• insanlar geçmişlerine en büyük ihaneti unutarak yapar.
    benim geçmeyen geçmişim hep şimdimde duruyor.
    anılar, unutmayı zorlaştırmak için verilmiş cezalardır sevgilim.
    ben bu cezaya gülümsüyorum.
    senin bıraktığın hiçbir şey ardımda kalmadı benim.
    insana en uzak düşen şey, bilerek geride bıraktıklarıdır çünkü...
    kalbimdeki yerine hiç ihanet etmedim.
    gidişin hiç bitmedi bende.
    kaybedecek de olsam bir yolum vardı sende.
    ve hayat o kadar kuralsızdır ki bazen, oyunu kuralına göre oynamak bile kazandırmaz insana.
    seni kaybedeceğimi bile bile oynadım bu oyunu.
    utanmaktan utanmadan..
    acım mı? geçmedi... alıştım sadece.

    beni mutlu edecek yalanlar söylemeyi öğrendim sensizlikte.
    küçük mutluluklara büyüteçle bakmayı bildim.
    sustum öylece.
    konuşamadım sensizlikle.
    gidişini haklı gösterecek uyduruk bahaneler uydurdum kendime.
    sustum öylece...
    kimse benim kadar sessiz susamazdı.
    zaten o eski tadı da kalmadı susmaların; kime sorsam konuşuyor şimdi.
    anlamadığım tek şey; bende duran zaman sende nasıl geçiyor?
    acım mı? geçmedi... alıştım sadece.

    ben senden mutlu bir son değil, mutlu bir sonsuzluk istemiştim.
    anlamadın!
    belki de seni güzelleştiren, hayatın çirkinliğiydi...
    bunu da ben anlamadım!
    acaba, benimle mutlu olduğun için mi beraberdin yoksa ben mutlu olduğum için mi?
    bu sorunun da cevabını bırakmadın.
    sadece gittin.
    aşk ne senin bende gördüğündür ne de benim sende gördüğüm.
    aşk; birlikte gördüğümüzdür sevgili.
    seninle aynı değilmiş aşka bakışımız.
    sen benden kusursuz bir aşk istedin, ben senden yaşanabilir bir aşk.
    belki bu yüzyılın insanı değilsin diyeceksin bana, ama bence aşk karşındaki insan çırılçıplakken bile gözlerini onun gözlerinden ayırmamaktır sevgili.
    bu kadar temiz severken seni, koca bir hayatı kirletip terk ettin beni.
    bu hayat seni unutabileceğim kadar uzun değil sevgili.
    acım mı? geçmedi... alıştım sadece.

    sen bir katilsin ama suç işlemedin.
    suç işlemeden katil olanlar sadece kalp kıranlardır.
    keşke “beni” öldürseydin; kalbimi değil!
    üzülme sakın.
    yaşayan ölülere yas tutulmaz sevgili.
    ağlarken bile güzel kalmayı becerebilen yüzünle hatırlıyorum seni.
    bensiz de yaşayabilecekken, beni tercih edendin o zamanlar.
    nasıl da inanmıştım konuştuklarına.
    “sevdim” demiştin, hatırla.
    oysa sevilmekten önce güvenilmek isterdim ben.
    daha ilk kıskançlığımda çekip gittin.
    kıskanmak aşkın bencil yüzüdür sevgilim.
    aşkı meslek edinmiş yüreğin meğer ne kadar da hazırmış her yeni başlangıca, hazin bir son bulmaya...
    içindeki eksikliği, boşluk zanneden sevgilim; şimdi gözlerimizin her çarpışmasında kırılan kalbimin parçaları hayatıma batıyor biliyor musun?
    acım mı? geçmedi... alıştım sadece.

