• 3 kitaplık serinin birincisi olan bu kitabı elime aldım ve sanırım 5 saatlik bir sürede bitirdim. Kitap film izler gibi akıp gidiyor. Çoğunlukla okuduğum (psikolojik-gerilim-polisiye) tarzın dışında, fantastik tarzda bir kitap. Konu ilgi çekici; geçmiş zamana yolculuk. 320 sayfa bitti ama cevaplanmayan birçok soru var, kahramanımız kime güvenip güvenmeyeceğini henüz bilmiyor. Hani bazı seri kitaplar vardır ya kaçıncı kitaptan başlarsanız başlayın hikayenin bütününü kavrayabilirsiniz, bu öyle bir seri değil mutlaka sırayla okumalısınız. Ben sevdim, akşama ikinci kitaba başlamayı düşünüyorum.
  • Uyanış benim için farklı bir kitap oldu. Hiçbir kitaba önyargılı olmamam gerektiğini gösterdi. Çünkü kitaba karşı nedense olumsuz düşüncelerim vardı ve okunmaya değer olmadığı yönünde bir kanaat geliştirmiştim. Ama kitaba başladıktan sonra resmen beynimdem vurulmuşa döndüm. İnanılmaz bir kitaptı ve beklentilerimin çok üzerinde çıktı. Özellikle sona doğru nefes kesiciydi. Kesinlikle çok iyiydi ve ben artık bu kitabın hakettiği değeri görmediğini düşünüyorum. Pegasus gibi daha güçlü bir yayınevinden çıkmış olsaydı şu anda herkes bu kitabı konuşuyor olurdu o kadar diyorum. Uyanış üçlemesi (Uyanış, Kaçış, Kurtuluş) kesinlikle okunmaya değer bir seri. Hele ki ilk kitabın sonunu gördükten sonra. Bana sorarsanız Açlık Oyunları, Labirent ve Uyumsuz gibi hem kitap hem de film olarak başarı yakalamış serilere göre daha gerçekçi bir konusu vardı. Evet sırası gelmişken söyleyeyim kitap bir bilim-kurgu.
    Konusuna gelince, M. Savage acıyla uyanır ve kendini bir tabutta kapalı olarak bulur. Tabuttan çıkmayı başarır ve kendisininki gibi tabutlarla karşılaşır. Geçmişine dair hiçbir şey hatırlamaz ve ne yapacağını bilmez. Ayrıca diğer tabutlarda kendisi gibi insanlar olduğunu farkeder. Bu kısımdan sonra olaylar ilginçleşerek devam eder.
    Bu türde kitaplar seviyorsanız kesinlikle bir şans vermelisiniz. Pişman olmayacaksınız.
  • Çook yorucu bir günün ardından nihayet evdeyim. Tüyap kitap fuarı kurbanlarından biride benim... çok güzel indirimlerle çok güzel kitaplar aldım. İşte aldığım kitaplar;

    1- Kara Büyücü Üçlemesi ( set ) - Pegasus
    2- Witcher 5 Ateşle İmtihan - Pegasus
    3- Pençe ( Yeni çıkan bir seri, yazarı Julie Kagawa) - Pegasus
    4- Leviathan Uyanıyor - İthaki
    5- Ikinci Dünya Savaşı, John Keegan - Say Yayın
    6- Tüfek, Mikrop ve Çelik - Pegasus

    Görüldüğü üzere Pegasus bütçeme kocaman bir delik açtı... Tüm bu kitapları okuyup bitirmek için deliriyorum 🙏🙏
  • New York Belediye Başkanının kızı Savannah Miller yirmi yedinci doğum gününde kimliği belirsiz kişiler tarafından kaçırılıp, aylarca işkence görür. Artık tamamen umudunu kaybetmişken ordudan seçilmiş özel bir grup asker tarafından kurtarılıp güvenli eve getirilir. Artık Savannah’a iki seçenek sunulur:
    - Onların himayesi altında kal ve kurallarına uy..
    - Oradan ayrıl ve bir hafta içinde yeniden o vahşilerin eline düş.
    - Savannah ilk seçeneği seçiyor ve yeni hayatına küçük adımlarla başlangıç yapıyor.

    Çıktığı günden beri dikkatimi çeken ama okumak konusunda nedense tereddüde düştüğüm bir seri. Yalnız arkadaşımdan hediye gelen kitaplar bu tereddütümü yarıya indirdi ve okumaya başlamamla da ortada tereddüt falan kalmadı. Serinin üç kitabını da peş peşe okudum. O yüzden üç kitap tek yorumla geldim.
    Savannah’ın kaçırılmasının arkasındaki gizem korurken Savannah aylar sonra hayata alışmaya, yaşadığı travma için terapi görmeye yeniden güvenmeye ve başlıyor. İlk kitap olay örgüsü açısından çok hareketliydi. Savannah için tüm bilinmezliğe rağmen yeniden doğuşun kitabıydı. Yalnız ilk kitap öyle bir yerde bitti ki iyi ki diğer kitapları çıkmıştı da bekletmeden ikinci kitaba başladım.
  • Bu kitaba Arturo Bandini'nin (age 14) hayatı değerlendirmesi,iç huzuru/huzursuzluğu,çocuksu aşkı,vicdan muhasebesi ve düşünceleri gözüyle bakarsak daha isabetli sonuçlar çıkabilir sanırım.
    Sanki bizden bir edebiyatçıdan,bizden bir ailenin dramını okur gibi okuyorsunuz.





