• Kursağımda kaldı umudum ahtım
    Geçmişimi akan suya bıraktım
  • ....VE
    SEN HÂLÂ
    KÖRPE UYKULARDASIN

    SON SIGARAMIN
    TADINDASIN
  • III
    madem arkandan ağlamamı bile çok gördün bana
    al bu taşlar senin olsun...o halde ve bundan böyle
    bütün davullar vursun, telleri kopsun sazların
    boşluğa bağırsınlar, birlikte;
    kan kusacağız.
    kan kusacağız.
    madem dünya bunca zalim
    madem yakışmıyor kalbimize.

    bütün davullar gümlesin
    boşluktan gelen, boşluğu dolduranı
    boşluğa böğüreni
    vursunnnn.

    bak! nasıl kan kusuyor külde uyuyan
    dünya görsün.

    VI
    ben seni hep sevgilim ben seni hep
    yüzünden geçen dalgalardan okudum.
    ellerine sevgi okudum gözlerine şefkat okudum
    annen seni inkar etmişti
    aldım etime dokudum.

    V
    Yanmamı bekleme benden
    Ben ne çok yandım, biliyorsun.
    Yanamam ben yanamam
    yanamam küllerim uçuyor.
    Rüyamda sapladığın jiletler etimde
    Kanamıyor acımıyor.
    Acımıyor
    Bu dünya buz, bu buzzzzz
    zzzzzzzzzzzda
    Hiçbir şey acımıyor.

    Bunlar yalan,
    Yalan söylediklerim
    Yalan söylediklerin
    Bunlar ancak dünyaya yakışıyor.

    Küldüm ben zaten
    Küldüm zaten küldüm zaaaateeeen
    Kalmışsa eğer
    Külün içinde şimdi insanım
    uyanıyor.

    Dünya görsün şimdi.
    Bembeyazzzz
    dünyaaaaaaaaaaaa
    Yoluna baş koyup buzzzdaaaaaaa
    Kan kusanı.

    VII
    Dünya ne ki sevgilim,
    Benim sana yaptığım kubbe yanında?
    Düşsün, olsun, bırak,
    içinde yıldızlar patlıyor.
    Kolaydır inanmak kadar inanmamak da.
    İster sal kendini dünyaya, ister kal yanımda
    Her şeyden öte öyle sevdim ki ben seni
    Yoluna baş koymak diyoruz
    Biz barbarlar buna.

    VIII
    Kırdım, evet, o yalan mekânı kırdım
    Çıksın diye ortaya
    Çırrrrrrrıııllçıpplaaaaaaak:

    Sen benim yuvamsın
    Yuvanım ben senin.

    IX
    Beni bilmediğim bir dünyaya attı...

    Bir cümlem yok, darrrrğğmadaaaaaaanıım, bundan.

    Bir düşümüz vardı, "birlikte yaşamak" koymuştuk adını,
    çok acıyor, belki bundan. Aşkî bir cümle mi bekliyorsun benden.
    Beklemeeeeeeee.
    Mutfakta reçel yapan iki kadın. Kırmızı biberleri filan.
    Rüzgâr alan biraz tepe bir yer. Bakınca, iki yandan
    uffffffffffffuk filan.
    Dünya yuvarlak değil de hafif elipsmiş gibi.
    kaldı ki iki kadın, dünyanın yuvarlağını zaten anlamayan.
    böyle. kendime inandığım gibi inanmıştım ona da.
    aşk olanın ötesinde bir aşktan söz etmek, aaaaaaah
    bir inançtı desem.
    bu kadar dağılmam kendimi şimdi
    bu dünyaya fırlatılmış gibi hissetmem, bundan.
    ne söylememi bekliyorsunhava aldıkça sızlayan bir diş var içimde.
    susmam bundan, konuşmam bundan.
    ben zaten o ilk acıyla ölmediğimde çok gücenmiştim hayata.
    insan olmuştum ilk o zaman.
    ya da bozmuşlardı ben yenidoğandan.
    kendimi acıya teslim ettiğimde hatırladım,
    ölünmüyordu, hatırladım.
    ölünmüyoooooorrrrrrrrrrrdu.

    XI
    acı çekerken de adil ol, diyor bana.
    adil ol. sen değil misin inanan
    hayatın büyük bir kader olduğuna,
    kaderi yönlendirmek bile o büyük kader' in
    içindedir filllllllllllan.
    o yüzden şimdi adil ol.
    sus. söyleme böyle şeyler! adil ol.

    inanmıyorsun değil mi?
    beni bilmediğim bir dünyaya attı,
    diyyyyyyyorum.

    diyorum ki,
    sözde kalır her şey. sözzzzzzzzde kalıyor.
    bir de bana adil ol, diyorsun.

    X
    ey duymayan insanı,
    ey hayat dedikleri büyük kusur.
    ...

    ey kimselere değişmediğim
    ayrılığın neden bunca ağır?

    hani adalet?
    bir kasım' dan öteki kasım' a
    bir yanım kör bir yanım sağır.
    XV
    ben başka bir şey olmak istememmm
    istemedim başka şey.

    sabırla sevgilim sabırla
    acılarımız eşitlensin bu şehirde
    diye diye.
    bu şehirde etten geçip kalbe erişene
    dek sabırla. tek, sabırla.

    kaç kişi var bu şehirde
    ruhunu sana kubbe,
    kubbeeeeeeeeeeeeeeeee
    etmiş!

    XIV
    büyük keder içerirmiş, gördüm, anladım
    etten geçip aşka varanın sevgisi.
    bunun yanında sevgilim bunun yanında
    etin ihaneti, kısaca
    hiçbir şeydir.

    XII
    şimdi bir masaldan bir peri
    sessizce dinlesin beni,
    alsın yorgun başımı

    alsın cümlemi
    usulca kalbine koysun.

    benim cümle taşıyacak halim
    yooooooğğğğğğğ.

    XXXI
    Katlanan, insanın birbirine yapışan yaralarından
    bir yuva inşa etmektir aşk da, varla yok arasından
    Ve ahşabı kemiren de ahşaba dahildir,
    değil dışarıdan.
    Beyhude insanın yuva arayışı ama
    yine de yuva arar insan.

    dışarısı sevgilim, dışarısı senin
    kendini sürekli kaçak kılacağın yollardan başka nedir?
    yollar ki hep gider, hep yatay.
    ah ben bu kubbe fikrine o yüzden
    takılmışım; kubbe ki yüzseksen derece bir şey,
    büyük bir arzuyla mümkün.
    gayret' in bildiğimiz ve unuttuğumuz anlamıyla örülen.

    XVI
    in ordan, in ordan
    innnnnnnnn, diyor bana
    zamanın ensesinden.

    ay adalet' ten söz eden zalim
    şimdi bi dur, düşün:
    ev ki, en büyük mahremiyetti
    kimdi vuran, kimi, en mahreminden?

    XVIII
    en acısını sevgilim en acısını
    tadayım istedin:

    en acısı buydu.

    XVII
    omurgamı aldın benim.
    omurgamı aldın.
    omurgamı aldın.
    omurgamı.

    niye?

    XIX
    Varla yok arasındayım
    Varla yok arasındayım
    Hep, varla yok arasındaydım.
    Zaten.
    Ben bilmedim ki
    niye teyelliyim, niye?

    Varla yok arasında
    Varla yok arasında
    Elimde bir kırık testi

    Elimde bir kırık testi
    Nereye bırakayım!

    XX
    Gitmek mi yitmektir kalmak mı artık bilmiyorum
    yerini yadırgayan eşyalar gibiydim ya ben hep
    ve inançlı, gitmenin bir şeyi değiştirmediğine.

    bilemem, belki bu yüzden
    ben sana yanlış bir yerden edilmiş
    bir büyük yemin gibiydim.
    beni hep aynı yerimden yaralayan o eve
    yine de döneyim döneyim istedim.

    XXI
    ah benim sesimle
    söylesem de, inanmazlar
    benzemiyor çünkü bir dile.

    döndüğüm, döndüğüm ama döndüğüm
    döndüğüm bu sema sensin. dönnnnnnnnn
    düğüm.

    sen benim kara ömrüme vuran
    suyumu harelendiren sevincimdin.

    XXXV
    onu sevebileceğinin en yücesiyle sevdin.
    titreme daha fazla kalbim.

    bağışla kendini artık onu da
    bırak gitsin.
    bırak gitsin.

    o senin en ezel gününden kaderin
    sen onu nasılsa bin kere daha
    seveceksin.

    XXII
    günler öylece kendi kendine geçsin diye
    bir camın arkasında durdum
    bana dokunmasın hiçbir şey
    hiçbir şey yarama merhem olmasın
    iyileşecekse, hiçbir şeysiz iyileşsin diye
    bir camın arkasında durup
    akan hayata ve zaman baktım.

    bilirdim, biliyordum, biliyorum,
    bittiğinde, geçtiğinde,
    azaldığında sızı, iyileştiğimde,
    o saman tadıyla karıştığında;
    her şey daha acı olacak.

    XXXIII
    ne sanıyorsun?
    ne sanıyorsun?
    benim olan artık
    senin de kaderin:

    dağbaşı,
    oradaki yaralı ıssızlık.

    XXIII
    biz iyileşmeyiz diyor ilhan
    biz iyileşmeyiz bunu bil, diyor.
    biliyordum: ağırdı
    biliyordum: çok ağrıdı
    biliyordum: adım adım
    ...

    ben seninle sevgilim
    mutsuz ama bahtiyardım.

    XXIV
    bir masal
    bir taş ağırlığında olabilir mi?
    olurmuş meğer.

    birlikte bir masala inanmak istedim
    ben seninle, sadece bu.
    sen beni tek
    tek
    tek
    bıraktın.

    benim artık taş taşıyacak,
    taş kaldıracak, taş atacak
    halim mi var!

