hasbelkader bunun farkına varınca, onu son defa ikaz etti. Fakat tıyneti icabı, işi daha da ileri götürdü. Halife-i Müslimin olan Padişaha, her zaman yüzüne karşı methiyeler düzdüğü halde, günün birinde onu tenkid eden, alaycı bir şekilde hicveden Sihâm-ı Kazâ isimli şiiri yazdı. Padişah bunu öğrenince, onun cezalandırılmasını istedi. Fakat kurnaz Nefî, hemen saraydaki zenci ağalardan birine giderek Padişahın kendisini affetmesi için bir dilekçe yazması için yalvardı. Saray ağası dayanamayıp bir dilekçe yazdı. Tam imzalarken, kalemden bir damla siyah mürekkep kağıda damladı. O anda şairin hiciv damarı kabardı ve o zor anında bile zenci saray ağasını renginden dolayı kötülemek için Mübarek teriniz damladı efendim deyiverdi. Bu onun son sözleri oldu ve zenci saray ağası Nefîyi hemen cellada teslim etti. (26 Ocak 1635) yılında idam edildi...
  • Bir Kez Gönül Yıktın İse
    Elhamdülillah
    İlim Kendin Bilmektir
    Şöyle Garip Bencileyin
    Gel Dosta Gidelim Gönül
    Gel Gör Beni Aşk Neyledi
    Varsa Yoksa Sen
    Kalanlara Selam Olsun
    Hak Cihana Doludur
    Dolap Niçin İnilersin
    Gönüller Yapmaya Geldim
    Aşkın Aldı Benden Beni
    Taştın Yine Deli Gönül
    Aşk
    Bir Gün
    Geldi Geçti Ömrüm Benim
    Hak Bir Gönül Verdi Bana
    Bir Kez Gönül Yıktın İse
    Bir kez gönül yıktınısa
    Bu kıldığın namaz değil
    Yetmiş iki millet dahi
    Elin yüzün yumaz değil

    Bir gönülü yaptınısa
    Er eteğin tuttunusa
    Bir kez hayır ettinise
    Binde bir ise az değil

    Yol odur ki doğru vara
    Göz odur ki Hakk'ı göre
    Er odur alçakta dura
    Yüceden bakan göz değil

    Erden sana nazar ola
    İçin dışın pür nur ola
    Belî kurtulmuştan ola
    Şol kişi kim gammaz değil

    Doğru yola gittin ise
    Er eteğin tuttunusa
    Bir hayır dua ettinise
    Birine bindir az değil

    Yunus bu sözleri çatar
    Sanki balı yağa katar
    Halka meta'ların satar
    Yükü gevherdir tuz değil

    YUNUS EMRE