Düşmemiş medeniyet var mı? Olsaydı ne değeri olurdu? Önemli olan bir medeniyetin düşmeyişi değil, düşüşü dirilmesiz ölüme dönüşmeden doğrulmasını bilmesidir.
Genc bir cift, yeni bir mahalledeki yeni evlerine tasinmislar. Sabah kahvalti yaparlarken, komsu da camasirlari asiyormus. Kadin kocasina ' Bak, camasirlari yeterince temiz degil, camasir yikamayi bilmiyor, belki de dogru sabunu kullanmiyor.' demis. Kocasi ona bakmis, hicbir sey soylememis, kahvaltisina devam etmis.
Kadin, komsusunun camasir astigini gordugu her sabah ayni yorumu yapmaya devam etmis.
Bir ay kadar sonra, bir sabah, komsusunun camasirlarinin tertemiz oldugunu goren kadin cok sasirmis 'Bak' demis kocasina ' Camasir yikamayi ogrendi sonunda, merak ediyorum, kim ogretti acaba ?'
Kocası: 'Ben bu sabah biraz erken kalkip penceremizi sildim' diye cevap vermis.
Bir bilgeye, ''Efendim, dünyada en çok kimi seversiniz?'' diye sormuşlar.
-Terzimi severim, diye cevap vermiş tereddüt etmeden.
Soruyu soranlar şaşırmış:
-Aman üstad, dünyada sevecek o kadar çok kimse varken neden terzi dediniz?
Bu soruyu şöyle yanıtlamış bilge:
-Dostlarım, evet ben en çok terzimi severim çünkü ona her gittiğimde benim ölçümü yeniden alır. Gelin görün ki ötekiler öyle değildir. Bir kez benim hakkımda karar verirler, ölünceye kadar da beni hep aynı gözle görürler.