"Hüüüüüüüüüüüp! Jjjjjjjjjjt! Nah-ha!"
Galiz (kaba, iğrenç, çirkin) kahramanımız İdris Amil Hazretlerinin bu zarif (!) nidasıyla başlıyor hikaye. Kasımpaşalılığın ta kendisi olan bu nara İdris Amil Efendi Hazretleri'nin en, hatta tek sevimli alametifarikasıdır esasında. İhsan Oktay Anar okuyucularının da çok iyi bildiği gibi kitaplarında belirgin bir hikaye yok. Anlatım çeşitliliği, zengin bir dağarcık, mitler, nükteler, kara mizah, ironi, alegoriler vb. ile kurmacanın inanilmaz dansına tanık oluyorsunuz. Dolayısıyla esas olanın hikaye değil yazar ve okur ilişkisi olduğunu fark etmemek mümkün değil.
İnternet aleminin meşhur sorgusu olan "Robot olmadığını kanıdla" alıntısıyla merhaba diyor hikaye öncesinde üstat. Bu alıntı, kitaptan bağımsız, okura adeta bir uyarı niteliğinde. Evet, hikayeyi okuyacaksın ama seni konfor alanından çıkmaya davet ediyorum. Anlatıyı sorgulayacak ve onun hakkını verecek misin? Herkes kitap okur ancak okuyanların ne kadarı anlatılanlardan hareketle etik sorgulamalar yapar? Kitap bizi tarih, felsefe ve inanç sarmalında kahramanlık ve aydınlık gibi iki ana tema üzerinden derin bir yüzleşmeyle baş başa bırakıyor.
Dili anlatmaya gerek yok. Oldukça eğlenceli, keyifli ve daha ötesi oldukça cesur bir kitap olduğunu söyleyebilirim. İhsan Oktay Anar kesinlikle Türk edebiyatında yeri doldurulamayacak bir kalem olduğunu bir kez daha göstermiş.