• Ben seni bir okyanusun derinliğinde buldum da sevdim
    Parlak bir inciydin benim için
    Paha biçilmez bir inci
    Ben seni soğuk ve yağmurlu bir günde
    Seni düşünürken gülüşündeki sıcaklığın içime dolup ta
    Beni sardığı bir anda sevdim
    Seni sadece selvi boyun, siyah saçların ya da kara gözlerin
    Güzel bir yüzün var diye değil
    Fikirlerinle, konuşmandaki güzelliğin ve benim o kor halde yanan yüreğimle sevdim
    Ben seni derinden ve hissederek sevdim
    Her kalp atışımda vücudumun dört bir köşesine yayıldığını
    Beni sardığını her nefes alışımda ciğerlerime işlediğini bilerek sevdim
    Seni kış gecelerinin o soğuk yatağında birlikte uyuyup beni ısıttığın
    Yaz sıcağında uyuyamayıp sıkıntılarım olduğun
    Ve rüyalarımda buluştuğumuz gecelerde sevdim
    Seni ellerinden tutup kanımın kaynadığı
    Kalbimin yerinden fırlayacağını hissettiğim anlarda
    O ıslak dudaklarınla beni sevdiğini söyleyeceğin anları düşünerek sevdim
    Ben seni o sensiz anlardaki boş ve değersiz geçen dakikalarda
    Kayıp zamanlarımızda, seni arayıp bulamadığım
    Çaresizlik içinde olduğum, içki sofralarını dost bildiğim anlarda sevdim
    Sen ne kadar uzak olsan da,
    Aramızdaki kilometreler nasıl çoksa
    Ben de seni o kadar yoğun ve o denli çok sevdim
    Seni kalbimde yanan ateşin ile
    Zihnimde oluşan hayallerin o ay parçası çehrenle
    Bana derinden bakan o gözlerindeki ışıltıyı göreceğim anları beklerken
    Kalbimin yanıp tutuştuğu anlarda
    Gelip bu ateşi alevlendirerek
    Bana sarılarak beni sevdiğini söyleyeceğin anları düşünerek sevdim
    Korkuyorum!
    Hakettiğin mutluluğu sana verememekten korkuyorum.
    Seni beni sevdiğinden fazla sevememekten korkuyorum.
    Senin sevgine layık olduktan sonra başkaları tarafından o sevgiyi kaybetmekten korkuyorum.
    Seni kazanayım derken kaybetmekten korkuyorum.
    Aramızdaki maneviyat haricindeki uçurumlardan korkuyorum.
    Senin kalbini daha fazla kırmaktan korkuyorum.
    O temiz ve masum göz yaşlarını daha fazla akıtmaktan korkuyorum.
    Evet korkuyorum;
    seni kaybetmekten, seni daha fazla üzmekten …
    Sana kendimi ifade edememekten korkuyorum.
    Ya da yanlış anlaşılmaktan korkuyorum.
    Uçurumun kenarında yalnız kalmaktan korkuyorum.
    Dostluğuna doyamadan ulu orta yalnız kalmaktan korkuyorum.
    Yüreğimdeki o ince sızının bir gün çoğalmasından ve beni sarmasından korkuyorum.
    Sevgi denen güzelliğinin bir gün beni terk etmesinden korkuyorum.
    Dostluğun ölüp yerine nefretin yeşermesinden korkuyorum.
    Korkuyorum evet;
    seni kaybetmekten ve seni daha fazla üzmekten…
    Bir çiçek misali ne ellemeye ne de koparmaya kıyamıyorum uzaktan seyrediyorum çünkü;
    Seni daha fazla incitmekten korkuyorum.
    Ömründe yaşadığın mutluluğu huzuru sana yaşatamamaktan korkuyorum.
    Sana kalbimden fazlasını verememekten korkuyorum.
    Sonunda sana gözyaşından başka bir şey bırakamamaktan korkuyorum.
    Seni sevmekten değil;
    dostluğunu suistimal etmekten,
    Seni kaybetmekten ve değerini bilememekten ve
    Yüce Rabbime hesap verememekten korkuyorum.
    Belki de çok fazla korkuyorum …
    ÇÜNKÜ; BEN İLK DEFA SEVİYORUM…
  • “Bir adını biliyorum, bir de yaşını… Yüzünü görmedim ya, sen yaşta kız kardeşim var. Mutlak ona benzersin. Başkaca düşünemem. Sen Cezayir’den bir can’sın, ben Türkiye’den. Ayrı suların, ayrı toprakların çocuklarıyız ama kardeşiz.

    Ben, bu kahrolası yazıya oturunca, senin idamın için hazırlıklar yapılıyordur. Karşında Lejyon’dan bir manga… Dünyamızı, hayatı, bir solucan kadar olsun anlamaktan, sevmekten korkanların mangası. Onlar, hep öyledirler. Silahı, insan avını zulmü severler. Kim bunlar? Kimlerin soyundan inip gelirler? Aklım duracak… Belli ki ömürlerinde bir sefer olsun, bir çocuk, bir çiçek, bir türkü sevmemişler. Namusla, yürekle, alın akıyla seven bir kadının koynuna girmemişler. Mertlik, can saygısı, dünya sevdası, bir lahza bile yüreklerine konuk olmamış.

    Ve hiç utanmadan da İncil-i Şerif’i kitab bilirler. Oysa yaptıklarının hiçbir kitapta yeri yok! Onlar ki her iki cihanda da yüzleri kara! Senin o Meryem’den bin daha aziz, bin daha bakir canının değerini ne bilecekler…

    Karşında bir manga. Ölüm mangası. Parayla, yalan dolanla, o murdar korkuyla aldatılmışlar. Bundan ötürü küstah, bundan ötürü zalim… incecik, tazecik çocuk kolların arkadan bağlı. Bilirim gözlerini bağlatmazsın sen. Namlular karşısında dimdik ve espa’sız duruşunu hayalliyorum. Kavgandan bir marş, bir mısra mı son sözün? Anana, kardeşlerine selam mı yoksa?

