• Seni çöpe atacağım poşete yazık
    Yazıp poşet bile 25 krş yazan kaç kişi.oldu bu sitede
  • 325 syf.
    ·1/10
    Keşke şu an buraya, kitaptaki fantastik içeriğin beni rahatsız ettiğini, onun dışında kitabın harika olduğunu söylemeye gelmiş olsaydım.

    Benim fantastik öğelerle ya da ne kadar fantastik denilir bilemiyorum, bazı insanların ölüleri görmesi, onların gösterdiği görüntüleri görmesi olayından bahsediyorum.. onlarla bir sorunum yok. Kore dizisi olan *Goblin* en büyük örnektir bir sorunum olmadığına ki kendisi en sevdiğim dizilerdendir.

    Kitabın girişi mükemmel, vaatleri seçime hazırlık yapan bir politikacı gibi göz yaşartıyor. Tabii bu vaatler kitabın girişinden, size 'ileride ne olabilir?' diye düşündürmesi sebebiyle ortaya çıkıyor.

    3 arkadaş, Mercedes, Noah ve Cora. Kitap başladıktan kısa bir süre sonra Cora'nın kaza haberi geliyor. Tabii bu arada Cora ve Noah evli, bir de kızları var adı Gia.

    Şimdi bu gelen kaza haberinden sonra, arada bir gelen geçmiş bölümlerini falan da okuyoruz, arkadaşlıklarının nasıl başladığını, geliştiğini...

    Mercedes, Noah'yı seviyor. Noah, Mercedes'i. Arkadaş olarak üçü de birbirini seviyor ama bu ayrı, birlikte büyüdükçe böyle bir durum ortaya çıkıyor. Ama burada bir de Cora var tabii. Cora'da Noah'yı seviyor. Bir gün Cora, Mercedes'e Noah'yı sevip sevmediğini soruyor, Mercedes'te Cora'nın Noah'yı sevdiğini çakınca, kendisinin Noah'yı o şekilde sevmediğini söylüyor. Noah'yı Cora'ya bırakıyor.

    Ama kimse de çıkıp Noah neden sevdiği kimse onun peşinden koşmuyor? demiyor. Bende okurken durup bunu demedim. Şu an bu yazıyı yazarken düşünüyorum. Ve farkına varıyorum ki, Noah o kadar okudu, psikolog oldu belki kendi çapında adam da oldu ama benim için olamadı. Şu yaptığı hareketlere bak.

    Normalde Mercedes'i seven adam, uzaktayken Cora'nın yazdığı mektuplar yüzünden Cora'ya farklı duygular beslemeye başlıyor. Sevmeye başlıyor. Şu anda bunu sevmediğimden, taktir etmediğimden söylemiyorum. Bu kısım çok hoşuma gitmişti. Zaten buralar daha kitabın başları...

    Cora, kendini bilmeyen, taklitçi, ne istediği hakkında en ufak bir fikri olmayan, kendi hariç herkes olmaya çalışan bir kız. Aynı zamanda kıskanç. Bencil. Kitapta Cora böyle anlatılmıyor. Yaptığı rezilliklere rağmen arkadaşları onu seviyor. Gerçekten seviyorlar. Özellikle Mercedes.. Bu kadar kör olması çok can sıkıcıydı. Cora'yı asla görememesi, kendi istediği ne varsa Cora'nın ondan önce davranıp elinden alması... Bunların hepsini 'amaaan ne olacak canım' tavrıyla bir kenara atması çok salakçaydı.

    Zaten gereksiz yere ortaya çıkan bu gerilimvari olaylar beni günlerce kitaptan uzaklaştırdı.. Bi ara kıyıda herkes denizdeyken, artık mecburen açıp okudum artık bitsin de kurtulayım diye, uykum geliyordu, uyumamak için bırakmıştım.. O derece yani.

    Bu kitabın yazılış amacı ne abi? Kitabın kapağı bir aşk romanı vaat ederken, giriş kısmı mükemmel bir arkadaşlık, ilerleyen kısım intihar, biraz ilerleyen kısmı ihanet, daha ilerisi korku-gerilim vaat ediyor. Okursanız daha net görürsünüz, ki bence bu kitabın çevrilmesi herkesin emeğine yazık. Teşekkür kısmıysa yazarın çocuğunun iki kere intihar ettiğinden bahsedip, intiharla ilgili bilgilendirme yapmasıyla bitiriyor kitabı. Çok anlamsız. Dile getirecek kelime yok.

    Bu anlamsızlıkları kapatacak bir aşkta yok. Saçma sapan, Cora gittiği halde kendini geri çekmeler, dik başlılıklar, Noah zaten salak. Noah'yı mı sevecektim ben? Ya bi kalkın gidin. Hadi.