• 210 syf.
    ·2 günde
    Giovanni Scognamillo, kitabın arka kapağında kitap için “ Mazi gönlünde bir yara olanlar için, bir Şener Şen kitabı!” demiş. Ben de madem mazi gönlümde yara, o yarayı biraz kaşımak lazım diyerek bu incelemeyi yazmaya başladım.

    Benim gibi 30’lu yaşlarını sürenler hatırlar, eskiden böyle 500 tane kanal, her kanalda da dizi üstüne dizi yoktu. Zaten bu yüzdendir ki, bizim nesil sokaklarda doğru düzgün oyun oynayabilen, basit şeylerle de eğlenebilen ve yozlaşmanın sınırlarının henüz bu kadar zorlanmadığı bir dönemde büyüyen son nesildi. (Bundan 10-20 sene sonra 2000’lilerin nesli de aynı cümleyi kurarsa, ülkece fabrika ayarlarına dönmemiz gerekecek düşüncesindeyim.)

    Neyse, ne diyorduk kanallar, diziler… Star, Show, Atv (Yandaş olmayan versiyonu yani kısaca “YOV”, on numara kanaldı eskiden, şimdi 10’un 1’i gitti 0’ı kaldı.) ülkenin ilk özel kanallarıydı. HBB’yi hatırlayan olur mu bilmem “eyçbibi eyçbibi, eyçbibi iyi tivi”, bir de Kanal 6 vardı Hugo’yu yayınlayan. (Hugo’ya küfür eden çocuk bunu okuyorsan bana ulaş.) Bu kanallarda yayınlanan diziler de belliydi. Örneğin; Süper Baba cuma günleri “YOV” Atv’de yayınlanırdı. Bizimkiler, pazar günü klasiğiydi ki, bir de yazın çekilen Yazlıkçılar hali vardı. (Engin Şenkan’ın oynadığı Almancı Küt Nuri karakteri ve Rahmetli Mehmet Akan’ın Konsolos Ümran karakteri. Aklıma geldikçe gülüyorum bu ikisine.)

    Ve bu birkaç diziyle birlikte, hemen hemen her akşam yayınlanan Türk filmleri, özellikle de komedi filmleri. Komedi deyince akla bu ülkede ilk Kemal Sunal gelir. (Rahmetle anıyoruz.) Bir de bu filmlerin bir kısmında –Arzu Film yapımları– Kemal Sunal’ın yanında beyaz saçlı, orta boylu, vücut hareketleri ve mimikleri muhteşem olan bir adam vardır: Şener Şen. Seksenlerin ikinci yarısıyla beraber başrollerde filmleri tek başına taşımaya başlayan, doksanlarda Türk sinemasını tek bir filmle, “Eşkıya” ile dirilten Şener Şen.

    Babası da oyuncu olan, tiyatro kökenli, Türk sinemasının efsanelerinden biridir Şener Şen. Babası Ali Şen, pek çok Türk filminde bazen iyi kalpli, bazen üçkâğıtçı rollerine çıkar. Asıl mesleği marangozluk olan Ali Şen, uzun süre tiyatrolarda rol alır, 1954’te sinemaya geçer ve 1989’da geçirdiği bir kalp krizi sonrasında vefat eder.

    Şener Şen de 26 Aralık 1941’de Adana’da dünyaya gelir. 1950’de İstanbul’a yerleşirler. Şener Şen o günleri aynen şöyle anlatmaktadır: “İstanbul’a gelince, o zamanlar henüz teşekkül halinde olan Zeytinburnu’na yerleştik. Yani ilk Zeytinburnululardanız. Delikanlılık çağına kadar orada yetiştim. Her türlü insanla, hayatın içindekilerle, birçoklarının bilmediği, tanımadığı, insanlarla iç içe yaşadım. Yani biraz gecekondu çocuğuyum ben. Sıradan, sade bir vatandaşım, onlar gibi.”