    On dokuz yaşındasın. Sakın, gençliğime doymadım, deme! Şimdiden ölümsüzsün. Niceleri var ki bin yıl yaşasa, sencileyin bir haysiyet katamaz yaşamaya. Yarının CEZAİR’inde, kurtarılmış CEZAİR’de, okullarda bebeler, önce senin adını belliyecekler. Sonra dünyayı!

    İnan, seninle birlik ya da senin yerine, kurşuna dizilmeyi çok isterdim. Ölümüne nispet, yaşamak silik ve anlamsız, CEMİLE
  • Ertesi gün Küçük Prens yeniden oraya geldi.
    “Her gün aynı saatte gelsen daha iyi olur,” dedi tilki. “Örneğin öğleden sonra dörtte geleceksen, ben saat üçte mutlu olmaya başlarım. Saat ilerledikçe de içimdeki mutluluk artar. Dört oldu mu içim kıpır kıpır olur ve ufaktan meraklanırım; mutluluğun değerini anlamaya başlarım! Ama sen herhangi bir anda çıkıp gelirsen, yüreğim saat kaçta senin için çarpacağını bilemez...”
  • “ve ben size onun sözlerini tekrarlamak isterim,zira söyledikleri akılda tutmaya değer.’Ey İnsan ,eğer insan bedeninin yapısı ve işleyişi sana bir mucize gibi geliyorsa ,o zaman unutma ki ,beden bu yapıda barınan ruhun yanında bir hiçtir .Çünkü ruh nasıl olursa olsun,Tanrı’nın eseridir. Bırak onun yarattığı bedende dilediği gibi barınsın,senin öfkenin ve kötülüğünün bir hayatı yok etmesine izin verme .Çünkü hayatın değerini bilmeyen ,ona sahip olmayı hak etmez .”
  • Eğer beni seviyorsan, bunu bana itiraf etme, bu beni mutlu etmediği gibi senden uzaklaştırır! Sevgi sözcükleri beni etkilemez. Eğer beni seviyorsan, beni bekle ve ben en doğru zamanda kapınızı çalacağım. Beni kendinden uzak tut; ben sana yaklaşmış olurum. Eğer bana yaklaşırsan, senden uzak dururum. Sevme beni, ben senin sevgide cahil kalmanı isterim. Sevgiyi sana ben öğretmek isterim, doğru zaman geldiğinde ve benim helalim olduğunda, Yaratıcımızın rızası üzerine kavuştuğumuzda.

    Bana ne hissettiğini söyleme, bana vaktini ayırma, seni kaybetmem için beni itme. Ben günah işlemeyi veya ailenin arkasından yasak ilişkiler yaşamayı seven bir erkek değilim. Seni suçlu hissettirip sana acı çektirmek istemem. Bana sınırlar koy ki aşmayayım. İçindeki beni öldür ki ben içinde büyüyüp seni öldürmeyeyim. İçindeki güzellikleri koru. Ben senin masum, iffetli ve temiz olmanı istiyorum. Ben seni istiyorum, kolay değil ki.

    Ve sonra, tüm bunlardan sonra her şeyle yüzleşecek ve seninle tüm zorlukların üstesinden gelebilmek için hazır olacağım. İffetine zarar vermek isterken nasıl inançlı bir erkek olabilirim? Ailene ihanet etmeni isterken nasıl bir mü’min olabilirim? Allah’ın gazabı altında büyüyen bir aşka nasıl güvenebilirim? Seni sevmek seni korumak demektir, içindeki güzellikleri korumak demektir, öldürmek değil.

    Bu yüzden basit olma, değerini düşürme. Şimdi beni sevme ki, sonra senden nefret etmeyeyim. Kalbim seni istiyor ve kaybetmeyi hiç istemiyor. Senin benim için geçici bir heves olmanı istemiyorum, eşim olmanı, sevdiğim olmanı ve çocuklarımın annesi olmanı istiyorum. Senin tüm hayatımı birlikte geçireceğim kişi olmanı istiyorum.
  • Bazı insanlar vardır ki, enerjisiyle, içinin
    güzelliğiyle girdiği ortamı , dokunduğu insanı
    dönüştürür. Umarım hayatında en az bir tane böyle bir insanla yolun kesişmiştir.

    Ben her insanın içinde taşıdığı bir enerji
    olduğuna ve bu enerjinin bir karakteri olduğuna
    inanıyorum. Bazı insanlar senin çevrene geldiğinde hiçbir şey söylemese bile iyi hissettirir, denk gelmişsindir belki. İşte böyle iyi hissettiren, dokunduğu hayatı güzelleştiren, girdiği ortamı olumlu anlamda dönüştüren insanlar vardır. Yanına gelirken
    sen kahve seversin sana da aldım, akşam aklıma geldin kek yaptım beraber çayla yeriz, bak sen bu şarkıyı seversin, bu film efsane kesin izleyelim, senin canı sıkkın gördüm hadi dışarı çıkıyoruz hemen, bak okuduğum kitaptaki bu paragraf aynı seni anlatıyor
    gibi yüzlerce işareti vardır bu insanların:) Eğer ki böyle birileri varsa hayatında, değerini bil, değerini ver. Bazen sana zarar veren insanlarla o kadar meşgul olursun ki, bu insanları fark etmezsin bile.

    Beyhan Budak