    aramıza kaç dünya girdi kim bilir?
    senden sonra öyle büyük bedeller ödedim ki...
    senin yalan ve ihanete ödediğin bedelin çok daha ağırını ben dürüstlüğüme ödedim
    ömrüne kattığın mutluluğu, benim hayatımdan çalman doğru muydu sence?
    gözlerin beni ararken benden önce kaç gözde kirlendi kim bilir
    bunun hesabını hiç sormadım ben sana.
    değişirsin diye çok bekledim.
    ve anladım ki insan değişir ama bizi asıl üzen hiç değişmeyenlerdir.
    yaralar acıyı saklar, izleri hayatı gösterir.
    gidişini affetmeyişimdendir bu gaddar halim.
    senden çok daha alaları beklese de kapımda, ben şairim; kıyamam turnayı gözünden vurmaya...
    acım mı? geçmedi... alıştım sadece.

    insanı yaşatan ve ayakta tutan umutların bir gün insanı öldüren umutlara
    dönüşmesi ne acı.
    hâlbuki bütün bunlara ne gerek vardı?
    hayat beni sensizken de uzun uzun öldürüyordu zaten.
    her yeniden, gerçekten yeniydi eskiden.
    şimdi her başlangıç, bitişini ezbere bildiğimize merhaba demek yeniden ve yeniden.
    işte hayat böyle susturuyor insanı bazen
    başlıyorsun ama sonunu getiremiyorsun.
    her şey o bildik ayrılığa çıkıyor çünkü.
    böyle zamanlarda basiretin bağlanır, dilin kurur, kalbin donar.
    başladığın cümleni kendin bitiremezsen, noktayı başkası koyar..!
    acım mı? geçmedi... alıştım sadece.

    yalnızlık tek başına taşınır.
    sakın yanlış anlama, kendimi yitirmiş değilim, sadece sende kayboldum o kadar.
    hayat sunduğu her engelin arkasına bir mutluluk saklıyor.
    elbet yolumu bulurum yine.
    elbet yine mutlu olurum.
    kış geldi bak, ayrılığımızın beyaz çölü.
    yine bahar gelecek, yine mevsimler dönecek ama gelecek de bir gün geçecek.
    bu kadar konuştuğuma bakma.
    aslında ben sana hep susacaktım ama sen kelimeleri ağzımdan çaldın.

    ah sevgili... beni benden alıp gittin; içimde bensizlik, dışımda sensizlik var şimdi.
    sadece şunu merak ediyorum; hiç ağlamıyor musun özlerken?
    bu kadar mı yoruldun benden?
    şimdi son sözüm sana şu sevgili: bazı erkekler adam doğar, bazıları sonradan adam olur.
    ben aşkı nimet gibi başımın üstünde taşıdım; bundandır boyun eğmeyişim.
    riski bazen kazanmak, bazen de elindekini kaybetmemek için alırsın.
    hayat böyle işte korkun kadar kaçar, cesaretin kadar savaşırsın!

    acım mı? geçmedi... alıştım sadece.
  • MEKTUP

    Sevgilim, sen bunu aldığında
    -ki mektup denemez buna-
    umarım bağışlarsın beni:
    yazamadığım mektuplarda biriktirdim kederimi.

    Sevgilim İstanbul'da yaz bitiyor,
    bu güz gecelerinde ben, sardunyaların arasında
    senin getirdiğin mumları yakıyorum.
    Bir fotoğrafa bakıp "deniz" diyorum:
    Ne kadar dingin, nasıl sonsuz, olduğu yerde.
    Sevgilim beni bağışla,
    sana mektup yazamıyorum.
    Yüzümün bir yarısı acı çekiyor, mavi
    bir fotoğrafta, kızıl bir ufuk
    biriktiriyor kış için öteki yarısı
    coşkuyla ilgili değil elbet hayatım.

    Sevgilim seni bilmemenin kederli gölgesi altındayım.

    Deniz "öylece" duruyor, orada, yazda.
    Hayat öylesine caydırıcı ki, korkuyorum
    Sevgilim... bu dünyayı ben uydurdum
    desem, sonrasını diyemiyorum.