    XXV
    evet kara bir ömür bu benimki.
    kara bir toprak.
    gerçekle değil, hakikatle değil,
    kalbimin aklıyla kurduğum
    kara bir ömür.

    yalnız değilim, biliyorum
    binlercesi var, onbinlercesi vardı.
    kara bir ömürle buradan geçen.

    sen bundan böyle
    gerçeğin yan yana getirilmiş
    yamalarıyla yaşayacaksın.
    ben çoktan çıvdırılmış bir şeydim
    sevgilim.

    XXVII
    gözlerimde bir çita oturuyor birazdan deppppp
    parrrrrrrrrrrrrrrrrr.

    içimdeki çilekeş fuji' yi tırmanıyor sana
    eski bir mektuptan gözlerime yağma
    dünyanın bütün neonları yanıyor sönüyor
    ve bir fotoğraf iki jiletle paramparça.

    bir su aygırı kadar yaralıyım dünyadan
    anlıyor musun?
    içimde uzağa bakan bir zürafa var
    hayat orda burda her yerde kaynıyor.


    birazdan öleceğim, içeceğim su nerde?

    XXX
    kar şiddetle rüzgârla büyük bir kırgınlıkla
    vardı gece yarısı dağlarına. gelemem artık yanına.
    ben kaybettiğime ağlayayım sen kaybettiğine ağla

    XXVIII
    ömrümü adadımdı.
    elimden aldığın ve parçaladığın şey bu!
    adaletin adını neden anmıyorsun burada da?
    o yüzden büyük yaram
    o yüzden büyük öfkem
    o yüzden dinmiyor
    içimde hepsi, hınca hınç.

    hıncahıııııııııııınnnnnç.

    XXVI
    o kadar uzun yol geldik ki seninle
    şimdi, sen ayrı ben ayrı olan o yolu
    nasıl yürüyeceğiz?

    (biz seninle yoldayken
    yanımızdan ovalar, ağaçlar; titreşen
    rüzgârlar akmıştı. bir yolumuz olduğunu,
    yol kazalarını, yol yorgunluğunu
    o zamanlar biliyor muyduk?)

    XXXII
    ömrü gurbette geçenler gibiydim senin yanında
    duymadın mı, çok söyledim?
    o uzun gurbette,
    ben senin "adalet" diye diye nasıl unufak olduğunu
    gördüm.
    göre göre, duya duya,
    yine de bigâne olarak her şeye.

    bilmedin ki; ben senin gurbetinde delirmemek için
    kalbimin aklıyla ördüğüm bir yıldızlı kubbede
    yaşadım.

    tecellinin içinde ecel durur sevgilim, görmedin mi?

    adaletin içinde bir zalim oturur.

    XXIX
    sonra, çoook sonra, bu parçaların sonunda
    sen beni kızını çok seven
    bir anne olarak hatırla.

    ben ki hiç kavuşamamıştım sana.

    XXXXII
    ve huzurla, içerde bir yumuşak ışık
    dışarda dağların etrafını saran kızıllık vardı.
    durmak için dünyanın dışında iyi bir sebep
    ve bir ana enstrüman;
    incecik bir müzikle piyanonun tuşlarına vuran.
    yüzünde yeryüzünü gördüğüme duyduğum bir şükran.
    her şeyin sertliğini gömen ve uyutan bir kış,
    sen ki, de ki grand teton' a kar yağdı.
    o karın ortasında önümüzden bir nehir
    karla karışık akardı.

    sarartma beni
    sarartma beniiiiiiiiiiiiiiiiiii..sarartma.

    XXXXIII
    fazla insansın sen sevgilim fazla insan
    bir barbarım ben oysa, bir hayvan
    dilim bağışlamaktan söz eder benim
    seninki adalet ve intikam.

    söylemeye gerek var mı sevgilim
    söylemeye gerek var mı şimdi
    yetiştirdiğim en iyi nişancı vurdu beni
    klimanjaro' nun karları sevgilim
    klimanjaro' nun karları
    innnniiiiiyor aşağı.

    XXXIV
    birini seviyorsan onu öldürme! demek kolay
    oysa her âşık önce kendine sonra yanındakine cellat.
    ve aşkta ölümün bir anlamı vardır, görklü kılınan
    bozulsun diye im
    her ateş önce yanını yoklar sevgilim.

    bundan böyle ne vakit bir yangından artakalan
    isle kararmış bir şair gölgesi görsen
    başıboş, duran, susan, içinden yanan:
    ya da bir kızkardeş, ağlayan kekliğine,
    uzak ve göğsüne klarnet sesiyle dolaşan.

    XXXVI
    bunca zaman sonra, neden ona dokunmadığımı
    neden çekmediğimi silahlarımı kınından
    olanı biteni kalbime koyup kendimi çektiğimi
    soruyorsan...
    ona dokunmadıysam,

    dokunmadıysam tek bir sebepledir...

    bir barbar ancak eşitine dokunur.

    XXXVII
    akan sokaklarda yan yatmış otlara benziyorum
    rüzgârla yana savrulan dallara.
    aşk için ihanetle vuran aşk aşkm'ola?
    ah ciğerimin köşesi, kavrula kavrula
    kopuyor gönülbağım, sen bağla.

    XXXXI
    Bir nefeslik can kalsaydı sana üflerdim canımdan
    Diyecekler; çok yüksekti ondaki zindan
    Görmeli, eline almalı, sıvazlamıydın, öğretemeden
    Yazgına kanat ol kol ol diyemeden ayrı düştüysem senden.
    Buna yanarım çok, en çok buna yanarım inan.
    Onaramazdım kırdığım yerleri
    Onaramazdın kırdığın yerleri

    Son bir nefesle sana sarıldımdı.
    En acısı buydu.
    En acısı buydu.

    XXXIX
    aşk iki kişi arasında asla eşitlenmeyendir.
    ben bir divan şairi değilim ki sevgilim
    sana bercesteler düzeyim
    yine de giderayak, gözlerine, ellerine, ayaklarına
    tutulmuşluğumu herkes bilsin isterim.
    ben bu çıldırmış vaktin, ben bu yılan zamanının
    paramparça edilmiş şairiyim.ne diyeyim!
    yine de içimde, çooook eskiden kalma bir
    ya leyl...ya leyyylllllllllle
    bir çöl gecesine ismini bırakayım.

    XXXVIII
    bir dalda iki kiraz gibi
    aşk ile öfke arasında
    yanayana,
    dursun bu aşk. aşk, mola!
    ey yaban!
    ayaklanacağım
    ayaklanacağım!

    dizlerimin bağını bağla.

    XXXX
    sözde kalır sevgilim
    sözde kalır bütün sözler
    aşk çünkü, aşk çünkü kendine
    bir yol, bir ideoloji ister.

    bilirim, çöl rüzgârında çalıdır bazı yaşlar.
    sen sevgilim ilerde, biraz daha ilerde
    bir tarihe başlayacaksın, orası işte
    benim tarihimle başlar.

    ve say, geriye doğru, tek tek
    sende kalsın şimdi al bu taşlar.
    (Her dizesini ayrı ayrı çok sevdiğim mükemmel şiir kitabı Yol'dan)
  • Beni sev ya da nefret et, ikisi de benim lehime. Beni seviyorsan, daima kalbinde olacağım ve benden nefret ediyorsan, aklında olacağım. "Qandeel Baloch"

    Başarılı bir evlilik, daima aynı kişiyle, birçok kez aşık olmayı gerektirir. Mignon McLaughlin

    Aşk bizim gerçek kaderimizdir. Yaşamın anlamını yalnızken kendimiz bulamıyoruz. Başka biriyle buluyoruz. "Thomas Merton"

    “Uyuyamadığınız zaman aşık olduğunuzu biliyorsunuz çünkü gerçeklik sonunda hayallerinizden daha iyi.”

    “Karanlık, karanlığı gideremez: bunu sadece ışık yapabilir. Nefret nefreti ortadan kaldıramaz: yalnızca aşk bunu yapabilir. ”






    Olmadığın şey için nefret edilmek, olmadığın şey için sevilmekten iyidir.”

    “Birisi tarafından derinden sevilmek, size güç verirken, birisini derinden sevmek size cesaret verir.” "Lao Tzu"

    “Aşk rüzgar gibidir, göremezsin ama hissedebilirsin.”

    “Senden nefret eden bir çocuktan daha kötü olan tek şey: seni seven bir çocuk.”

    Bir gerçek var ki… Asla sana sıradan gibi davranan birini sevme.

    “Ondan hoşlanıyorsan, seni mutlu edecekse ve onu tanıdığını hissediyorsan, o zaman sakın gitmesine izin verme.”

    “Gerçek bir aşk il insanlar nadir karşılaşır ve bu aşk hayata gerçek bir anlam veren tek şeydir.”

    Bu hayatta, sevmek ve sevilmek için tek bir mutluluk vardır. "George Sand"



    Aşk, düşmanı bir arkadaşa dönüştürebilen tek güçtür. "Martin Luther King"

    Mükemmel aşkı yaratmak yerine, mükemmel aşkı bulmak için zaman harcıyoruz.

    Şeytan kadar siyah, cehennem kadar sıcak, bir melek kadar saf, aşk kadar tatlı. "Charles Maurice de Talleyrand"

    Bir söz var. Birinin seni sonsuza dek sevmesini istiyorsan, bir köpek al, besle ve etrafta kal.

    Sevgiliye En Güzel Aşk Sözleri 2019




    He şey unutulur da kalbimde bir sen unutulmazsın. Bir iz gibi kalbimde daima kalacaksın.

    Bir kadının alnı dudaklarından daha değerlidir. Sonuçta dudaklarından dökülecek seni seviyorum bile önceden alnımıza yazılmıştır.

