• "Dinde kibir en büyük günahtır,fakat zillet de kötü bir şey...Vakar ise güzel...Çünkü kibirle zillet arası muvazene hali..Daha böyle birbirine zıt neler var ki muvazenesini bulduğu zaman ruha büyük hakikat ufku açılıyor.Mesela,ruhbaniyet bizde haram,bizde yok!Çünkü nefs o kadar korkunç bir köpek ki,kendisini sıktığınız zaman bu işkenceden hazzediyor ve bir nevi esaret şehvetine düşüyor,yine nefs meydana çıkıyor.Hristiyanlardaki ruhbaniyet,nefsi kıra kıra gene nefsaniyeti ortaya çıkarmanın mektebidir.Bizde böyle değil... .
    .
    .
    Bizde nefsin hakkını vererek onu emrine almak var...Abdulkadir Geylani(ks) birgün nefsinin ağzından köpek şeklinde çıktığını görür.Nefs yürür,orada duran yemeğe doğru gider.O zaman Abdulkadir Geylani(ks) şöyle der: "Nihayet ağzımdan çıktın;bir daha seni içime almayacağım."Bu sırada bir hitap duyulur: "Nefsini içine al,biz seni onunla seviyoruz!"
    .
    .
    DAVA NEFSİ ATMAK DEĞİL,NEFSİ ADAM ETMEKTİR.Dinin ne kadar büyük bir hikmet ve hakikat ifade ettiğini nefse giran gelmesinden anlayabilirsiniz.Şeriat ne kadar muazzam,ne kadar aziz ki,nefs onu hiç sevmez.Bu incelikleri sezenler gerçek imana kavuşur ve nefsi anlar.."
  • Ben seni sevdim...
    Daha...
    İlk gördüğüm gün
    Bu kadar basit işte
    Ve bu kadar anlamlı
    Sevdim seni
    Adımı bildiğim gibi
    Nefes alışım kadar doğal
    Varlığım kadar gerçek
    Ve ölüm kadar çıkarsız
    Sevdim seni
    Üzdüysem eğer
    Sevdim diye
    Affet beni...
  • "o incecik engelin arkasında
    keşfediyorum seni
    ve saçlarımızdan dökülüyor kum
    yığılıyor sessizliğin dibine
    ve biz
    güzel yeni yıkanmış
    çıkmış kendi sularımızdan
    ışığına ve bedenine
    bu dünyanın"
  • Rûhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
    Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
    Pervâne olan kendini gizler mi alevden?
    Sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu...

    Gün senden ışık alsa bir renge bürünse;
    Ay secde edip çehrene yerlerde sürünse;
    Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan
    Yalnız o yeşil gözlerinin nûru görünse...

    Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla,
    Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla!..
    Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince,
    Çehren bana uğrunda ölüm hâzzı verince,
    Gönlümdeki azgın devi rüzgârlara attım;
    Gözlerle günâh işlemenin zevkini tattım.
    Gözler ki birer parçasıdır sende İlâh?ın,
    Gözler ki senin en katı zulmün ve silâhın,
    Vur şanlı silâhınla gönül mülkü düzelsin;
    Sen öldürüyorken de, vururken de güzelsin!

    Bir başka füsûn fışkırıyor sanki yüzünden,
    Bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden...
    Hasret sana ey yirmi yılın taze baharı,
    Vaslınla da dinmez yine bağrımdaki ağrı.
    Dinmez! Gönülün, tapmanın, aşkın sesidir bu!
    Hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı,
    Görmek seni ukbâdan eğer mümkün olaydı.

    Dünyayı boğup mahşere döndürse denizler,
    Tek bendeki volkanları söndürse denizler...
    Halâ yaşıyor gizlenerek rûhuma "Kaabil";
    İmkânı bulunsaydı, bütün ömre mukabil
    Sırretmeye elden seni bir perde olurdum.
    Toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum.

    Mehtaplı yüzün Tanrı'yı kıskandırıyordur.
    En hisli şiirden de örülmez bu güzellik.
    Yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur,
    Kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik!
  • Siz hiç kahveye gittiniz mi ? Ben gittim, hem de çok gittim. Lisedeyken gittim, üniversitedeyken gittim, üniversiteden mezun olunca gittim. Şimdi gider miyim gitmem. Yahu şehirde kahveye mi gidilir, şehirde starbucksa gidilir. Oraya da ben gitmem. Köyde olsam ama öfff, kahveden çıkmam. Sabahtan akşama kadar kahvenin başını beklerim. Çay içerim, cigara içerim, Süleyman Dayım ile bu yıl ektiği mahsul üzerine muhabbet ederim, Halil Amcama uzaktaki oğlunu sorarım, Hasan dedemin ihtiyarlıktan çektiklerini dinlerim, masayı tamamlarsam iskambil oynarım, canım isterse falıma bakarım, bulmaca çözerim, gazete okurum hiçbir şey yapmazsam oturur hülyalara dalarım be.. Kahvede hiç yapılacak iş biter mi?

