• " Delirmek aklın yalımıdır, görkemidir, kendine tutunmasıdır. Sen asıl, bedenlerini bir darağacı gibi boynunda taşıyanların, aklını bir gün bile anımsamayanların, iyiliği toplumun hastalığı sayanların, sevgisi küfürden ağır olanların büyük huzurlarına bak!

    İnandığın her şeyle gülünç düşüyorsun. Bildiklerin boşluğa dönüşüyor. Yüksek ses teslim alıyor. Ev boğuyor. Sokak korku. Gözlerin yüzünden taşıyor. Öfkene tutunuyorsun. Sonra, bütün bir toplum yanlış olmayacağına göre... bir yorgunluk usul usul yayılıyor damarlarına. "Dünyaya bir kere gelinir." sözünü, bir düğün bayrağı gibi evinin çatısına çekiyorsun bir gün.

    Ölümün bile dönüp bakmadığı bir hayat senin artık."
  • ŞEYTANIN SAĞDAN YAKLAŞTIĞI BEL’AM İBNİ BAURA’NIN İBRETLİK HİKAYESİ

    Bel’am İbni Baura israiloğullarına mensup bir zattır. Bel’am İbni Baura ihlası ve ameli ile öyle bir makama çıktı ki, ismi Azam’ı bilirdi. Körleri, kötürümleri,sakatları iyileştirirdi bunlar ona ALLAH'ın (c.c) birer lütfu idi. Her duası kabul olunurdu. Bel’am İbni Baura’nın kavmi kâfirdi. Bu kavmin içinde sadece kendisi ve ailesi müslümandı. Bel’am’ın kavmi kâfirliklerini ve isyanlarını azdırdılar. Öyle ileri gittiler ki; CENAB-I HAKK Musa Aleyhisselama onlarla savaşması için emir verdi. Musa Aleyhisselam savaş hazırlıklarına başlayınca bu haber çabucak duyuldu . Bel’am’ın kavmi haberi duyunca korkuya kapıldılar ve dediler ki:

    "Bizim Musa ile baş edecek gücümüz yok.’’
    Aralarında ne yapacaklarını tartışırlarken biri şöyle dedi: "Şu duası kabul olan Bel’am’a gidelim, o bizi Musa’dan kurtarır.'' Kavmin ileri gelenleri Bel’am’ın yanına gidip durumu söylediler:

    "Musa ordusu ile yola çıktı, üzerimize geliyor, bizi helak edecek. Gidecek yerimiz yok, sana geldik, bize yardım et, Musa’yı bizden uzaklaştır.''

    Kavmi dinleyen Bel’am onlara dedi ki:

    "Siz ne istediğinizin farkında mısınız? Musa ALLAH’ın nebisidir, ben ALLAH’ın dostunun aleyhine nasıl dua ederim?''

    Bel’ am kavmin talebini reddetti. Fakat kavmin yapacak başka bir şeyi yoktu. Musa Aleyhisselam ile baş etmeleri imkansızdı. Önlerinde bir çıkar yol vardı: Bel ’am’ ı İbn-i Baura yı ikna etmek.

    Kavmi birçok hediyelerle, ziynetlerle Bel’am’ın hanımına gittiler ve dediler ki:

    "Başımızda şöyle bir sıkıntı var. Biz senin efendinle konuştuk, ama bir türlü ikna edemedik. Sen bizim yerimize efendin ile konuş ve onu ikna et, bize yardım etsin.''

    Kadın hediye ve ziynetleri görünce '' Tamam'' dedi.
    Ben Bel’am ile konuşup bu işi halledeceğim.''
    Bel’am’ın hanımına karşı düşkünlüğü vardı, onu çok sever, onun sözüne itibar eder, isteklerini yerine getirirdi.

    Hanımı Bel’am’ ın yanına gelerek ona durumu arzetti. "Bunlar bizim yakınlarımız, komşuluk hakkı vardır. Yakınlarımız darda kalınca onlara yardım etmek görevimizdir. Şimdi onlar çok büyük bir sıkıntı ile karşı karşıyadır. Senin gibi bir adam nasıl olur da komşularına yardımdan kaçınır?''

    Bel’am İbni Baura:

    "Hiç olacak iş mi? Bir Peygamberin aleyhine nasıl dua edilir? Bu ona ALLAH katından verilmiş bir emirdir. Şayet bu emrin ALLAH katından olmadığını bilsem, kavmime dua edebilirdim."

