Silgi, kaleme demiş ki dostum nasılsın.
Kalem, sinirli bir şekilde cevap vermiş; "Ben senin dostun falan değilim, ben senden nefret ediyorum" demiş.
Silgi, şaşkın ve hüzünlü bir şekilde " Neden benden nefret ediyorsun" demiş.
Kalem demiş ki "Çünkü sen yazdıklarımı siliyorsun."
Silgi demiş ki "Ben sadece yanlış yazılan şeyleri siliyorum."
Kalem cevap vermiş; "Bundan sana ne ki" demiş.
Silgi cevap vermiş; "Çünkü bu benim görevim" demiş.
Kalem cevap vermiş; "Bu yaptığın görev filan değil."
Silgi demiş ki "Benim yaptığım iş senin yaptığın kadar faydalı."
Kalem cevap vermiş; "Hayır sen hatalısın ve kendini beğenmişsin. Yazan kişi silen kişiden daima daha üstündür daha hayırlıdır" demiş.
Silgi ise şöyle cevap; "Yanlış yazılanı silmek, doğru yazılan kadar değerlidir."
Kalem hüzünlü bir şekilde demiş ki; "Senin günden güne küçüldüğünü görüyorum."
Silgi şöyle cevap vermiş; "Her bir hatayı düzelttiğimde kendimden bir şeylerden feda ediyorum."
Kalem ise şöyle cevap verir; "Bende günden güne kısaldığı mı hissediyorum."
Silgi, kalemi teselli ederek demiş ki "Kendimizden bir şeyleri feda etmeden başkalarına faydalı olmamız mümkün değil" demiş.
Daha sonra silgi, kaleme duygusal bir şekilde bakarak, "Hala benden nefret ediyor musun" diye sormuş?
Kalem de gülümseyerek "Ortak noktamız olan fedakarlık bizi bir araya getirmişken senden nasıl nefret edebilirim ki" demiş.
O yüzden şu nasihatı veriyoruz. Eğer başkalarının mutluluğunu yazabilecek bir kalem olamıyorsan bari hiç değilse hüzünlerini silebilecek bir silgi ol ve kalplerine daima umut aşıla dostlarına.
Hayatımızda fedakar dostlarımızın hep yanımızda olması dileklerimle...