• Neden?
    Soruyorum kendime sürekli
    Senden beklediğim her şeyi,
    Bak eksiksiz her şeyi..
    Neden bi başkası yapıyor?
    Sende eksik olan neydi, yada onlardaki fazlalık nedir?
    Ve
    Benim bu kadar istekli olduğum bu şeyleri sen hariç herkes yapınca
    Neden? Beni mutlu etmiyor bu duygu..?
    Havalara uçmam gerekmez miydi
    Yada başımın dönüyor olması..
    Bilemiyorum..
    Belki de bazı duygular tek kişide anlamlı kılınıyor.
    Ve o kişi asla öyle hissettirmiyor
    O hariç herkes hissettirmek isterken gözün yine onu arıyor
    Garip!
    Bir daha bir araya gelemeyeceğin o kişinin bir zamanlar tüm hayalini süslüyor olması,
    Şimdi ise bi yabancıdan farksız hissettirmemesi..
    Herkesteki o "senin adına sevindim" klişesi kadar şaşırtmaması hatta!
    En ihtiyacının olduğu zamanı bilip elini uzatmamalarını unutma kendim..
    Ve son olarak
    İyi ki o kuyuya seninle inmemişim!
  • İstanbul'a gelebilmek yahut gelememek vesilesiyle İstan­bul muhabbetinden bahsediyorsun. İstanbul muhakkak ki güzel şehir. Ama benim için güzel şehir, çirkin şehir diye bir şey yok. Sadece senin bulunduğun şehir, senin bulun­madığın şehir diye bir şey var. Nitekim şu son mektubunda benim Ankara'ya gelmemden bahsederken elbette bir gün geleceksin demişsin.
    Ankara'ya hususi hiçbir muhabbet duymadığım halde bu sözünü okuyunca bilsen nasıl oldum. Seni görmek için bir şehre geliyorum, görüyorum ve ömrü­mün sonuna kadar benim yanımda oluyorsun. Çok acayip ama çok tatlı bir his. Hayatımda birçok sevinçli günlerim olmuştur. Fakat hepsinden güzel, hepsinden sevinçli olabi­leceğini umduğum bir tek gün daha olabilir. O gün seninle ve hiç ayrılmamacasına yaşayacağıma inanacağım gündür. Sen böyle bir günün gelebileceğini pek tahmin etmezsin. Doğrusu ben de edemiyorum. Ama hayattan da başka hiç­bir beklediğim yok. Bugün için sana da bana da bu kadar imkansız görülen bir saadet günün birinde gerçek olabilirse, bütün ömrüm içindeki kayıplarımdan hiçbirine üzülmeye­ceğim. Yalnız o sevinç bana kafi derecede yaşamış olmak için yetecek. O büyük, o yegane saadet için Allah'a mı, talihe mi, yahut herhangi başka bir şeye mi, neye inanmak lazımsa inanmak istiyorum. Seni ne kadar çok
    seviyormuşum. Ne kadar sana bağlı imişim, her şeyim ne kadar senden ibaret­miş meğer. On seneden beri senin için adeta deli olduğum zamanlar oldu. Bütün bunlara rağmen seni sevmek için
    bu on senelik zaman ne kadar azmış, şimdi anlıyorum. Belki
    bu mektuplarım, bu satırlarım senin tuhafına gidiyor. Ama emin ol ufacık bir mübalağam yok. Bilakis içimdekiler yaz­dıklarımdan çok daha büyük, çok daha mübalağalı. Zaman zaman ıstıraplı
    anlarımda seni nerden tanıdım diye düşü­nür, kızardım. Şimdi aynı şeyi düşünüyor ama başka şey­ler duyuyorum. İyi ki seni tanımışım. Seni tanımasaydım, hayatımda böyle bir aşk bulunmasaydı, hayatım ne kadar boş bir hayat olacaktı. O boşluktan yalnız kendi içimdeki sevmek kabiliyetiyle kurtulamazdım. Çünkü hiç kimseyi seni sevdiğim kadar sevemezdim. Hiç kimseyi ne senin ka­dar güzel, ne senin kadar iyi, ne senin kadar mükemmel, ne de senin kadar kendim için buldum. Bu kelimeler duyup düşündüklerimi o kadar adileştiriyor ki tasavvur edemez­sin. Hani biraz evvel Allah'a inanmaktan filan bahsettim. Allah'a inanan insanların nasıl inandıklarını, nasıl sevdik­lerini biliyoruz. Ben seni herhalde daha fazla seviyorum. Daha fazla inanabilirim de.
  • İnsanlar çok garip yaratıklar. Ne zaman özel olduklarını hissettikleri an yanlış anlasildiklarini ifade ederler ya da ona uygun davranırlar. Oysa özel olmak herkes gibi olmak değil ki. Bir başkası senin gibi olabilir ama sen benim gözümde bir başkası gibi olamazsın. Olmak istediğin an bilirim ki gitmek istediğin andır. Denmez mi şiirlerde de kitapların ücra sayfalarında da "artık sende herkes gibisin" Farklılık yaratmana gerek yok istediğin ne ise belli etmelisin hayata, insanlara karşı. Bunu yapmalısın ki o hayat ve insanlar seni sekillendirmesin. Öyle de gozukmemelisin sırf yanlış anlaşılmamak için oyle de gozukmemelisin.. Cümlende yeni bir satır başı istemiyorsan bunu belli etmelisin son koyduğun o virgülün ardından. Bak dışarda yağmur yağıyor. Belli! var bir derdi gökyüzünün anlatıyor, konuşuyor su serpiyor toprağına. Illa da herkes gibi olmak istiyorsan bir bulut ol, su ver toprağınin kuruyan dallarına.. Illa da herkes gibi olmak istiyorsan herkes gibi ol, dolma satirlara siirlere katletme konuşulması gereken bir kac meseleyide...

    (Orkun - Kendimce Satırlarım)
  • Sevgili sevgili,

    Merhaba sevgili, ümitsizliğe kapılacağımı mı sandın he? Asla sevgilim. Tam olarak ümit de denemez aslında senin de katıldığın gibi şehri terkedip kuleleri görmek. Sadece bunu bekleyeceğim. Farkında mısın bilmiyorum ama zaman gerek sevgilim. Umarım senin için iyi olur. Ben seni farkettim sevgilim farkında mısın? Sen de kendini farkediyorsun. Ben de kendimi keşfediyorum. Sevgilim, ne zaman beni farkedeceksin? Ümitli değilim sevgilim. Sadece emin değilim. Beni sana motive eden güzelliğin mi? Yoksa görebildiğim aklın mı? Yoksa kirli bilinçaltın mı? Sana son yazdığımda mektubunu almıştın sevgilim. Orada yazdıklarımın ulaşabileceğin son satırlarım olduğunu yazmıştım. Bu doğru mu sevgilim? Bu satırları sadece ben mi okuyacağım? Arkamdan gelip dikizlesen yazdıklarımı, yazmadan geçirsen aklından kanlı kağıtlarımı. Olmaz mı ? Sevgilim üzgünüm ama seni kandırdım galiba, bir ümidim yok artık ama durum ne olursa olsun cezasız kalmayacak sevgilim. Gülmek çok ayıp sevgilim. Hem de kanadığını bile bile gülmek. Salağa yatma sevgilim görüyorsun işte hala kanıyor. Sanırım kendi doktorum olma zamanı geldi sevgilim. Ben yarama pansuman yapayım. Sende gülen dudaklarını uçuklatma. Görüşürüz sevgilim.