    1967’de İstanbul Şehir Tiyatrosuna girer. 1980 yılına kadar pek çok oyunda yer alır. Figüran olarak başladığı tiyatroda, zamanla birden fazla küçük roller de oynamaya başlar, hatta yönetmen yardımcılığı dahi yapar. Bu arada sinemada da küçük rollerde oynamaya başlar, ardından o dönemin en sağlam ekibini oluşturan Arzu Film’e katılır. Arzu Film adına yan rollerde ve kalabalık bir kadroyla birçok film çeker. Şirket adına çektiği filmler sırasında, ileride yönetmen/oyuncu ikilisi olarak devamlı beraber çalışacağı bir isimle tanışır: Yavuz Turgul.

    1984 yılında, Başar Sabuncu yönetmenliğinde çektiği Namuslu filmi ile kariyeri başka bir yola girer. Artık yanında başka bir başrol oyuncusu olmadan oyunculuğunu sürdürmeye başlar. Namuslu filmini 1985 yılında Çıplak Vatandaş ve Züğürt Ağa filmlerini 1986 yılında Milyarder ve Muhsin Bey takip eder. Ali Uyandıran’ın da mükemmel oyunculuğunun seyredilebildiği 1987 yapımı Selamsız Bandosu (son ana kadar Şampiyon’un akıbetini merak etmiştim ilk kez seyrettiğim zaman.) filmini, Ertem Eğilmez’in son filmi olan, Yeşilçam klişelerinin hepsinin kullanıldığı ve kitabın yazarına göre Eğilmez’in Yeşilçam ile hesaplaşması olan Arabesk filmi takip eder. Vasıf Öngören’in oyunundan Başar Sabuncu’nun senaryosunu yazdığı ve yönettiği Zengin Mutfağı, ki Şener Şen tiyatro oyunu olarak da bu oyunu oynamıştır-oynamaktadır, filmi ile 80’ler sona erer. 90’lı yıllara eski bir Yeşilçam yönetmenini canlandırdığı Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni ve Şevket Altuğ ile beraber oynadığı modası geçmiş iki komedyenin tutunma (yaşama mı yoksa sahneye mi, her ikisine de belki?) mücadelesi verdiği, Yavuz Turgul’un “gölge”yi metafor olarak kullandığı Gölge Oyunu filmi ile merhaba der. 1993 yılında çekilen, bana göre en vasat filmi olan Amerikalı’yı, Türk sinemasının efsanesi Eşkıya filmi takip eder. 9 sene boyunca hiç film çekmeyen ama araya İkinci Bahar gibi (Atv’nin YOV zamanından kalan bir başka güzel dizi) bir şaheser sıkıştıran Şener Şen, 2005 yılında vizyona giren, yine bir Yavuz Turgul filmi olan Gönül Yarası ile film setlerine dönüş yapar. Gönül Yarası’ndan sonra eski bir kabadayı olan Ali Osman’ı canlandırdığı Kabadayı ve “Avcı” Ferman’ı canlandırdığı Av Mevsimi filmlerinde rol alır. Son filmi olan Yol Ayrımı ise 2017 yılında vizyona girmiştir.

    Şener Şen hakkında daha söylenecek çok fazla cümle var aslında. Şener Şen magazinsel değildir, rol aldığı yapım her ne olursa olsun, reklam filmi dahi olsa, en iyisini oynar. Belirli bir standardı vardır ve onun altına hiçbir zaman düşmez. Yeteneklerine ve sinemaya ihanet etmediği gibi, her ikisine de hakaret sayılabilecek yapımlarda rol almaz. Belki de onu son yıllarda çok az izlemiş olmamızın sebebi budur.