    Ya sevmesin kimse kimseyi, ya da akmasın aşk dolu gözlerden yaş. Ya olmasın bu aşk denilen illet ya da adam gibi sevmeyi bilsin herkes.

    Bana yüreğinle gel bahanelerinle değil.

    Tabağında yiyebileceğin kadar yemek, hayatına sevebileceğin kadar insan al.

    Sen gittikten son yalnız kalmak korkmuyorum da… Ya yokluğunda ellerini tutmak istersem…

    Beni sevecek kadar deliysen, hak edecek kadar mertsen, yalan söylemeyecek kadar şerefliysen bende uğruna ölecek kadar yürekliyim.

    Her insan bir yağmur tanesidir. Kimi çamur çukuruna kimisi de gül yaprağına düşer.



    Olsun mu olmasın mı dert sana uğramasın… Gitsin de gelmesin bir daha ayrılık hiç…

    Kalbim perişan gönlüm deli, sana yazdım ben bu aşk dolu sözlerimi…

    Uzun oldu, ne zor oldu, kalbim yoruldu sevgilim… Dön gel yer şey kalsın…

    Yararsızım, araftayım… Çok özledim ve çok yalnızım sevgilim…

    Öyle bir çık ki karşıma, her baktığımda ilk defa görüyormuşum gibi, az kalsın ölüyormuşum gibi hissedeyim seni.

    Gecenin karanlığında, güneşin ışığında, suyun damlasında, selin coşkusundasın. Kimi yanımda kimi rüyamda ama sen benim hep aklımdasın bunu sakın unutma.

    Okyanusta ölmez de insan, gider bir kɑşık sevda dɑ boğulur.

    Seni gökteki yıldızlara benzetiyorum. Onlar kadar etkileyici, onlar kadar çekici ve güzelsin. Aranızdaki tek fark var; onlar milyonlarca sen ise bir tanesin.

    Cam kırıkları gibidir bazen kelimeler, ağzına dolar insanın, sussan acıtır, konuşsan kanatır.


    Eve yalnız dönüyorum ben de. Sakın “kal” deme bana, gidiyorum. Alışamadım bu kente… (Yaşar Kurt)

    Hiçbir vücut ısısı değiştirmiyorsa mevsim normallerini, sevmek de yok artık hiç kimseyi (Cüneyt Ergün)

    Hayatta hiçbir şeyim az olmadı senin kadar, hiçbir şeyi istemedim seni istediğim kadar. (Cem Karaca)

    Bu bizim hikayemiz, sevgilim… Öyle saf öyle temiz ki, kimse kirletmeye cesaret edemez.

    Sevgilim, saçına rüzgar değsin onu bile kıskanırım bilmez misin…

    Gitmek çözecekse ve biri gidecekse, buralar gitsin, sen gitme… (F.D)

    Soysuz, gönlün bende yoktu, niye doğru yoldan şaşırttın beni? (Mustafa Özarslan)

    Beni silahla öldüremezsin sevgilim… İstersen bir de gülmeyi dene…

    Duy beni sevgilim… Gecenin üçünde beni bağlayan damla damla sen…

    Sen, gel ki bir tanem… Bahar kokunu kıskansın

    Şimdi öyle uzak ki geldiğim yollar....yanlış bir öyküdeyim… beni yeniden yaz sevgilim.

    Bir menekşe kokusunda seni aramak var ya… Bu hayat hep böyle böyle gider mi sevgilim… (menekşe kokmaz)

    Ne yaptıysam olmadı! Ne çare sevgilim… Unutamadım seni…

    Papatyalar kadar saf ve temizdim… Ben de senin gibi bir hain sevdim.


    Ardımdan deli diyorlar belki de yalan değil. Yanımda bile uzaksın, nasıl dayansın gönül

    Sevgilim söz vermedik ama… Elbet bir gün buluşacağız…

    Aynı şehirde sen varsın, ben varım, ama biz yokuz.

    Ayrılıklar küçük sevgileri öldürür ama büyük sevgileri güçlendirir.Tıpkı rüzgarın mumu söndürüp yangını güçlendirdiği gibi.

    Bazıları konuşmaz, gözlerine 5 saniye bakar, ömründen 5 yıl verir.

    Bir gün dudakların kurursa okyanusu getiririm sana. Bir gün gelir de ayrılacak olursak aradaki mesafe ,yollar ve menziller ne kadar uzak olursa olsun sen yine de omuzunu bir yokla. Çünkü elimi orada hissedeceksin!

    ‘’Diyorsun ki; Bеn sаnа gönlümü vеrԁim. İyi ԁе gönül ԁеԁiğin nеԁir ki sevgilim. Bеn sаnа hiç gönlümü verir miyim? Çünkü gönül ԁеԁiğin toprağa düşünce toz olur, toprak olur. Bеn ise sаnа ruhumu veririm. Çünkü ruhum sadece sеnԁе sonsuzluk olur! ‘’Mevlana’’

    Sen gidersen sesin gider, kokun gider, yüzün gider. Ay dolanır pusularda, tenim titrer, gecem biter.

    Bana mesaj attığında otomatik olarak gülümsüyorum.

    Güzel Aşk Sözleri


    Ağzımdan çıkacak söz olsan konuşamam, gözümden akacak yaş olsan ağlayamam, çünkü ben seni kalbime hapsettim hiçbir yere bırakmam...

    Sеn bеnim bugünümе şükür, yаrınımа dua еԁişim, azla yetinişim, çoğa göz dikemeyişimsin.

    Sözlerden çok gözlerdedir aşk.

    Yanağında açan güle aşık oldu bu can.

    Eline almış bir çiçek, sevecek sevmeyecek. Ah, koca sersem ah çiçek aşkı nereden bilecek.

    “Eğer yanlış olanı çok sevecekseniz, doğru olanı ne kadar seveceğinizi hayal edin.” Brandon Stanton

    Yıldızlar sönene kadar seni seveceğim.


    Bana ilk dokunduğunda senin olmak için doğduğumu anladım.

    Biri tarafından çok sevilmek insana güç verir, birini sevmek ise seven insana cesaret verir.

    Sensiz hayat çiçekleri ve meyvesi olmayan bir ağaca benzer.

    Sana olan aşkım asla bitmeyip, sonsuza kadar sürecek bir yolculuktur.

    Hayatım boyunca benimle yürürsen, bu yolculukta ihtiyacım olan herşeyi bana vermiş olacaksın sevgilim.

    Kabuslarımı mutlulukla, endişe ve korkularımı sevgiyle değiştirdin.

    En Güzel Felsefi Aşk Sözleri


    Aslında aşkı yağmura benzetmek lazım. Göğüne bir türlü dönmeyi düşünemeyen yağmura.

    Kalem olsa dünyadaki bütün ağaçlar, bütün denizler de mürekkep… Yinede senin şiirini yazamam sevgilim.

    Aşkı anlamaya çalışma, kim anlamış ki sen anlayasın? Bırak anlamaya çalışmayı, aşkı yaşamak lazım.

    Avutamaz olur artık seni, bildiğin şarkılar. Boşanır keder zincirlerinden sular tersin tersin akar.

    ‘’Aşk evcilleştirilmemiş bir güçtür. Onu kontrol etmeye çalıştığımızda, bizi yok eder. Onu hapsetmeye çalıştığımızda, bizi köleleştirir. Anlamaya çalıştığımızda ise kaybolmuş ve kafası karışmış hissederiz.” Paulo Coelho

    “Cesur olmak, karşılığında bir şey beklemeden koşulsuzca birini sevmektir.” Madonna

    ”Aşk güzel insanların da korkunç şeyler yapmasını sağlayabilir.” Jude Deveraux


    “Sevmek ve sevilmek, güneşi her iki taraftan da hissetmek demektir.” David Viscott

    “Aşka düşen insanlar için yer çekimi sorumlu değildir.” Albert Einstein

    Aşk rüzgar gibidir, göremezsin ama hissedersin.” Nicholas Sparks

    ‘’Gördüğünü herkes sever, sen onda görmediğini bulacaksın. Eğer gerçek aşk istiyorsan; Ten’e değil, kalbe dokunacaksın.’’ Bob Marley

    ‘’Aşkın olduğu yerde yaşam da vardır.” Mahatma Gandhi

    “Mükemmel sevgiyi yaratmak yerine mükemmel sevgiliyi aramak için zaman harcıyoruz.” Tom Robbins

    Aynı anda iki kişiyi seviyorsanız, ikinciyi seçin. Çünkü ilkini gerçekten sevseydiniz ikinci için düşmezdiniz” Johnny Depp

    Anlamlı Aşk Sözleri


    Doğrudur İstanbul şiir yazdırır, Ankara roman, aşksa çay demletir.

    Aşk şişe çevirmece oyunundaki şişeye benzer. Kimde durursa dursun yɑ doğruluk yɑ dɑ cesaret ister.

    Onunla ne zaman lades oynasak hep o kazanırdı. O benim kalbimdeyken nasıl aklımdasın diyebilirdim ki…

    Herkes kaybettiği kadar içecekse O masadan en son ben kalkarım!

    Kalbim navigasyon cihazı değiI benim. Götürdüğü her adrese gitmez!

    Rakı yanındakiyle içilse de kadeh aklındakine kalkar.

    Deprem gibi girdin gönlüme, fay hattı çizdin beynime, enkaz bıraktın kalbimde, artçıları ise hala devam etmekte.


    Her derde deva olan şey; sarımsak mıydı, sarılmak mıydı? Karıştırdım.

    Aşkımızı dağlara yazıcaktım; Ama aşkımızdan daha büyük bir dağ bulamadım!

    Bana seni unut dediler unuttum, sakın haa seni değil unut diyenleri unttum!