    Karısı vazgeçecek gibi değildi. Bir açık kapı buldu ya, ''Bu emir ALLAH katından olmasaydı..."
    O da bu emrin ALLAH katından olmadığını anlatmaya, bu konuda bel’am’ı ikna etmeye çalıştı. Uzun uğraşmalar sonucunda, kadın Bel’am’ı ikna etti. Bel’am Musa Aleyhisselem’ın aleyhine dua etmeyi kabul etti.

    Bel’am’a o gece rüyasında ''Ey Bel’am helak olacaksın'' denildi. Karısının baskısıları öyle bir gözünü döndürmüştü ki, rüyasındaki uyarıyı önemsemedi bile. Sabah olduğunda her zamanki gibi eşeğine binerek dua ve niyazda bulunduğu dağa çıkmak için yola koyuldu. Yola koyulmuşlardı ki eşek adım atmadı. Eşeğini dövdü olmadı. Eşek ayak diremiş, bir adım dahi atmıyordu.

    ALLAH (c.c) izni ile eşek dile gelip konuştu:

    "Ey Bel’am sana yazıklar olsun! Sen beni nereye götürüyorsun?Görmüyorsun ki önümü melekler kesmiş. ALLAH’ın nebisinin aleyhine dua etmeye nasıl gidebilirim, bırak beni.''

    Bel’am baktı olmayacak eşeğini bıraktı, yaya olarak dağın tepesine çıktı. Dağın zirvesine çıkan Bel’am’ın yanına kavminden de bir takım beyinsizler gelmişti. Hep birlikte başladılar Musa Aleyhisselem’a beddua etmeye. Bel’am’ın yaptığı beddualar, ters dönüyor, kavmine yöneliyordu. Kavmi şaşırdı:

    "Ey Bel’am! Sen ne yapıyorsun? Sen bize beddua ediyorsun!"

    "Benim elimden birşey gelmiyor. Ben Musa’nın aleyhine dua ediyorum, ağzımdan dua sizin aleyhinize çıkıyor." Bel’am ebedi kaybedenler kervanına yazılmıştı. Duası biter bitmez dili uzamaya başladı. Dili göğüslerine kadar uzadı.

    Bel’am dedi ki:

    "ALLAH’a yemin olsun ki, dünyamı da ahiretimi de kaybettim. Benden size hayır yok. Siz şimdi beni iyi dinleyin. Ellerinizin altındaki genç kızlarınızı giydirin, bir güzel süsleyin. Musa’nın ordusu gelince, kızlarınızı ordunun içerisine salıverin. Kızlarınız Musa’nın ordusundaki erkeklerin kendilerine saldırmasına ses çıkarmasınlar.''

    Musa Aleyhisselam’ın ordusu, yaklaşınca genç kızlar, genç kadınlar, Musa Aleyhisselam’ın ordusunun içerisine dalıverdiler. Musa Aleyhisselam’ın ordusunun içersine giren kadınlardan bir tanesi çok güzeldi, güzelliği dillere destandı. Bu güzel kadın komutanlardan birinin dikkatini çekti. Komutan kadını alarak doğruca Musa Aleyhisselam’ın yanına çıktı.

    Komutan kadını göstererek dedi ki:

    "Sen şimdi diyeceksin ki, bu kadın sana haramdır?''

    Musa Aleyhisselam:

    "Evet haramdır. Sakın o kadına yaklaşma."

    Fakat komutan Musa Aleyhisselam’ın sözünü dinlemedi ve kadına yaklaştı. Komutanın yaptığı çirkinliği gören bazı beyinsizler de aynı çirkinliği yaptılar. Aradan çok zaman geçmedi ki askerler arasında kolera salgını baş gösterdi. Rivayet edilir ki, yetmiş bin kişi koleraya yakalandı. Sonra ordunun içinden güçlü kuvvetli bir zat çıktı, komutan ve birlikte olduğu kadını bir kılıç darbesiyle öldürdü. Bundan sonra salgın bıçak gibi kesildi ve askerler sağlığına kavuştular. Hazret-i Yûşâ komutasındaki ordu tarafından Belkalılar hezîmete uğramışlar Bel’am da öldürülenler arasında yerini almıştı.

