Kitabın arka kapağını okuduktan sonra kitabın içime derinden dokunacağını anlamıştım. Fakat bu kadarını beklemiyordum, çok fazla darbe yedim.
Son 10 yılda her gün kadın cinayetleri, çocuk istismarı, taciz tecavüz git gide artarken bir de söz sahibi insanların hiçbir şey olmamış gibi devam etmeleri, hatta onların da bu kirli işlerde parmağı olduğunu gördüğümüz bir memlekette yaşıyoruz.
Kadınlar olarak öfkeliyiz, kızgınız, intikam istiyoruz belki de onların da canı yansın istiyoruz, derslerini alsınlar cezalarını çeksinler istiyoruz fakat aksine yaşamak için kaçmak sığınmak zorunda bırakılıyoruz, susturulmak isteniyoruz. İfşa edersem elime ne geçecek ki, ben canımdan veya onurumdan olduğumla kalacağım diyoruz, bu yara bizi öldürüyor gün geçtikçe ama direniyoruz, bir iki gün daha yaşamak istiyoruz belki adalet yerini bulur diye.
Bu kitabı okurken çok zorlandım duygusal olarak, bugüne kadar erkek şiddetine, istismarına, iftiraya uğramış ve hayatını tehlikeye atma pahasına da olsa susmamış kadınlara sesleniyorum; iyi ki varsınız.
Yazarın da dediği gibi: Cesaret, ancak göstermemiz gerektiğinde imkansız olduğunu anladığımız bir erdemdir.