    Yazar Giovanni Scognamillo kitabı şu temenni ile bitirmiş, ben de bu temenniye yürekten katılarak incelemeyi sonlandırıyorum: “Daha nice öyküde onunla birlikte olmak dileğiyle…”
  • Duydum ki kimseyle konuşmuyormuşşun. Benimle de konuşmayacak mısın KEJE ?
  • Gidenin yası tutulmaz Keje,
    Ölenler beklenmez
    Hangisi kolay Keje
    Ölmüş mü sayayım seni, gitmiş mi ?
  • -Burası bitmiş artık herşey sulara gömülmüş sıra mezarlarımıza gelecek.
    Sen de gel benimle ceren ana, kurda kuşa yem olacaksın buralarda.
    -kurt ve kuş bizdendir oğul. asıl kötülük başka yerde🌿🌿

    EŞKİYA/ŞENER ŞEN
  • Gidenin yası tutulmaz Keje,
    Ölenler beklenmez
    Hangisi kolay Keje
    Ölmüş mü sayayım seni, gitmiş mi ?

    Eşkıya / Şener Şen
  • 222 syf.
    ·43 günde·Puan vermedi
    Sabahattin Ali'nin "Kuyucaklı Yusuf"u için hayata mağlup başlayanların romanı diyebiliriz. Romanın kahramanı Yusuf'tur. O hayata bir travmayla başlar. Anne ve babası gözleri önünde eşkıyalar tarafından öldürülmüştür. Onların cesetleri ile saatlerce tek başına kalmıştır. Bu olay onun kişiliğinin oluşmasında ciddi rol oynamıştır. Evlatlık olarak gittiği aileyi kendi ailesi gibi sahiplenir. Bu roman bir kasaba romanıdır. Kasabada yaşanan olaylar karakterlerin zaafları içerisinde verilir. Romanda zevk ve sefahate düşkünlük, düzenbazlık, ahlaksızlık, ırz düşmanlığı ve kurnazlık bir aradadır. Muazzez romanın kurban karakteridir. İçi boşaltılmış bir figür olarak karşımıza saf ve çocuksu bir güzellikte sunulur. Yusuf zihni bölünmüşlüğün figürüdür. Genetik bağı bulunmayan iki insana anne- baba diyerek büyümüştür. Yine genetik bağı bulunmayan bir insana 'kardeş' gözüyle bakmıştır.
    Yazar romanında yeri geldikçe evlilik karşıtlığı üzerine olan tezini ifade eder. Şahinde romanda olumsuz tiptir. Evinin namusundan sorumlu bu kadın gecikmiş bir gençliği yaşamanın yollarını araştırır. Yusuf ve Muazzez'in aşkı evin içinde büyük bir masumiyet duygusu altında yaşanan "dilsiz" bir aşktır. Onların arasındaki engel gurbet ve başlık parası değildir. Aralarındaki engel uzun zaman birbirlerine kardeş gözüyle bakmalarıdır. Onlar bu engeli aşarlar. Yazar romanda din ve inançlara da değinmiştir. Din ancak bir ölümle beraber kendisini gösterir. Roman hayata egemen güçlerle onlarla karşı duranlar arasındaki çatışma üzerine kurgulanmıştır. Hilmi Bey bir fabrikatördür. Oğlu Hilmi cinayet işlediği halde ceza almaz, askere çağrıldığı halde askerliğe gitmez, Kübra'yı ve Muazzez'i kendi şehvet sofralarının mezesi yapar. Kanun bu paradigma karşısında çaresizdir. Bu kanunsuzluğun kanun olduğu toplumlarda eşkıyalık ortaya çıkar. Romanın başında kimsesiz olan Yusuf romanın sonunda da kimsesiz kalır. Eserin son sahnesinden Yusuf'un eşkıya olmaya doğru bir hamlesini hissederiz. Eşkıya demişken 1996 yapımı Şener Şen'in başrol oyuncusu olduğu bu filmi izlemenizi tavsiye ederim. Filmden bir replik vererek keyifli okumalar dilerim :)
    "Kaldı mı artık dağlarda eşkıya emmi, eşkıya artık şehirde."