Kırmızı Pazartesi; "namus cinayeti" olarak da bahsedilen, tasarlanan bir cinayeti konu edinmektedir. Kitabı başından sonuna dek, söz konusu cinayet anının geleceği huzursuzluğu ile okudum. Angela karakterine karşı yöneltilmek istenen suçlama başarılı bir şekilde işlenmişti. Angela'da şaşırdığım ve öfkelendiğim nokta, yalnızca masum birinin ölümüne dolaylı yoldan etki etmiş olması değil; bu katliamı böylesine sakin karşılamasıydı. İnsanların planlanan bu cinayeti duyarsız ve önemsemeden beklemesi, hiç kimsenin müdahale etmemesi dönemimiz gereği bana tanıdık gelmedi değil. Santiago'nun öleceğini anladığı an kaçma girişiminde bulunurken yüzüne çarpan kapı da beni acı acı gülümsetti. İnsanın iç dünyasını oldukça başarılı yansıtan, memnuniyetle bitirdiğim bir kitap olmuştur.