    Sevgilim, günün belli saatlerinde seni unutmayı deniyorum.

    Sen bunu aldığında
    -ki mektup denemez buna-
    umarım bağışlarsın kederimi, haylazlığımı,
    umutsuzluğumu, dalgınlığımı; yani
    benden geçtiğinde anlamı sarsılan ne varsa...
    Umarım her şey olacağına varıyor der,
    ve kabullenirsin
    kum nasıl çizmişse incecik camı.
  • Aslında sadece bir süre yatağımın üzerinde sessizce oturup olanları düşünmek istiyorum.

    Kitabı bitirdiğimde kalbimde derin bir sızı oluştu. Ağlamakla ağlamamak arasında gelip gitmeme neden olsan bir sızı. Kitap gerçekten çok güzeldi ve ben neden bu kadar çabuk bitirdiğimi düşünerek üzülüp duruyorum.

    Yazarın ilk kitabının olmasını hesaba kattığımda kitap gözümde daha da değerli bir hale geliyor. Yazarın ilk kitabı bile beklentinin üzerinde bir sonuç verdi. Yazımı, karakterleri, kurgusu... Her şey o kadar güzeldi ki gerçekten ağlamak istiyorum. Neden bu kadar hızlı bitirdim ki?

    Karakterlerin her birine aşık oldum. Miles ve Alex baş karakterler olmasına rağmen Alex'in kardeşi Charlie, hatta Jetta bile hafızama kazınmayı başardı. Ian ve Evan, Theo, Art... Hatta Clifford bile. Ama Tucker kitapta en sevdiğim yan karakter olmayı başardı. Hepsi o kadar doğal ve kusurluydular ki aramızdan birileri gibilerdi. Ve ben böyle kitapları gerçekten çok seviyorum.

    Şizofreni bence değinilmesi en zor rahatsızlıklardan biri. Kitaplarda bolca yer veriliyor ama kurgusal bir işleyiş olduğunu anlayabiliyorsunuz. Gerçekte öyle olmayacağını tahmin edebiliyorsunuz. Ve genelde sevimli göstermeye bile çalışıyorlar. Ama aslında o durumun sevimli olmadığını herkes biliyor. Fakat kitaplardaki kurmaca dünyada işler çok farklı ilerliyor. İşte bu noktada sevgili yazarımız muhteşem bir şekilde bu rahatsızlığı ele almış. Ben uzun zamandır şizofreni kurgularından kaçan bir kişi olarak konunun işleniş şeklini çok iyi ve doğru buldum. Yazar kurgunun başına oturmadan önce iyi bir araştırma yapmışa benziyor. Ve kurguyu tamamen şizofreni üzerine kurmaması da ayrı bir güzeldi. Kitabın zaten bir noktasında öyle bir şok dalgasını üzerime attı ki bir süre boş boş etrafıma baktım.

    Kesinlikle unutamayacağım kitaplar arasına giren bu kitabı genç kurgu seven herkese öneriyorum.

    Nane ve hamurişi seni asla unutamayacağım.

    Ah... Bir de limon kokusunu.

    Ah... Bir de kırmızı ıstakozları.

    Gidip kendime bir peçete bulayım. Biraz daha devam edersem gözyaşlarım akmaya başlayacak.
  • Hayatta kalmak, başınıza olabilecek en korkunç şeylerin gelmesi ve buna rağmen hayatınıza devam edebilmek demektir. Erişilmez göründüğünde, her şey size karşı geliyormuş gibi göründüğünde bile en çok istediğiniz şey için çabalamak demektir.
  • Ve gerçekten, tavan döşemelerinden çıkan bir pitonla baş edebiliyorsanız, neredeyse her şeyle baş edebilirsiniz.”
  • Kelimelerle onun arası iyiydi; benim değil.
  • Görünüşe göre ağlamak gerçekten can yakıyordu.