    Harikalardan biriymiş diyorlar Çin Seddi’ne, seni görmeden kαrαr vermek kimin hαddine?

    Bir elimde gül bir elimde silah. Ya o gülü alıp benim olursun ya da o silahı alıp beni vurursun!

    Güzel Aşk Sözleri Kısa Aşk Sözleri


    Onunla kavga etmeyi başkasıyla gülmeye değişmem.

    Çek bakışlarını gözlerimden, aşk bu oğlum şeytan doldurur.

    Sana şiir yazmak ne haddime. Varlığın bir şiir zaten.

    Benim en kötü alışkanlığım sensin!

    Kalbimde yaşıyorsun ama kiranı vermiyorsun. Nasıl olacak?

    Aşk kalbe dokununca herkes şair olur.

    Aşk savaşa benzer, başlaması kolay durması çok zordur.

    "Aşk çok kısa, unutmak çok uzun.” Pablo Neruda

    Sen çölde açan gül olsan, seni kurutmamak için göz yaşlarımla sulardım.

    Yaşadığım aşk benim hayal ettiğimden daha faza.

    Meğer hayat dediğin sadece gözlerinden ibaretmiş.

    Aşk herkesi eşit kılar.

    Etkileyici Aşk Mesajları


    Yüzüme okunmuş bir duɑ gibisin sevgilim. Çok şükür bugün de aşığım sɑnɑ.

    Seni hayatımın sonuna kadar beklerim aşkım. Yeter ki beni bırakma, sensiz bırakma beni…

    Güller hep ellerinde açsın; ama dikenleri batmasın. Sevda hep seni bulsun; ama seni yaralamasın. Mutluluk hep yüreğine dolsun, ama beni asla unutturmasın.

    Seni gördüğüm iIk gün, kαderimin en güzeI bölümü olduğunu anladım.

    Güneş altında söylenmedik söz yokmuş bu yüzden geceleri söylüyorum seni sevdiğimi.

    Uykudan uyanınca insanı uyandığına pişman eden, geri dönmek isteyip de dönemeyince çaresizlikten delirten, hayatta bir defa görülebilen harika bir rüyasın.

    Keşke zamanı geri alabilsem. Seni daha çabuk bulur ve daha uzun süre severdim.

    Hani geceden sonra doğar ya güneş, aklıma ilk sen gelirsin sonra bir çiğ tanesi olup yüreğime düşersin. Gün gelir herşey biter bir tek sen bitmezsin.

    Bir dilek tutma hakkım olsaydı, tüm yollarının bana çıkmasını dilerdim.

    Yalnızca seninleyken darmadağın oluyorum ve yalnızca seninleyken toparlanıyorum.

    Her sαbαh uykuIu gözIerinden doyasıya öpmek istediğim biri vαr.


    Şairane Aşk Sözleri

    İçin ağlasa da kim duyar seni? Kim anlar dışarıdan olup biteni? Leyla’nın yüzünü görenler bilir: Mecnun’un kalbine batan dikeni!

    Yağmalandı kalbim, ömrüm, her şeyim. Kurşuna dizdiler anılarımı, yenik düştüm bu savaşta neyleyim, bir mezar nasılsa işte şimdi tam da öyleyim!

    Gül bahçesinde geçse de ömrüm, inan üstüne gül koklamam sevgilim, seni koklamak olsa da ölüm, uğrunda ölmeye değer sevgilim.


    Soğuk havalarda hiç üşümedim biliyor musun? Hep senin sıcaklığın ısıttı beni. Sevginin sıcaklığı

    Seni özlemek, üşümek gibidir soğuk bir akşam üstü, yağmurun altında yürümek gibi sırılsıklam, titreye titreye. Sıcak bir yer bulup sığınmak istersin ya hani, işte tam da öyle. Yüreğine sığınıp, nefesinde ısınmaya ihtiyacım var sevgilim

    ‘’Aşk abdest gibidir, şüpheye düşersen bozulur!’’ Mevlana

    Bana bir avuç sevgi ver, içinde bir tutam güven olsun, birazda hoşgörü kat içineki yarın için umudum olsun.

    Şair bensem, şiirim sensin. Deli bensem, zincirim sensin. Aşık bensem, aşkım sensin. Ben hala yaşıyorsam bunun tek sebebi sensin!

    ‘’Kim bilir kaç kişi ayrı yataklarda birbirine sarılarak uyuyordur.’’ Özdemir Asaf

    Eski Sevgiliye Aşk Sözleri

    Sen kalacaksın, kimse bilmeyecek ve kimseler görmeyecek seni. Yaşayacaksın gözlerimde ve düşlerimde.

    Eğer beni bu sokakta, bu semtte, bu şehirde bulamazsan sevgilim bil ki ben, gözlerinin daldığı yerdeyim.

    Küçükken annem, yerde ekmek görünce: ‘’Yükseğe koy, kuşlar yer.’’ derdi. Biz de sevdiklerimizi hep yüksekte tuttuk, acaba kuşlar mı yedi?


    Gece bir başka giyer siyahını, yıldızlar daha sönük olur, yakamozlar başka çizer denize kendini ve hayat daha kahpe oynar oyununu sen yanımda yoksan.

    İçim çok acıyor, sanki bir sen kaldın bildiğim gibi olan ama hayatımda kalamayan.

    Sana öyle muhtacım ki, telefondaki sesine, erkeğim diyen diline, seni seviyorum diyen kalbine. Sana öyle muhtacım ki o ufacık ellerine, dokunmaya kıyamadığım tenine…

    O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler, arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakmasaydı eğer.

    Bir köpek ile bir erkek arasında ne fark vardır? Köpek sadece halıyı kirletip mahveder, erkek ise tüm yaşamını yıkar ve gider.

    Seninle kavga etmeyi, başkasıyla gülmeye değişmem.

    Sen yoksun ya… Ne yazmanın anlamı var, ne de okuduklarımın bir tadı…

    Sayende yaşadığıma bile efkarlanıyorum. Gerisini sen düşün.

    Öyle haindir ki aşk, nerede imkansızı varsa gider onu sever. İşte ben de o imkansızı sevdim, yani seni sevdim sevgilim.


    Er geç tamamlayacağız birbirimizi. Bir yerlerde bir gün, bir bütün olacağız.

    Mutlu olmak kimin umrunda, sen yanımda ol yeter.

    Her insan bir yağmur tanesidir. Bazıları çamura bazıları da yaprağa düşer.

    Sαhi neydi o kαide. Sevince mi kaybediyorduk yoksa kaybedince mi seviyorduk.

    Bazı insalar sigaradan, bazıları hastalıktan, bazıları da aşktan ölüyorlar!

    En Güzel Mevlana Aşk Sözleri

    Aşk davaya benzer, cefa çekmek de şahide. Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki.

    Ömründen nasibin, kendini sevgiliden mesut bulduğun andan ibarettir.

    Mevlana’ya sormuşlar “sevgili” nasıl olmalı diye. Sevilecek biri olmadığı zamanlarda bile seni sevmeli. Sarılacak biri olmadığı zamanlarda bile sana sarılmalı, dayanılmaz olduğun zamanlarda bile sana dayanmalı.


    Nasibinde varsa alırsın karıncadan bike ders. Nasibinde yoksa bütün cihan önüne serilse sana ters.

    İnsan gözden ibarettir aslında, geri kalan cesettir. Göz ise ancak gerçek dostu görendir.

    İnsanları iyi tanıyın, her insani fena bilip kötülemeyin, her insanı da iyi bilip övmeyin.

    Nice bilginler vardır ki gerçek bilgiden, hakiki irfandan nasipsizdirler. Bu ilim sahipleri, bilgi hafızıdır, bilgi sevgilisi değil.

    İnsan dostunun huyunu alır.


    Güzel üslupla söz söyleyenleriz; Mesih'in talebesiyiz; nice ölülere tuttuk da can üfürdük biz.

    İnsan içki içmekte serbest, ama sarhoş olmakta serbest değildir.

    İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsun diye bu alem yok değildir.

    Derinden - Etkileyici Aşk Acısı Sözleri

    Ne hayaller büyüttüm içimde seninle, ne okyanuslara sevgimi yazdım adınla, şimdi yoksun hayatımda, kalbim parçalandı, atmıyor artık, yaşamıyor bu sevda.

    Kaybetme cesareti olmayanın, gerçeği söyleme kapasitesi yoktur!

    Nereye kaçmak istiyorsan git fakat etrafımda dolaşma, dönüp dolaşacağın yer yine benim gözlerimin önü olacak bu aşk acısı bende kalıcı olmayacak.


    Sen diline kilit vur yeter, ben aşk acısıyla da yenilerim kendimi.

    Bugün ilk defa sensizliği düşünüyorum, hayatımda her sensizlik aklıma gelince kalbim ağlıyor, gözlerimle anlatıyorum kalbimdeki acıyı, gözyaşlarımla yazıyorum adını.

    Sevgilisinin parası yok diye; ‘tokum’ diyen de var, ‘yokum’ diyen de!

    İsyanım acıya değil, isyanım kalbime değil, isyanım aşk acısı çektiren vefasıza, lanet olsun sana!

    Nasıl unuttuysan çocukluğunu ve kırılan oyuncaklarını, kırılan kalbini de öyle unutacaksın!


    Şimdi kalkıp hayatımı film yapsalar, sen ancak araya giren reklam olursun!

    Sen sadece bir yalanmışsın hayatımda, sen sadece boş zamanmışsın ömrümde, sen sadece acıymışsın kalbimde!

    Hiçbir zaman yanında olmayacak birinin, hep aklında olması çok saçma!

    En Güzel İngilizce Aşk Sözleri

    “They say you only fall in love one, but that can’t be true.”