    John FANTE ile tanışma kitabı dörtleme diye başladık bir kitap daha varmış ya be :O seri 5 kitaba çıktı,tabi bende araştırmayı bıraktım yoksa hayatımız bu seriyi takip etmekle geçecek sanırım,5 yeter,5 iyi,tamam fazla kurcalamayalım başka okunacak kitaplar da var,5 iyi 5 tamam bu kadar(gözüm seğiriyor benim yaa),neyse sorun yok lokmalık kitaplar zaten.


    Aha şu sıra ile gidiyor :

    1- Bahara Kadar Bekle Bandini
    2-Los Angeles Yolu
    3-Toza Sor
    4-Bunker Tepesi Düşleri
    5-Hayat Dolu

    Kitabı okuduğumda bir şeyler eksik ve fazla hissiyatı kendisini gösterdi.Eksik olan bu adam yani yazar FANTE,Bukowski'nin öve öve bitiremediği,hatta Tanrım göndermesi yaptığı bir yazar,Bukowski'den de bir şeyler bulurum babında başladığım bir kitap,ancak Bukowski ile uzaktan yakından hiç bir ilgisi yok,en azından Bukowski'nin Fante'den biraz olsun etkilendiğini ve satırlarına taşıdığını düşünüyor insan,erken hükümde bulunuyorum belki deyip kalan 4 kitabı okumaya devam edeceğim,özellikle TOZA SOR'u merak ediyorum (3.Kitap).



    Fazlası da şu;Yazar sanki bizden biri,ne bileyim işte sanki Türk edebiyatçısı gibi tanıdık geldi bana.Betimlemeler,karakterler,olay örgüsü sanki bizim insanlarımız gibi düşündürdü,hatta bir ara yazarın kadın olduğunu bile düşündüm.Yumuşak,naif bir dille anlatımı var.Kolay okunuyor ancak ne yalan söyleyeyim,bence bu kadar övgü de biraz fazla bu kitap için dedim.Yine dedim ya peşin hüküm olmasın bu yazdıklarım tamamen 1.kitap için,bakalım 2.kitap neler verecek.



    Şimdi buraya kadar Fante'yi beğenmedim anlamı çıkabilir ancak kesinlikle öyle değil.Fante daha çok yumuşak,kadınsı,tatlı bir samimiyetle,gerçekçi cümleleri kağıda dökmüş,eee Bukowski bekliyordum ya sert,eleştirel,bazı cümleleri okuru tokatlar gibi,olmadı ;) İlk kitap da beklediğim çıkmadı ve bu kitabın Yeraltı Edebiyatı ile kesinlikle alakası yok diyebilirim.Rahatsız edici,kışkırtıcı,taciz edici değil.Fante daha çok dinlendirici,sakinleştirici bir kalem.Dedim ya TOZA SOR'u bekliyorum,bakalım artık,belki Bukowski'den de daha iyidir.Tanrısı olduğuna göre ;)


    Nette yazarı araştırırken karşıma Avi PARDO diye biri çıktı,Abi kim bu adam diye kitabı ve Fante'yi araştırmayı bırakıp onun peşine de takıldım,Bana göre Fante'yi bizden biri gösterebilme başarısı biraz da çevirmenin de Avi PARDO'da yani,acaba bu kitabı başkası çevirse bu kadar tanıdık ve samimi gelirmiydi?Sanmam.Bu kitabı çok çok başarılı bulanlar bütün ödülü Fante'ye vermesinler,en azından 1/3'ünü PARDO'ya sunsunlar yani hakedene.Benim düşüncem bu yönde.




    Fazla vakit geçirmeden 2.kitap Los Angeles Yolu'na başlayayım bakalım,kim bilir,yeraltı na orada ineriz belki,ha sadece bu dille aynen bu şekilde devam edecek olursa da şikayetim yok,alıştım Fante'ye dilide,tarzı da iyi böyle de okumaya devam ederim güzel yani.





    KİTAPTAN ;
    Svevo Bandini tek başına acı çekerdi -bedenen değil; daha da kötü, ruhen. İnsanın ruhunda çektiği acıdan daha büyük acı var mıydı dünyada?
    -------------------------------
    Zaman duraksıyor, topallıyor, acı içinde sürünüyordu.
  • 'Her şey bezelyelerle başladı.'
    'Kötülük genlerden mi yoksa yetiştirilme tarzından mı gelir?'
    Kitabı elime aldığımda bu iki cümle dikkatimi çekmişti. Demiştim ki kitabın konusu farklı ve ilgi çekici. Dediğim gibi de çıktı aslında. Birkaç bilim adamı bu zamana kadar yaşamış bazı seri katilleri klonlayarak ve o klonları farklı yaşam tarzlarında büyüterek karakterleri üzerinde araştırmalar yapıyor.
    Fakat konunun aksine ya yazarın anlatım tarzından ya da çevirideki sıkıntılardan kaynaklı olarak kitabı anlamak ve olayları birleştirmek benim için zor oldu. Sırf bundan kaynaklı olarak bir bitse artık dediğim nadir kitaplardandır. Bu tür konulara ilginiz varsa eğer sırf kurgusu için okunabilecek bir kitap. Fakat benim kesinlikle okumalısınız dediğim kitaplar listemde yerini alamadı malesef.