    Kahvelerde insanlar gibidir, mevsimlerden etkilenirler, yazları başka kışları başkadır. Yazları ben pek sevmem, insanlar hep yorgun olurlar, işlerden konuşurlar. Kışın öyle mi ama ne iş vardır ne güç. Herkes kahveye gelir. İş güç derdi yoktur. Bu dert olmadı mı da değmeyin keyfimize. Dışarıda lapa lapa kar yağar. Kahvenin ortasında kocaman bir soba yanar. Sobaki ne soba, kocaman böyle. Kahveci Topal Hasan kocaman bir kütük getirir içine atar. Gümbür gümbür yanar, kıpkırmızı kesilir. Millet sobaya sarılır, ohh sıcacık. Dışarıda her yer buz kesmişken sobanın dibinde olmak gibi var mı be.

    Ben tüm kış sobanın hemen yanına otururum, sıcak gibisi var mı be, kemiklerim ısınsın biraz. Oturur çayımı içer, muhabbeti dinler, etrafı seyrederim. Bazısı hiddetli muhabbete dalar, bazısı uyuklar, bazısı derini hülyalara dalar, bazısı iskambil oynar, bazısı televizyon seyreder ben sadece onları seyrederim. Birisi daha göründü buğulu camların ardından. Üstünü silkiyor. Külahını çıkardı, kapıyı açtı içeri girdi. Hasan Dede’ymiş. Ulan be, bu adam da hem ihtiyarlıktan şikayet eder hem karda kışta o kadar yolu teper kahveye gelir. Kim bilir yolda kaç kere düşüp şaşmıştır. Senin evinde soba yok mu be, otursana başında sıcacık, ne işin var bu karda. Her Allah ‘ın günü buradasın. Nene ne yapacak kendi başına evde. Kapıyı açar açmaz yüzünde bir ferahlama. Yine geldim, başardım, ısınmayı hak ettim, biz eski toprağız pabuç bırakır mıyız ifadesi. Daha sobaya beş metre varken uzattı titreyen ellerini. Gözlükleri de girer girmez buğulandı. Çek bakalım Hasan Dede bir sandalye sobanın başına. Hasan Dedeme bir çay benden.

    İşte bu da bir hikaye tadında inceleme. Kahvelerin sıcaklığını, samimiyetini, Sait Faik’in eserinin ismini niye Mahalle Kahvesi koyduğuna dair bir öngörü. Hikayenin sonunun merak ediyorsanız; bir dönem çok kar yağdı belki yarım metre belki daha da fazla. Hasan Dede üç gün kahveye gelmedi, dördüncü gün ölüm haberini aldık, diyebilirim çok başka finallerde yazabilirim. Hem insan da öldürmek istemiyorum hikayelerim de, onlar gerçekten yaşayıp ölmüş gibi hissediyorum (Sait Faik). Buradaki konumuz Sait Faik ve hikayeleri, hikayelerine seçtiği isimler. Kendi hayatını anlatıp kitabın ismini Lüzumsuz Adam koyması. Doğayı ve adayı anlattığı kitabını ismini Son Kuşlar koyması, hatta orada bir cümlesi vardır Faik’in; biz yaşadık, gördük. Ah be çocuklar en çok sizin için üzülüyorum, siz ne göreceksiniz, diye. Neredeyse her cümlesinden ölüm ve yalnızlık akan, kendinin de son kitabı olduğunu bildiği Alemdağ’da Var Bir Yılan. Samimiyeti, sıcaklığı, güzel insanları anlattığı Mahalle Kahvesi.

    Ah be Faik seni ne zaman anlatmaya kalksam içim burkuluyor, ciğerim yanıyor. Ne güzel şeyler yazmışsın yine. Kahvedeki gözlemlerin, polislerin evine gelip “o kestaneci çocuğu kurtaralım, adam olsun, okusun,” dedikleri Kestaneci Dostum , benim en çok sevdiğim hikayelerinden biri olan Plajdaki Ayna, Karanfiller ve Domates Suyu, aslını kaybedip tekrar yazdığın Ermeni Balıkçı ve Topal Martı, Sinağrit Baba… Daha neler neler.. Her kitabın ayrı bir tat, her kitabın her hikayen bambaşka bir dünya.