    “Hayatta sadece bir kere aşık olduğumuzu söylerler ama bu doğru olamaz. Sana her baktığımda, yeniden aşık oluyorum.”
    “I love my eyes when you look into them. I love my name when you say it. I love my heart when you touch it. I love my life when you are in it”.

    Gözlerimi sen onlara baktığında seviyorum. İsmimi sen söylediğinde seviyorum. Kalbimi sen ona dokunduğunda seviyorum. Hayatımı sen içinde olduğun için seviyorum.)
    You are the first and last thing on my mind every day.

    Sen her gün aklıma gelen ilk ve son şeysin.
    Someone asked me what I saw in you to love you so much, my only answer was- everything.

    Birisi bana sende ne görüp de seni bu kadar çok sevdiğimi sordu, ona tek cevabım vardı – her şeyini.
    I want you. All of you. Your flaws. Your mistakes. Your imperfections. I want you, and only you.

    Seni istiyorum. Her şeyinle. Kusurlarını. Hatalarını. Eksikliklerin. Seni istiyorum, sadece seni.

    Can I borrow a kiss? I promise I’ll give it back.

    Bir öpücük ödünç alabilir miyim? Geri vereceğime söz veriyorum.
    You are my favorite place to go to when my mind searches for peace.

    Sen birazcık huzur aradığımda gitmekten en çok hoşlandığım yersin.
    En Komik Aşk Sözleri

    Körebe oynamak gibiydi aşk, hepimiz kördük ebemizi gördük…

    Yufka yüreğimizle kıymalı börek yaptılar.

    Oysa kahve içmişliğimiz de vardı bu ne hatır gönül bilmemezlik.

    Seni öpemedikten sonra götümden ne farkın var…

    Gözlerime takıldıktan sonra kalbime düşen aşkım sakarsın işte kabul et.

    Yine özlerken uyuyakalmışım Sebastian, günaydın…

    Her derde deva olan şey; sarımsak mıydı, sarılmak mıydı? Karıştırdım.

    Ask elmayı yemekle baslar, ayvayı yemekle biter.

    Unutma Sebastian dal sarkar kartal kalkar çok seversen g.tü kalkar…

    Rakı yanındakiyle içilse de kadeh aklındakine kalkar.

    Kalbimiz navigasyon cihazı değildir, götürdüğü her adrese gitmemeliyiz.

    İç güzelliği sadece organ mafyası önemsiyor aq.

    Eğer sana mesaj atmıyorsa sinirlenme. Pozitif düşün, belki de ölmüştür.

    İçimin sesi de olmasa ölürüm yalnızlıktan Sebastian…

    Vefasız sevgilim alzheimer hastası bile senin kadar cabuk unutmaz pes…

    Götü kalksın diye değil, kalbi atsın diye sevmiştim Sebastian.

    Bir kadın özledim diyorsa ben de demeyeceksin, atlayıp yanına gideceksin…

    Bu saatten sonra ben tren gibi geçerim sen öküz gibi bakarsın…

    En Romantik & En Güzel Aşk Şiirleri

    Şiirler aşkla ruh bulur ve canlanır. Aşkınızı canlı tutmak istiyorsanız sevgilinize en romantik ve en güzel aşk şiirlerini yollayınız ya da gözlerine bakarak okuyunuz. Böylece aşkınız hayat bulacaktır. İşte en romantik sevgili şiirleri ve en güzel aşk şiirleri - anlamlı aşk sözleri;



    Ben Artık Sen Olmuşum

    Ne varsa aradığım bil ki sende bulmuşum,

    Senden öncesi yoktu, seninle var olmuşum.

    Sende bütün ümitler, sende bütün özlemler,

    Beni bende arama artık ben sen olmuşum.

    Ahmet Selçuk İlkan

    Seviyorum Seni

    Seviyorum seni,

    Ekmeği tuza banıp yer gibi,

    Geceleyin ateşler içinde uyanarak,

    Ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi.

    Ağır posta paketini,

    Neyin nesi belirsiz,

    Telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibiİ

    Seviyorum seni.

    Denizi ilk defa uçakla geçer gibi,

    İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık,

    İçimde kımıldayan bir şeyler gibi.

    Seviyorum seni,

    Yaşıyoruz çok şükür der gibi.

    Nazım Hikmet


    Aşk Şiiri

    Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin,

    Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.

    Bir ısıtır,bir üşütür,bir ağlatır,bir güldürür;

    Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.

    Özdemir Asaf

    Seni Düşünmek

    Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,

    Dünyanın en güzel sesinden

    En güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey...

    Fakat artık ümit yetmiyor bana,

    Ben artık şarkı dinlemek değil,

    Şarkı söylemek istiyorum.

    Nazım Hikmet

    Hasretinden Prangalar Eskittim

    Seni anlatabilmek seni.

    İyi çocuklara, kahramanlara.

    Seni anlatabilmek seni,

    Namussuza, halden bilmeze,

    Kahpe yalana.

    Ard-arda kaç zemheri,

    Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu

    Dışarıda gürül gürül akan bir

    Dünya...

    Bir ben uyumadım,

    Kaç leylim bahar,

    Hasretinden prangalar eskittim.

    Saçlarına kan gülleri takayım,

    Bir o yana

    Bir bu yana...

    Seni bağırabilsem seni,

    Dipsiz kuyulara.

    Akan yıldıza.

    Bir kibrit çöpüne varana.

    Okyanusun en ıssız dalgasına

    Düşmüş bir kibrit çöpüne.

    Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,

    Yitirmiş öpücükleri,

    Payı yok, apansız inen akşamdan,

    Bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene,

    Seni anlatabilsem seni...

    Yokluğun, cehennemin öbür adıdır

    Üşüyorum, kapama gözlerini...

    Ahmed Arif

    Aşk İki Kişiliktir

    Değişir yönü rüzgarın

    Solar ansızın yapraklar;

    Şaşırır yolunu denizde gemi

    Boşuna bir liman arar;

    Gülüşü bir yabancının

    Çalmıştır senden sevdiğini;

    İçinde biriken zehir

    Sadece kendini öldürecektir;

    Ölümdür yaşanan tek başına,

    Aşk iki kişiliktir.



    Bir anı bile kalmamıştır

    Geceler boyu sevişmelerden;

    Binlerce yıl uzaklardadır

    Binlerce kez dokunduğun ten;

    Yazabileceğin şiirler

    Çoktan yazılıp bitmiştir;

    Ölümdür yaşanan tek başına,

    Aşk iki kişiliktir.



    Avutamaz olur artık

    Seni, sevdiğin şarkılar;

    Boşanır keder zincirlerinden

    Sular tersin tersin akar;

    Bir hançer gibi çeksen de sevgini

    Onu ancak öldürmeye yarar:

    Uçarı kuşu sevdanın

    Alıp başını gitmiştir;

    Ölümdür yaşanan tek başına,

    Aşk iki kişiliktir.



    Yitik bir ezgisin sadece,

    Tüketilmiş ve düşmüş gözden;

    Düşlerinde bir çocuk hıçkırır

    Gece camlara sürtünürken;

    Çünkü hiçbir kelebek

    Tek başına yaşamaz sevdasını,

    Severken hiç bir böcek

    Hiç bir kuş yalnız değildir;

    Ölümdür yaşanan tek başına,

    Aşk iki kişiliktir.

    Ataol Bahremoğlu

    2019 Güzel Sözler kategorisinde yer alan ve en çok tercih edilen söz türleri arasında gösterilen 2019 en yeni Aşk Sözleri içeriğinde birbirinden etkileyici, karşınızdaki kişiyi size aşık edecek sözleri bulabilirsiniz. Aşk sözleri içerisinde yer alan kategoriler arasında ünlü düşünürlerin Özlü Sözler diye isimlendirdiği en Anlamlı Sözler de yer almaktadır. Sevgilisiyle kavga eden, ihanete uğrayan okurlarımız için ise karşısındaki kişiyi derinden etkileyecek En Ağır Sözler 'i de bulabilirsiniz.

    Sevgiliye 2019 en romantik sözleri ve en güzel aşk sözlerini sadece "Sevgililer Günü" gibi özel günlerde değil; içinizden geldiği bir anda söyleyebilirsiniz. Mevlana aşk sözleri, Tumblr aşk sözleri, komik aşk sözleri, acı çeken sevgiliye aşk sözleri, etkileyici, dini ve en güzel aşk sözleri burada. İşte, sevgiliye söyleyebileceğiniz, mesaj olarak yollayabileceğiniz en güzel romantik sözler, duygusal romantik sözler. Romantik sözleri, aşk sözleri, en güzel aşk sözleri, en anlamlı
  • Merhaba Kaybettiğim,
    Kaybedişim, yenilişim, yıkılışım merhaba
    Bugün biraz yorgunum,
    Biraz kırgın, hayattan bezmişlik ve çokça yalnızlık var üzerimde
    Kirletti dünya biraz...
    Ölümüm gidişine denk gelmeliydi
    Ölümün, ölümüme bin sebep vermeliydi
    Oysa ölüm bana, hayat sana yakışırdı
    Zor, hayat çok zor, Gidenim
    Bu şehri terkedeli bugün, 11 yıl oldu
    On bir yıl geçmiş, ama acın dün gibi saklımda
    Saçların, gözlerin, yüzün her hücren küskün
    Her telin hançer, her damlan kurşun, her sözün zindan ömrüme.
    Ben bu şehri seninle sevdim, bir şehir nasıl sevilir senden öğrendim.
    Kendimi, sende kaybedişimle bulmuşken
    Gidişin hiç yakışmadı, bu şehre
    Seneler geçip gitti, biraz yaşlandım
    Saçlarımda beyazlar ve seyreklik
    Yüzümde göz izin, her yerde bir sen
    Hayat yorsa da gülüşlerimi
    Senli zamanların huzur akan maveralarında dolanırım hala
    Nasılım, nerdeyim hepsi önemsiz
    Yokluğun da her yer aynı, her yer karanlık
    Yine de yaşıyorum
    İyiyim anlayacağın, cümleden cümleye
    Konudan konuya atlıyorum yine
    Yine senli zamanlara dalıp gidiyorum.
    Takvimler ihanet içinde
    Gidişinin ertesinde dönüyorlar yapraklarını
    Kuşlar hala göç ediyor, kaybolmuş gökyüzümden
    Seni özledim...

