Hiç kuşku yok ki, kişisel mülk ve lüks anlamında zenginliğin eşit bir biçimde dağıtılacağı, buna karşılık iktidarın küçük bir ayrıcalıklı zümrenin elinde toplanacağı bir toplum düşünmek mümkündü. Ama böyle bir toplum uzun süre ayakta kalamazdı. Çünkü boş vakit ve güvenlik herkesçe paylaşıldığında, yoksulluğun serseme çevirdiği geniş kitleler okuryazar olacak, kendi başına düşünmeyi öğrenecek, o zaman da hiçbir işe yaramadığını sonunda fark ettiği ayrıcalıklı azınlığı ortadan kaldıracaktı. Hiyerarşik toplumun varlığı, uzun sürede, ancak yoksulluk ve cehalete yaslanarak sürebilirdi
Öfke, daima adresi kolayca değişebilen, manipüle edilebilen bir duygudur. Padişahlık elden gidiyor diye herkesi galeyana getirdiler, sanki padişaha biz tuzaklar kurmuşuz gibi, bizi kendi silahımızla vurmanın yollarını buldular... çünkü bu 'dış mihraklar' çok kuvvetliler. Binlerce yıldır ziyaret ettikleri her yeni yerdeki halkı sömürmekte uzmanlaşmış, algı yönetimi konusunda kendilerini aşmış milletler bunlar.
Aklım almıyor... kendi insanlarımız nasıl böyle hainlik yapabildiler... yani savaşta?" diye sorguladı, bu düşünce ne zaman zihninde doğsa çaresizlik çöküyordu kalbinin her köşesine. Babasının tüfeğini eline alıp sokaklara çıkmak, vatana ihanet eden o hainleri bulup tüm soylarını kurutmak istiyordu.
"Hainlik değil kızım," dedi Mahmud, merdivenlerden alt bahçeye inmek üzere yürürken, "Cahillik," dedi. "Etrafında olan oyunu fark etmeden savaşa giren, sadece kendisiyle savaşır.