Ey zavallı insan!
Az, mı derdin var ki kendine
yeni dertler uydurmaktasın.
Durumun çok mu iyi ki, bir de sen kendi
kendini kötülemeğe özeniyorsun.
O kadar rahat mısın ki,
rahatının yarısı sana batıyor?
Doğanın seni zorladığı bütün yararlı işleri gördün
bitirdin; işsiz güçsüz kaldın da mı
başka işler çıkarıyorsun
kendine?
Felsefi idealizmin önyargısının aksine, insan bilinci genelde olağanüstü
tutucudur ve daima toplumun, teknolojinin ve üretici güçlerin gelişiminin
çok gerisinde kalma eğilimindedir. "Normal" tarihsel dönemlerde,
alışkanlığın, biteviyeliğin ve geleneğin ağır yükü, kökleri türün uzak
geçmişinde yatan kendini koruma içgüdüsüyle, çiğnene çiğnene aşınmış
yollara inatla bağlı kalan insanların zihnine, Marx'ın tabiriyle bir Alp gibi
çöker. Ancak, tarihin olağanüstü dönemlerinde, toplumsal ve ahlâki düzen
dayanılmaz basınçların gerilimi altında çatırdamaya başladığında, halk
kitleleri, içine doğdukları dünyayı sorgulamaya ve bir ömür boyu taşıdıkları
inanç ve önyargılardan kuşkulanmaya başlar.