    Merhaba Kaybettiğim
    Kaybedişim, yenilişim, yıkılışım
    Bitişim, yitişim, her şeyim Nerdesin...?
    Biraz yorgunum
    Ölüme yakın sana uzak bir zamandan sesleniyorum
    Solumda durmak bilmeyen bir taş
    Her dem öğütüyor ölümlerimi
    Durmadan çarpıp duruyor göğsümdeki sensiz kafese
    Yoksun ya neye yarar varlığım
    Senden uzakken kendime yakın olamıyorum
    Ben diye kalan ne varsa toprağında yeşeriyor
    Ömrüm,
    Arada aklıma geliyoum, önemsizliğim vuruyor pencerelere
    Sahi sen hissediyor musun acılarmı
    His etme hakettiğimden daha azını çekiyorum
    Umudun, yaşam kaynağım
    Varlığıma sebebim,
    Cennetim seni çok özledim...

    L.D
  • 240 syf.
    ·Beğendi·9/10
    "LEYLİM" bir insan sevdiğine en güzel nasıl seslenebilir? Hem onun adından uzaklaşmadan hem de kendi kalbini katarak nasıl çağırabilir ki? Bir Ahmed Arif'in Leylim'i olmak nasıl bir duygu? Peki ya, Leylim'in Arif'i olamamak? Böyle diyordu Leyla Erbil'e, Leyla'sına Leylim, Sevgili Canım, Canım Leylâm, Ömrüm diye başladı mektuplarında böylesine içten böylesine yürekten, böylesine sıcak, böylesine samimi bir dille.

    Bıkmadı usanmadı canı Leylim'ine yazmaktan ne kadar zor durumda olsa da. "kahrolası boşluğunda, ben garip, ben duyan, ben yirmi dört saatte, yirmi dört bin parça olan, ne yapardım?" dediğinde Ahmed Arif o boşluğu ben hissettim buz gibi ve karanlık içimde sanki. Yapma Leyla, Ahmed Arif böyle söylerken yokluğunla onu bin parçaya ayırma :(

    Her mektubun sonunda gözlerinden öptü sevdiğinin. Yanlış hatırlamıyorsam bir mektubunda yazmıştı gözlerinden öpmeyeceğim birine yazmam diye. Ah! Bu nasıl bir duyarlılık, güzelliktir böyle?
    "Gözlerinden öperim cânım. En çok da burnundan. Gülme, ciddi söylüyorum.
    Yarı parçan" sen en tatliş şair cümlesi olabilirsin mesela.

    Sonra "Hal, yani şimdiki zaman seninle başlar" diyen bir adama "Yazma! Sevme! ne demek?" Hakikaten ne demek bu? Leyla farkında mısın öl diyorsun ona hatta öl deseydin daha iyiydi ama yazma, sevme demeyecektin, kelimeleriyle sana tutunan bu insana. Koparamazsın ki onu ne kendinden ne de her defasında seni anan ve anlatan tüm o sözcüklerinden. Biliyor musun? Ahmed Arif duysaydı beni, çok kızardı bu söylediklerime eminim, Leylim'e bunu söylemeye hakkın yok derdi. Seni incitecek ufacık bir kelimeye dahi katiyen izin vermezdi. Bu kadar "delin divanenken" o böyle diyordu ya sana, sen ona karşılık veremedin.
    "Hep, yaz diyorum ama hiç yazmıyorsun."
    "ister dostum ol ister sevgilim, yeter ki hayatımda ol."
    "İhtiyarlayacak olsam bile, seni bekleyeceğim."
    Üzdün Ahmed Arif'i o böyle bir şeyi her ne kadar kabul etmese de tam aksine senle yücelmiş sade. Beni de üzdün :/
    Gittin evlendin başka biri ile
    "Evleneceksin demek? Herhal çocuğu sevdin! İnşallah mesut olursun canım. Ama müstakbel kocan bana yazdığına kızmayacak cinstendir inşallah. Yoksa seni kaybetmek, sesini duymamaktansa gebereyim daha iyi olur."
    Ağlanmaz mı bu cümlelerde sen söyle Leylim, bunu yazan kalem kırılmış mıdır bu cümlede?
    "Anlat bana. Senden bir şeyler ummak... Umutların en olmazı da bu belki."
    Offf umutsuzluk en sevmediğim şey benim. Bu cümle umutsuzken bile umutla göz kırpıyor buna. Ne ettin sen Ahmed Arif'e Leylim şair ettin, viran ettin, mafettin :((
    "Ne güzel şey, sana inanmak! Bunu bir anlatabilsem." dedin çok güzel anlattın o kadar güzel anlattın ki ben de ona inandım. Ama bilir misin Leylim'e senin gözünle asla bakamadım, bakamazdım zira ben sen gibi kalp ateşiyle bu şiirleri, mektupları yazamazdım.
    "Sana mahkûm kalmak güzel." dedin sen;
    "Kalbindeki yerim en güzel esaretim. Bilirim sonsuza kadar kalsam yüreğinde, sevginin sıcaklığı bu kadar güzelken, ordan hiç çıkmak istemem ki. Sensiz özgürlükse zindan bana. Tıpkı kanatsız bir kuşu, soğuk ve karanlık bir gökyüzüne terk etmek gibi." demiştim ben de, aynı anlamlarda farklı satırlarda buluştuk bak gördün mü seninle? :)
    "Hasret ile gözlerini öpeyim. Orası öyle ya, bu hasret böyle biter mi?"
    Bitmez, bitmedi
    "Canım Benim,
    Bilir misin, “canım” dediğimde içimden canımın çıkıp sana koştuğunu duyarım hep."
    Bundan mıydı Leylim'e bu denli çok "Canım" demen mektuplarında?
    Araya gönderdiğin şiirler de iliştirilmişti kitapta:
    "Bilsinler!
    Sana nasıl yandığımı..." diyor Ahmed Arif.
    Bildik, bilmeyen kaldı mı daha, sanmam. Kalmasın da :)
    "Müthîş özledim seni." Sen müthişsin asıl biliyor musun? Hayır şair olarak zaten öylesin ama onu demiyorum ben insan olarak, kalbin işte çok müthiş diyorum. Bu zamanlarda kimse kimseyi müthiş özlemiyor. :/
    "Evrenin seninle ilgili olmayan hiçbir neni beni sarmıyor zaten."
    "Şiirse içimde uyur. Sen gibi, içimde büyür."
    Evren=sen, şiir=sen. Her şey sade sen, sen olmayan tüm nenler hiç. Bunu diyor Arif, anla be Leylim.

    "Ya, sensiz edebilmeğe mahkûm eder misin beni?"
    "korkuyorum, sen uzakken. Gitme!"
    "Söyle yittin mi? Söyle! Yitebilir misin?"

    Senin de suçun yok elinde değildi belki ama Leyla mahkum ettin onu, üzgünüm gittin belki de yittin :(
    Oysa seni sevdiğini haykırmıştı, sana rağmen defalarca
    "Seni seviyor, seviyor, seviyorum."
    "SEVİYORUM. Başkaca da yokum." demişti.

    "Kazağın sırtımı, canımı, sevdan evrenimi sarmışken böyle nasıl üşürüm?"
    Neden bilmem, ben üşüdüm bu satırlarında...

    "Seni öper, öper, öper, öperim."
    Senin yalnız senin diye mektupları bitirişlerin, yandırdı içimi benim.
    "Gözlerinden, gözlerinden öperim -Bir umudum sende- Anlıyor musun?"
    Anlaşılmak istedi hep sevenler anlamadı kimi zaman sevilenler ve en iyi şairler böyle yetişti inanır mısınız? En çok acı çekenlerdi zira gerçekten sevenler...

    Son olarak en sevdiğim alıntılardan
    "Ne güzel şey senden gayrisini tanımamak, takmamak!"
    "Ve seni, canımın gizlisindeki candan aziz sakınır, düşünürüm."
    "Zaten, senden gayrı güzel düşün olur mu ki."
    "Ne zaman bu düşüne kapılsam, aklıma hep senden açmak gelir."
    "Seni anlamak, seni sevmek mühim ve aziz bir iştir."
    ...

    Yazacak o kadar çok şey, söylenecek nice cümlelerim var da ellerim varmıyor devamını yazmaya ben susayım, siz daha da fazlasını anlayın olur mu?

    Kitapta küfürlü kısımlar vardı, keşke olmasaydı bunun dışında çok sevdim.
    Ahmed Arif Ve Leylim'ine ithafen bu incelemem. Okuyan ve hisseden güzel yüreğinize sağlık.
    Sevgilerimle,
    Şiirle kalın...
    Üzdüysem sizi affola.
    "Nasıl bitireyim, umutlu mu, sevdalı mı, yoksa ağlamaklı mı?"
    Benimki hepsinden biraz oldu işte :)

    NOT: Kitap linki aşağıda mevcuttur, okumak isterseniz oradan indirebilirsiniz :)
    Bu arada kitaptan epey alıntı yapmam rahatsız ettiyse üzgünüm gerçekten. Kendi cümlelerimle anlatsam da onları eklemem kitabın güzelliğini gerçekten görebilmeniz içindi o yüzden onlar olmadan benim satırlarım eksikti :)
  • III

    Madem arkandan ağlamamı bile çok gördün bana
    Al bu taşlar senin olsun… O halde ve bundan böyle
    Bütün davullar vursun, telleri kopsun sazların
    boşluğa bağırsınlar, birlikte;
    Kan kusacağız.
    Kan kusacağız.
    Madem dünya bunca zalim
    Madem yakışmıyor kalbimize.