    Mevlâ Tealâ, Bel’am İbni Baura’dan imanını soyup çıkardı. Onda bulunan bütün özellikler gitti. Bel’am İbni Baura’dan yüksek makam alındığı gibi rivayet edilir ki, tarihin ilk inkar kitabını da Bel’am yazmıştır.

    "Dileseydik, elbette onu bu ayetler sayesinde yükseltirdik. Fakat o, dünyaya saplandı ve heveslerinin peşine düştü. Onun durumu tıpkı köpeğinkine benzer: Üstüne varsan da dilini çıkarıp solur, bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte ayetlerimizi yalanlayan kavmin durumu böyledir. Kıssayı anlat; belki düşünürler.''

    (Araf, 176)

    Muhammed (s.a.v) buyurdular ki:

    "Ahir zamanda kişinin cehenneme girmesi ya zevcesinin, ya annesinin, ya babasının, ya da evladının yüzünden olacaktır.''

    Bel’am İbni Baura’nın kıssası bir çok peygamberin merakını celbetmiştir.

    ALLAH Teala’ya sormuşlar:

    Ya RABBi! Bel’am İbni Baura’ya bu kadar ayetler verdin, onları niye muhafaza etmedin?''

    CENAB-I HAKK buyurmuş ki:

    "Biz ona çok sayıda nimetimizi verdik, o verdiğimiz nimetlere bir gün şükretmedi. Eğer şükreden bir kul olsaydı, onu muhafaza ederdik.''


    RABBİM ŞÜKRÜMÜZÜ ARTIRSIN
  • Adam olamadım.
    Akşamları yalnızlıktan,
    Sabahları işsizlikten,
    Ve senin yüzünden,
    Deniz kenarı...
    Edip Cansever
    Sayfa 45 - İkindi Üstü
  • Bir adamın ayının yaltaklanmasına, vefasına
    güvenmemesi

    • Büyük bir yılan bir ayıya sarılmıştı. Arslan yürekli bir kişi koştu, ayının feryadına yetişti.

    1970
    • Ayı kendisine sarılan büyük yılandan feryad edince, arslan er koştu, ayıyı yılanın saldırışından kurtardı.

    2010
    • O zavallı ayı ejderhadan kurtulunca, o mert kişiden bu lutfu, bu keremi görünce;
    • Ashab-ı Kehfin köpeği gibi, kendini ölümden kurtaran yiğidin peşine takıldı, artık ondan ayrılmadı.
    • Derken o genç hastalanıp yattı. Ayı da gönül bağladığı kurtarıcısını bırakıp gitmedi. Onu beklemeye başladı.
    • Oradan birisi geçerken, hastanın baş uçunda ayıyı görünce; "Kardeşim bu ne hal? Bu ayı ile senin ne işin var?" diye sordu.
    • Hasta, bir müddet önce ayıyı ejderhadan kurtardığını, onun da kendisine candan bağlanıp kaldığını anlattı. Öbürü de; "Ey ahmak kişi!" dedi. "Bir ayıya gönül verme, ona bu kadar güvenme." dedi.

    2015
    • "Çünkü ahmağın dostluğu, düşmanlıktan beterdir. Onu bir hile ile yanından uzaklaştırman gerek.
    • Hasta kendisine öğüt verenin sözü üzerine; "Bunu hislerinden söylüyorsun, sen ayıya ne bakıyorsun? Onun bana olan bağlılığına, sevgisine bak." dedi.
    • Öğüt veren dedi ki: "Ahmakların sevgisi aldatıcıdır. Benim hasetçi oluşum onun sevgisinden daha iyidir.
    • Haydi kalk, benimle gel, şu ayıyı yanından uzaklaştır. Bir ayıyı, kendi cinsinden olan bir insandan üstün görme."
    • Hasta; "Ey hasetçi! Haydi git de kendi işine bak." dedi. Öğütçü de cevap verdi, dedi ki: "Benim işim seni uğrayacağın felaketten kurtarmaktı, ama tali'in yokmuş.