    Ulan be Sait, bunları nasıl gördün, nasıl duydun, nasıl yazdın? Nerelere gittin nereleri gördün, kimler sana neler yaşattı? Bilmiyorum belki de bir yerlerden yazdıklarımı görüyorsundur, okuyorsundur. Senden ilham alan, senin büyüklüğün gören, yaşadıklarını hisseden insanlarda var yeryüzünde. Belki üzülüyorsundur belki seviniyorsundur. Kim ne kadar bilir seni, ne kadar insan, ne kadar derin bir insan olduğunu. Yalnız şunu bilki o kısacık ömründe öleceğini bile bile yazdığın; yalnızlık, hüzün kokan hikayelerini birileri senden yüzyıl sonra okuyor, tekrar tekrar okuyor, hikayelerin arkasındaki o Sait Faik’i görüyor senden ilham alarak hikayeler yazmaya çalışıyor.

    En derin saygı ve en içten sevgilerimle…
  • Aldım oraya çıkardım seni
    Ta oraya
    Yetişemeyeceğim kadar yüksek
    Varamayacağım kadar uzak
    Ve şimdi
    Sen bana oradan bakıyorsun
  • AKLININ BİR KÖŞESİNDE BULUNSUN !

    1- Aklını kullan.
    2- İyice tanımadan hiçbir insana bağlanma.
    3- Bitmemiş ilişkilerin üzerine ilişki kurma. Acı çeken sen olursun.
    4- İyice soruşturup diğer insanların da haklı olabileceğini düşün.
    5- Seni takmayanı sen hiç takma, konuşmayanla asla konuşma.
    6- Güvenmediğin biriyle asla çıkma.
    7- Yalanını yakaladığın kişinin düzelebileceğini düşünme.
    8- İnsanlara doğru değer ver, hak etmeyenleri sil.
    9- Kimseye yalvarma.
    10- Asla dönüp de arkana bakma.
    11- Sır tutmasını bil.
    12- Dostlarının sevgilinden daha önemli olduğunu unutma. Onları asla
    sevgilin için satma.
    13- Hak ettiğin sevgiyi alamadın mı kendini üzme, sorun sen değilsin.
    14- Kimsenin lafıyla dolduruşa gelme, ama aklının bir köşesinde de tut.
    15- Kafanda bitirdikten sonra iki çift tatlı söz, iki damla göz yaşı için
    asla yumuşama.
    16- Seni sevenlerle kullananları iyi ayırt et.
    17- Seni dinleyip anlama niyeti olmayanlarla tartışma.
    18- Emrivaki oluşturulan dostlukları kabul etme.
    19- Eğer verdiğin sır o kişide kalmıyorsa ikinci bir sır verme.
    20- Dostun olacak insanları bazı kriterlere göre belirle.
    21- Kendini öven insanlardan kaç.
    22- Karşındakinin doğruyu söylediğini varsayma.
    23- Kendine saygını yitirmene neden olacak hiçbir şey yapma.
    24- Sorunun olduğunda insanlar zaman ayırıp seni dinliyorlarsa onların
    öğütlerini göz ardı etme.
    25- Göz göre göre su birikintilerine taş atma, mutlaka üstüne sıçrar.
    26- Kendinin herkesten daha önemli olduğunu unutma.
    27- Sen istemediğin sürece tanrı dışında kimsenin seni üzemeyeceğini
    aklından çıkarma.
    28- Göz yaşlarının değerini bil. Onları hak etmeyenler için harcama.
    29- Sana bahsedilen zekâyı kullanmayarak tanrıya hakaret etme.
    30- Senin zekâna inanan insanları hayal kırıklığına uğratma.
    31- Kendini sev.
    32- Alkol alınca kontrolünü yitirenlerle asla tartışma.
    33- Dışarıdaki güneşe bakıp gülümse ve önünde koskocaman bir gelecek
    olduğunu unutma.
    34- Dostluğunla yetinmeyenler için hiçbir fedakârlık yapma .
    35- İnsanları kaybediyorsun diye ağlayıp sızlama, ama kazandığın
    insanların değerini bil.
    36- Aşkta bile mantığına küsme. Kalbin doğru yolu bulacak içgüdüye sahip
    değil.
    37- Kimseye taşıyabileceğinden fazla değer verip bununla övünmesine fırsat
    verme.
    38- Güvenmediğin kimseye aleyhine kullanılabilecek hiçbir koz verme.
    39- İstediğini almak için asla duygu sömürüsü yapma.
    40- Sana duyulan sevgiyi ve güveni istismar etme.......