    Bütün davullar gümlesin
    Boşluktan gelen, boşluğu dolduranı
    Boşluğa böğüreni
    Vursunnnn.

    Bak! nasıl kan kusuyor külde uyuyan
    Dünya görsün.

    IV

    Her kezim ben
    Küle ne öğretebilirse hayat
    Onu öğretti bana da.

    (…)
    Ben külün içinde çok uyumuşum.
    Ben külün içinde çok uyudum.
    Ben külün içinde çok uyudum.

    II

    İçerde tıkanan çığlık dışarda inliyor
    Sabaha karşı
    Uyku kabul etmiyor beni
    Dışardan bir yerden uzuuuuunnnnuzun
    Bir inilti kopuyor.
    İçimde zulmün duvarları.
    Uykuuuuuuuu
    alsana beni koynuna.

    Kalktığımda,
    Banyoya seyirttiğimde gözümden sesler boşanıyor.
    İçerde,
    sonra bu sessizce akan yaşlar senin, diyor. İçimin duvarlarında
    bu taşlar oturuyor,
    çıkaramadığım bir ses var, benden onu çıkarıyor,
    Taşın sessizliğinde:
    Kalın, ilkel, boşluğa doğru, gecenin kovuğundan
    Dışşşşarı doğğğruuuu:

    Seni bu yalan dünyaya saldım sonunda
    acıyor çoooooookkkkkkkkkkkkk,

    VI

    Ben seni hep sevgilim ben seni hep
    yüzünden geçen dalgalardan okudum.
    Gözlerine sevgi okudum ellerine şefkat okudum
    Annen seni inkâr etmişti
    Aldım etime dokudum.

    V

    Yanmamı bekleme benden
    Ben ne çok yandım, biliyorsun.
    Yanamam ben yanamam
    yanamam küllerim uçuyor.
    Rüyamda sapladığın jiletler etimde
    Kanamıyor acımıyor.
    Acımıyor
    Bu dünya buz, bu buz
    zzzzzzzzzzzda
    Hiçbir şey acımıyor.

    Bunlar yalan,
    Yalan söylediklerim
    Yalan söylediklerin
    Bunlar sadece dünyaya yakışıyor.

    Küldüm ben zaten
    Küldüm zaten küldüm zaaaateeeen
    Kalmışsa eğer
    Külün içinde şimdi insanım
    uyanıyor.

    Dünya görsün şimdi.
    Bembeyazzzz
    dünya.
    Yoluna baş koyup buzzzdaaaaaaa
    Kan kusanı.

    I

    Tek tek dururken onlar
    Öbürü henüz yanına gelmemiş olanı çağırıyor:
    O ikisi yan yana, alt alta geldiklerinde
    Dünya böylece daha geniş oluyor.
    Biri ötekine ateş sunuyor
    ve eski kitaptan çıkıp başka bir anlam
    oldukları gibi oluşlarını da beraberlerinde taşıyarak
    çoook eski bir kitapta, ısınsın diye
    masalı tetikliyor
    ama yine de olduklarının ötesine taşan bir başka masal oluyor.
    Öbürü, henüz yanına gelmemiş olanı çağırıyor:
    Masal mıydılar, soruyor…
    Maaaasssssssaaaaallllllllllllllll…

    VII

    Dünya ne ki sevgilim,
    benim sana yaptığım kubbe yanında?
    Düşsün, olsun, bırak,
    içinde yıldızlar patlıyor.
    Kolaydır inanmak kadar inanmamak da.
    İster sal kendini dünyaya, ister kal yanımda.
    Her şeyden öte öyle sevdim ki ben seni
    Yoluna baş koymak diyoruz
    Biz barbarlar buna.

    VIII

    Kırdım, evet, o yalan mekânı kırdım
    Çıksın diye ortaya
    Çırrrrrrrrıııllçıpplaaaaaaak:

    Sen benim yuvamsın,
    Yuvanım ben senin.

    IX

    Beni bilmediğim bir dünyaya attı…

    Bir cümlem yok darrrrrğğmadaaaaaaanıım, bundan.

    Bir düşümüz vardı, “birlikte yaşamak” koymuştuk adını,
    çok acıyor, belki bundan. Aşkî bir cümle mi bekliyorsun benden.
    Beklemeeeeeeeee.
    Mutfakta reçel yapan iki kadın. Kırmızı biberleri filan.
    Rüzgâr alan biraz tepe bir yer. Bakınca, iki yandan da
    uffffffffffffuk filan.
    Dünya yuvarlak değil de hafif elipsmiş gibi.
    Kaldı ki iki kadın, dünyanın yuvarlağını zaten anlamayan.
    Böyle. Kendime inandığım gibi inanmıştım ona da.
    Aşk olanın ötesinde bir aşktan söz etmek, aaaaaaah
    Bir inançtı desem.
    Bu kadar dağılmam kendimi şimdi
    bu dünyaya fırlatılmış gibi hissetmem, bundan.
    Ne söylememi bekliyorsun
    Hava aldıkça sızlayan bir diş var içimde.
    Susmam bundan, konuşmam bundan.
    Ben zaten o ilk acıyla ölmediğimde çok gücenmiştim hayata.
    İnsan olmuştum ilk o zaman.
    Ya da bozmuşlardı beni yenidoğandan.
    Kendimi acıya teslim ettiğimde hatırladım,
    ölünmüyordu, hatırladım.
    Ölünmüyoooooorrrrrrrrrrdu.

    XI

    Acı çekerken de adil ol, diyor bana.
    Adil ol. Sen değil misin inanan
    hayatın büyük bir kader olduğuna,
    kaderi yönlendirmek bile o büyük Kader’in
    içindedir filllllllllllan.
    O yüzden şimdi adil ol.
    Sus. Söyleme böyle şeyler! Adil ol.

    İnanmıyorsun değil mi?
    Beni bilmediğim bir dünyaya attı,
    diyyyyyyyorum.

    Diyorum ki,
    Sözde kalıyor her şey. Sözzzzzzzzde kalıyor.
    Bir de bana adil ol, diyorsun.

    X

    Ey duymayan insanı,
    Ey hayat dedikleri büyük kusur.


    Ey kimselere değişmediğim
    Ayrılığın neden bunca ağır?

    Hani adalet?
    Bir kasım’dan öteki kasım’a
    Bir yanım kör bir yanım sağır.

    XIII

    Darmadağınım.
    Darmadağğğnıııımmmm ve
    Hepsi burada; Aprın Çor Tigin
    Haşim, Kadı Burhaneddin
    Hepsi burada, kör, topal, haşin
    Bağğğğrrrrıyorlar:
    Bırak soğusun,
    Bırrrak soğusssuuun
    bırak soğusun parçaların
    tekrar bitiştiğinde
    başka bir şey olacaksın.

    XV

    Ben başka bir şey olmak istememmm
    İstemedim başka şey.

    Sabırla sevgilim sabırla
    Acılarımız eşitlensin bu şehirde
    diye diye.
    Bu şehirde etten geçip kalbe erişene
    dek sabırla. Tek, sabırla.

    Kaç kişi var bu şehirde
    Ruhunu sana kubbe,
    kubbeeeeeeeeeeeeeeeee
    etmiş!

    XIV

    Büyük keder içerirmiş, gördüm, anladım
    Etten geçip aşka varanın sevgisi.
    Bunun yanında sevgilim bunun yanında
    etin ihaneti, kısaca
    hiçbir şeydir.

    XII

    Şimdi bir masaldan bir peri
    Sessizce dinlesin beni,
    Alsın yorgun başımı

    Alsın cümlemi
    Usulca kalbine koysun.

    Benim cümle taşıyacak halim
    yooooooğğğğğğğ.

    XXXI

    Katlanan, insanın birbirine yapışan yaralarından
    bir yuva inşa etmektir aşk da, varla yok arasından
    Ve ahşabı kemiren de ahşaba dahildir,
    değil dışarıdan.
    Beyhude insanın yuva arayışı ama
    yine de yuva arar insan.

    Dışarısı sevgilim, dışarısı senin
    kendini sürekli kaçak kılacağın yollardan başka nedir?
    Yollar ki hep gider, hep yatay.
    Ah ben bu kubbe fikrine o yüzden
    takılmışım; kubbe ki yüzseksen derece bir şey,
    büyük bir arzuyla mümkün.
    Gayret’in bildiğimiz ve unuttuğumuz anlamıyla örülen.

    XVI

    İn ordan, in ordan
    İnnnnnnnnn, diyor bana
    Zamanın ensesinden.

    Ey Adalet’ten söz eden zalim
    Şimdi bi dur, düşün:
    Ev ki, en büyük mahremiyetti
    Kimdi vuran, kimi, en mahreminden?

    XVIII

    En acısını sevgilim en acısını
    tadayım istedin:

    En acısı buydu.

    XVII

    Omurgamı aldın benim.
    Omurgamı aldın.
    Omurgamı aldın.
    Omurgamı.

    Niye?

    XIX

    Varla yok arasındayım
    Varla yok arasındayım
    Hep, varla yok arasındaydım.
    Zaten.
    Ben bilmedim ki
    Niye teyelliyim, niye?

    Varla yok arasında
    Varla yok arasında
    Elimde bir kırık testi

    Elimde bir kırık testi
    Nereye bırakayım!