    2020
    • Ey yüce kişi! Ben bir ayıdan da aşağı değilim ya. Ben bir insanım; onu bırak da senin arkadaşın ben olayım.
    • Basma gelecek felaketi düşündükçe, yüreğim titriyor, sakın böyle bir ayı ile ormana gitme.
    • Bu gönlüm boş yere titremedi, içime gelen bu korku, Allah'ın verdiği bir nûrdur. Bunları laf olsun diye söylemiyorum ve bir davaya da girişmiyorum.
    • Ben Allah'ın nûru ile bakıp gören bir müminim; sakın, sakın bu ateş tapınağı gibi olan ayıdan kaç ki, onun ateşi tehlikesine yanmayasın."
    • Öğütçü bütün bu sözleri söyledi, söyledi ama, adamın kulağına bile girmedi. Kötü zann insana pek büyük bir engeldir. Aşılmaz bir settir.

    2025
    • Öğütçü hastanın elini tuttu, hasta elini çekti. Öğütçü de; "Sen akıllı bir dost olmadığın için, ben de artık gidiyorum" dedi.
    • Hasta; "Git." dedi. "Beni düşünme, ey boşboğaz adam. irfandan, ma'rifetten bahsetme."
    • Öğütçü tekrar ona dedi ki: "Ben senin düşmanın değilim, sen benimle beraber gelirsen kendine iyilik etmiş olursun."
    • Hasta dedi ki: "Uykum geldi; beni bırak da kendi işine git." Öbürü:"Bir dosta uy da...
    • Akıllı birinin koruması altında, gönül sahibi bir dostun yanında uyu."

    2030
    • Hasta adam öğütçünün ısrarından ötürü kızdı. Ondan yüz çevirdi.
    • Kendi kendine dedi ki: "Bu adam galiba bana kasdetmeye gelmiş bir katil yahut benden bir şeyler uman bir dilenci, bir serseridir.
    • Yahut beni bu ayı ile korkutmak için arkadaşları ile bahse girişmiş olmalı." dedi.
    • İçinin kötülüğünden, karakterinin bozuk oluşundan hatırına iyi bir şey gelmedi.
    • Hastanın bütün düşüncesi, bütün iyi zannı, tamamıyla ayıya idi. Sanki ayı ile aynı cinstendi.

    2035
    • Böylece o kendisine yol gösteren akıllı bir adama karşı yüzlerce
    kötülük etti. Onu suçladı da ayıyı sevgi ve merhamet sahibi bir dost bildi.
    • O nasihati eden kişi de öfkelendi; içinden: "Senin işin Allah'a kaldı, ne yaparsan yap." diyerek adamı bırakıp gitti.

    2065
    • "Benim onun iyiliği için uğraşmamdan, öğüt vermemden ötürü, onun gönlündeki kötü hayaller, vehimler büsbütün arttı.
    • Bundan sonra öğüt kapısı kapandı. 'Onlardan yüz çevir, onlarla uğraşma.'(Secde 30) ayetinin emri yerine geldi."
    • Nihayet hasta adam uyumuştu. Ayı da onun yüzüne konan sinekleri kovalamakta idi. Sinekler kaçıyor, sonra inadına yine geliyor, kalktıkları yere konuyorlardı.

    2125
    • Sineğin biri pek inatçı idi. Ayı uyuyan efendisinin yüzünden o sineği bir kaç defa kovdu. Fakat sinek yine kalktığı yere gelip konmada idi.
    • Ayı sineğe fena halde kızdı. Dağa gitti, kocaman bir kaya aldı.
    • Kayayı getirdi, sineğin yine uyuyan adamın yüzüne konmuş olduğunu gördü.
    • O değirmen taşı kadar kocaman kayayı kaldırdı, sineği ezmek için adamın suratına fırlatıp alıverdi.
    • Kaya uyuyan adamın yüzünü yam yassı etti. Bu örnek de bütün dünyaya yayıldı.

    2130
    • Ahmakın sevgisi, tıpkı ayının sevgisidir. Onun kini sevgidir; sevgisi de kin...
  • ( iç sesim ) - kendime cilt bahımı yapdıracaaam
    (İç ses 2 ) - önce kabortayı toptan değiştir adamım , bu tip cilt bakımı ile geçmez
    ( iç sesim ) - kes sesini , yıllardır beni engelleyip duruyorsun. Tüm zevklerimden vazgeçiyorum senin yüzünden
    ( İç ses 2 ) - Mantıklı işler yap o zaman
    ( iç ses 3 ) - Susun lan bi,', , kafamı ...tiniz ha !

    TROYALI
  • Kimseyi kırmamak üzmemek şartıyla, istediğin her şeyi dene. Bir gün çekip giderken geride ne aklın kalsın ne de senin yüzünden kırılmış bir yürek.