• "Dertler Bizimle Birlikte mi Dünyaya Geldi?.."

    Birisi Hz. Ali (r.a.)’a geldi ve;

    “O kadar dertliyim ki çok fazla sıkıntım var!” dedi.

    Hz. Ali (r.a.) ;

    “İki soru soracağım, cevabını verip dermanını bulacaksın."dedi.

    Adam; “Sor Ya Ali!" dedi.

    Hz. Ali (r.a.) ; “Dünyaya geldiğin zaman bu dert seninle birlikte mi dünyaya geldi?”

    Adam; ”Hayır.”

    Hz. Ali (r.a.) ; ”Dünyadan giderken bu dert seninle birlikte olacak mı?

    Adam; ”Hayır” dedi.

    Hz. Ali (r.a.) son olarak şöyle buyurdu;

    “Seninle birlikte gelmeyen ve giderken de seninle birlikte olmayacak olan bir dert, senin bu kadar zamanını almamalı. Sabırlı ol. Yeryüzündekilere çok ümit bağlamaktansa yüzünü Âlemlerin Rabbine çevir.”
  • bir namlu kımıldadı kurşun su gibi aktı
    trafik lambaları yeşilden sarıya geçtiler
    birden nasıl düştüm farkına varamadım
    ayaklarımdan tutup sanki yere çektiler
    meğerse vurulmuşum seni görünce anladım
    yüzün cam yeşili gözlerin bütün ıslaktı

    sevim senden başka bir kızla çıkmadım
    ışıklar nereye saklandılar bilemiyorum
    dudakların gölgeli gittikçe gölgeli
    gittikçe yalnızım galiba ölüyorum
    kurşunun fena bir yerime değdiği belli
    ağzım kurumuş kan içinde bıyıklarım
    uzandığım kaldırım gündüzden sımsıcaktı

    sağa sola savrulmuş ders kitaplarım
    bunlar benim miydi bunlar benim miydi
    ölümün yaklaşması hayatı değiştiriyor
    tuhaf şey dünyaya nasıl yabancılaştım
    oysa sevişmek güzel çalışabilmek iyi
    fakültede boykot yarın sona eriyor
    sınavlar belki de öbür gün başlayacaktı

    sevim senden başka bir kızla çıkmadım
    sevim seni sevdim yeri geldi söylüyorum
    şöyle bir dokunman insanı dinlendiriyor
    kimde var bu soyulmuş muz güzelliği
    bu gece derini gözler içinden çıkamadığım
    belleğime işlemiş bu başak inceliği
    biraz daha sokulsana galiba ölüyorum
    içimde ağır ağır bir çınar devriliyor
    yosulum mutluluğum seninle yaşamaktı

    karanlık bir tren sonra ansızın kalktı.
  • Ölmeden önceki son demlerinde kendisiyle röportaj yapmak isteyen bir gazeteciyle konuşmak istememiş ve nedenini şöyle açıklamıştır:

    "Kürdlere kırgınım. Kürdler değerlerine, dengbéjlerine sahip çıkmıyor. Türklere bir bakın, bir Aşık Veysel'leri vardı ona sahip çıktılar, dünyaya tanıttılar. Bizim bir Reşomuz vardı. Aç öldü... Şimdi söyle bana seninle nasıl konuşup gönlümü açayım! "
  • Söyle toprağım bana, neden seni bırakıp gideyim? Sen benim toprağım değil misin? Benim atalarım burada doğdu, burada büyüdü, burada yaşadı, burada öldü toprağım! Sen kıraçtın toprağım, seni benim atalarım temizledi, ben temizledim. Ellerime bak, kuru, çatlak ellerime! Beni senin taşını, çalını çırpını temizledim, seni cennet gibi güzel yaptım. Şikâyet etmedim, şikâyet mi? Seni temizlerken ne kadar yoruldumsa o kadar sevindim toprağım. Üzüm kütüklerini, tütünlerini kendi ellerimle diktim, çok kere Tanrı’ya su diye dua ederken seni göz yaşlarımla suladım, toprağım. Senin üzümlerin benim için cennet incileridir, tütünlerin altın parçalarıdır. Ben bu dünyada başka hiçbir şey istemiyorum, yalnız seni… seni, toprağım! Yüzyıllardır atalarım sana benim dilimle söyledi, sen benim dilimi dinledin. Sana senelerden beri derdimi döktüm. Ben sonumu burada bekleyeceğim. Seninle yaşamak, seninle ağlamak, seninle gülmek benim dünyada tek muradımdır. Atma beni toprağım! Bil ki bu kalp sensiz hiçtir, boştur, karanlıktır. Ben seninim, beni kabul et! Beni al ve kim gelirse gelsin, üstünde kim yürürse yürüsün, de ki: “Ben, Bekir’in toprağıyım, başka kimsenin değilim! Yalnız Bekir’in toprağıyım; çünkü Bekir kalbini, ruhunu, etini, kemiklerini bütün varlığını bana verdi, gömdü, bana…”