    XX

    Gitmek mi yitmektir kalmak mı artık bilmiyorum
    Yerini yadırgayan eşyalar gibiydim ya ben hep
    Ve inançlı, gitmenin bir şeyi değiştirmediğine.

    Bilemem, belki bu yüzden
    Ben sana yanlış bir yerden edilmiş
    bir büyük yemin gibiydim.
    Beni hep aynı yerimden yaralayan o eve
    Yine de döneyim döneyim istedim.

    XXI

    Ah benim sesimle
    Söylesem de, inanmazlar
    Benzemiyor çünkü bir dile.

    Döndüğüm, döndüğüm ama döndüğüm
    Döndüğüm bu semâ sensin. Dönnnnnnnnn
    düğüm.

    Sen benim kara ömrüme vuran
    Suyumu harelendiren sevincimdin.

    XXXV

    Onu, sevebileceğinin en yücesiyle sevdin.
    Titreme daha fazla kalbim.

    Bağışla kendini artık onu da
    Bırak gitsin.
    Bırak gitsin.

    O senin ezel gününden kaderin
    Sen onu nasılsa bin kere daha
    Seveceksin.

    XXII

    Günler öylece kendi kendine geçsin diye
    Bir camın arkasında durdum
    Bana dokunmasın hiçbir şey
    Hiçbir şey yarama merhem olmasın
    İyileşecekse, hiçbir şeysiz iyileşsin diye
    Bir camın arkasında durup
    Akan hayata ve zamana baktım.

    Bilirdim, biliyordum, biliyorum,
    Bittiğinde, geçtiğinde,
    Azaldığında sızı, iyileştiğimde,
    O saman tadıyla karıştığında;
    Her şey daha acı olacak.

    XXXIII

    Ne sanıyorsun?
    Ne sanıyorsun?
    Benim olan artın
    Senin de kaderin:

    Dağbaşı,
    Oradaki yaralı ıssızlık.

    XXIII

    Biz iyileşemeyiz diyor İlhan
    Biz iyileşemeyiz bunu bil, diyor,
    Biliyordum: ağırdı
    Biliyordum: çok ağrıdı
    Biliyordum: adım adım


    Ben seninle sevgilim
    Mutsuz ama bahtiyardım.

    XXIV

    Bir masal
    bir taş ağırlığında olabilir mi?
    Olurmuş meğer

    Birlikte bir masala inanmak istedim
    Ben seninle, sadece bu.
    Sen beni tek
    Tek
    Tek
    Bıraktın.

    Benim artık taş taşıyacak,
    Taş kaldıracak, taş atacak
    halim mi var!

    XXV

    Evet kara bir ömür bu benimki.
    Kara bir toprak.
    Gerçekle değil, hakikatle değil,
    Kalbimin aklıyla kurduğum
    Kara bir ömür.

    Yalnız değilim, biliyorum
    Binlercesi var, onbinlercesi vardı.
    Kara bir ömürle buradan geçen.

    Sen bundan böyle
    Gerçeğin yan yana getirilmiş
    yamalarıyla yaşayacaksın.
    Ben çoktan çıvdırılmış bir şeydim
    Sevgilim.

    XXVII

    Gözlerimde bir çita oturuyor birazdan deppppp
    parrrrrrrrrrrrrrrrrr.

    İçimdeki çilekeş Fuji’yi tırmanıyor sana
    Eski bir mektuptan gözlerime yağma
    Dünyanın bütün neonları yanıyor sönüyor
    Ve bir fotoğraf iki jiletle paramparça.

    Bir su aygırı kadar yaralıyım dünyadan
    Anlıyor musun?
    İçimde uzağa bakan bir zürafa var
    Hayat orda burda her yerde kaynıyor.

    Birazdan öleceğim, içeceğim su nerde?

    XXX

    Kar şiddetle rüzgârla büyük bir kırgınlıkla
    vardı gece yarısı dağlarına. Gelemem artık yanına.
    Ben kaybettiğime ağlayayım sen kaybettiğine ağla.

    XXVIII

    Ömrümü adadımdı.
    Elimden aldığın ve parçaladığın şey bu!
    Adaletin adını neden anmıyorsun burada da?
    O yüzden büyük yaram
    O yüzden büyük öfkem
    O yüzden dinmiyor
    İçimde hepsi, hıncahınç.

    Hıncahıııııııııııınnnnnnç.

    XXVI

    O kadar uzun yol geldik ki seninle
    Şimdi, sen ayrı ben ayrı olan o yolu
    Nasıl yürüyeceğiz?

    (Biz seninle yoldayken
    yanımızdan ovalar, ağaçlar; titreşen
    rüzgârlar akmıştı. Bir yolumuz olduğunu,
    yol kazılarını, yol yorgunluğunu
    o zamanlar biliyor muyduk?)

    XXXII

    Ömrü gurbette geçenler gibiydim senin yanında
    Duymadın mı, çok söyledim?
    O uzun gurbette,
    Ben senin “adalet” diye diye nasıl unufak olduğunu
    gördüm.
    Göre göre, duya duya
    yine de bigâne olarak her şeye.

    Bilmedin ki; ben senin gurbetinde delirmemek için
    Kalbimin aklıyla ördüğüm bir yıldızlı kubbede yaşadım.

    Tecellinin içinde ecel durur sevgilim, görmedin mi?

    Adaletin içinde bir zalim oturur.

    XXIX

    Sonra, çoook sonra, bu parçaların sonunda
    Sen beni kızını çok seven
    Bir anne olarak hatırla.

    Ben ki hiç kavuşamamıştım sana.

    XXXXII

    Ve huzurla, içerde bir yumuşak ışık
    Dışarda dağların etrafını saran kızıllık vardı.
    Durmak için dünyanın dışında iyi bir sebep
    Ve bir ana enstrüman;
    İncecik bir müzikle piyanonun tuşlarına vuran.
    Yüzünde yeryüzünü gördüğüme duyduğum bir şükran.
    Her şeyin sertliğini gömen ve uyutan bir kış,
    San ki, de ki Grand Teton’a kar yağdı.
    O karın ortasında önümüzden bir nehir
    karla karışık akardı.

    Sarartma beni.
    Sarartma beniiiiiiiiiiiii.. sarartma.

    XXXXIII

    Fazla insansın sen sevgilim fazla insan
    Bir barbarım ben oysa, bir hayvan
    Dilim bağışlamaktan söz eder benim
    Seninki adalet ve intikam.

    Söylemeye gerek var mı sevgilim
    Söylemeye gerek var mı şimdi
    Yetiştirdiğim en iyi nişancı vurdu beni
    Klimanjaro’nun karları sevgilim
    Klimanjaro’nun karları
    İnnnnniiiiiiyor aşağı.

    XXXIV

    Birini seviyorsan onu öldürme! demek kolay
    Oysa her âşık önce kendine sonra yanındakine cellat.
    Ve aşkta ölümün bir anlamı vardır, görklü kılınan
    Bozulsun diye im
    Her ateş önce kendi yanını yoklar sevgilim.

    Bundan böyle ne vakit bir yangından artakalan
    İsle kararmış bir şair gölgesi görsen
    Başıboş, duran, susan, içinden yanan:
    Ya da bir kızkardeş, ağlayan kekliğine,
    Uzak ve göğsünde klarnet sesiyle dolaşan.

    XXXVI

    Bunca zaman sonra, neden ona dokunmadığımı
    Neden çekmediğimi silahlarımı kınından
    Olanı biteni kalbime koyup kendimi çektiğimi
    soruyorsan…

    Dokunmadıysam tek bir sebepledir…

    Bir barbar ancak eşitine dokunur.

    XXXVII

    Akan sokaklarda yan yatmış otlara benziyorum
    Rüzgârla yana savrulan dallara.
    Aşk için ihanetle vuran aşk aşkm’ôla?
    Ah ciğerimin köşesi, kavrula kavrula
    Kopuyor gönülbağım, sen bağla.

    XXXXI

    Bir nefeslik can kalsaydı sana üflerdim canımdan
    Diyecekler; çok yüksekti ondaki zindan
    Görmeli, eline almalı, sıvazlamalıydın, öğretemeden
    Yazgına kanat ol kol ol diyemeden ayrı düştüysem senden.
    Buna yanarım çok, en çok buna yanarım inan.
    Onaramazdım kırdığım yerleri
    Onaramazdın kırdığın yerleri.

    Son bir nefesle sana sarıldımdı.
    En acısı buydu.
    En acısı buydu.

    XXXIX

    Aşk iki kişi arasında asla eşitlenmeyendir
    Ben bir Divan şairi değilim ki sevgilim
    Sana bercesteler düzeyim
    Yine de giderayak, gözlerine, ellerine, ayaklarına
    Tutulmuşluğumu herkes bilsin isterim.
    Ben bu çıldırmış vaktin, ben bu yılan zamanının
    Paramparça edilmiş şairiyim. Ne diyeyim!
    Yine de içimde, çok eskiden kalma bir
    Ya leyl… ya leyyyllllllllllllle.
    Bir çöl gecesine ismini bırakayım.

    XXXVIII

    Bir dalda iki kiraz gibi
    aşk ile öfke arasında
    yanayana.
    Dursun bu aşk. Aşk, mola!
    Ey yaban!
    ayaklanacağım
    ayaklanacağım!

    Dizlerimin bağını bağla.

    XXXX

    Sözde kalır sevgilim
    Sözde kalır bütün sözler
    Aşk çünkü, aşk çünkü kendine
    Bir yol, bir ideoloji ister.

    Bilirim, çöl rüzgârında çalıdır bazı yaşlar.
    Sen sevgilim ilerde, biraz daha ilerde
    Bir tarihe başlayacaksın, orası işte
    Benim tarihimle başlar.

    Ve say, geriye doğru, tek tek
    Sende kalsın şimdi al bu taşlar.

    BİRHAN KESKİN