• 560 syf.
    ·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
    Cress Cress, o uzun saçlarını parmaklarının arasında dolayıp hayal kurduğun o günleri özleyecek misin? Ben de öyle tahmin etmiştim. Evet evet, Ay Günlükleri serisinin 3. kitabı Cress bitti. Bu evrene bayılıyorum. Marissa Meyer masal uyarlaması olayını gerçekten doruklara çıkarmış. Cress bir kulede değil, bilgisayar ekranları ile dolu bir bir uyduda. Evet doğru duydunuz bir uyduda ve yapayanlız. Evren böyle bir evren işte. Kahramanlar nasıl karşılaşacak orayı da okuyunca anlarsınız Çünkü sonra bana kızıyorsunuz Spoiler veriyor diye. Bazı kitaplar benim için heyecanla bitiyor. Tam benim tarzım oluyor ve bazen kaptırabiliyorum haklısınız yani size kızmıyorum. Spoiler kraliçesiyim biliyorum. İlave olarak bu kitaptaki bütün karakterler harikaydı. Hepsi birbirinden efsane tiplere, efsane rollere bürünmüşlerdi. Tabii ki en vazgeçilmez karakterim Thorne ve Iko. Bir gün kişiye özel android yapılırsa kendime Ikonunu aynısından istiyorum. Benden bu kadar. Kesinlikle bu seri okunmayı hak ediyor. Ben bayılarak okudum. Kesinlikle ve şiddetle bu tarzı seven herkese öneriyorum...
  • Nihayet gürültü ve yaygaranın şeri bir fetva ile önlenmesi düşünüldü. Uyanık fikirli olan Şeyhülislam Abdullah Efendi, ulemanın muhtemel itirazlarını önleyecek şekilde bazı dini kitaplar hariç olarak lügat, mantık, heyet, tarih, coğrafya, edebiyat, tıp ve felsefeye dair telif edilmiş olan eserlerin basılmalarında mahzur olmayıp bu gibilerin basılabileceğine dair fetva verdi
    İsmail Hakkı Uzunçarşılı
    Sayfa 160 - Türk Tarih Kurumu Yayınları
  • 513 syf.
    ·4/10
    Neden bilmiyorum ama serinin içinde en sıkıldığım kitaptı.Kitap güzeldi ama bir an önce bitirip 3 e geçmek istemiştim.Serinin arasında daha güzel kitaplar vardı ama okuma zorunluluğumuz olduğunu biliyoruz çünkü bu bir seri bu benim kişisel fikrim
  • 64 syf.
    ·1 günde·Beğendi·7/10
    Kitap 61 sayfa büyük puntoyla yazılmış ama yazı tipini pek sevmedim. Bir noktadan sonra gözü yoruyor. Alışkın olduğumuzun dışında olduğu için sanırım böyle oldu ama uzaktan bakılınca da göze hoş geliyor aslında. Anlatım birinci tekil şahıs ve çeviride herhangi bir sorun göremedim. Rahatsız eden bir nokta yoktu.

    Ah bu arka kapak yazıları… Neden böyle en önemli noktaları arka kapağa ulu orta koyarlar ki. Çok elzem olmasa bile ipucu sevmeyen kişiler için bir parça sorun yaratabilir. En azından ilk yarısı için. Bu sebeple arka kapak yazısını spoiler takıntısı olan arkadaşların okumasını tavsiye etmem.

    Küçücük bir öykü olduğu için Laputa Kitap da bu ve bunun gibi öyküler için “Küçük Karanlık Kitaplar” adı verdiği bir seri oluşturmaya niyetli gibi geldi. Serinin devamının geleceğini düşünmekle birlikle hikayenin içeriğine şöyle kenardan bir değinmek istiyorum. Hikayeyi Bay Canevin’in anlatımıyla okuyoruz. Bay Canevin Connecticut’ta arkadaşı Browne’un sahip olduğu özel bir okulda eğitmenlik yapıyor ve orada yaşıyor. Büyük-büyükannesinden kalma eski bir aynası var odasına astığı ve bu aynadan bir gün bir gölge geçtiğini sanıyor. Tabi bunun mümkün olmadığını düşünerek ve günün de verdiği koşturmaca içinde bu aklından hemen çıkıyor. Olaylar da soğuk bir günde öğrencilerini nispeten daha sıcak olan kendi odasına ders işlemek için davet etmesiyle başlıyor.

    Konu bakımından ilgi çekici olsa da son kısmını biraz zayıf buldum. Tam doruk noktasına ulaştığınız anda o ihtişamlı dik yamacı görmek için hazır beklerken bir anda koca bir düzlükle karşılaşıyormuşsunuz hissi uyandırdı.
  • 384 syf.
    ·8/10
    Çılgın 'ı okurken daha çok eğlenmiştim.
    Olayların gidişatı gereği bu kitapta olan olayların olması gerekiyordu, sıkılmama rağmen kitabın sonu öyle bi' şekilde bitti ki... kitabı okurken ne hissettiğimi falan tamamen unuttum.

    Seri kitaplar genelde bir yerden sonra kopar çünkü kurgu toplu değildir, düzenlenmemiştir, ne yazılacağı belli olmadığı için bulamaç haline gelir. Bu seri 3 kitap. Yazar bu sonu yazacağını önceden mi hesaplamış bilemiyorum ama bana öyle geliyor. Bu sonla vermek istediği mesajı Alvina kafası güzelken söylüyor da olsa... Bilmiyorum ya. Böyle bir son beklemediğim için, olay beni yıktı.

    Okurken yine güldüm ilk kitaptaki kadar olmasa da. Eğlendim, şaşırdım falan.
    Kitap sadece 7 günü anlatıyor... 1 haftalık deli dolu bir maceraydı... sürpriz sonlu...
  • 352 syf.
    ·4 günde·Beğendi·10/10
    Ve kitaplarım bitti.
    Yazarın kalemine, kurgusuna, akıcılığına, olayları birbirine bağlamasına, kısacası her şeyine bayıldım. Oldukça emek verilmiş, her ayrıntı çok zekice yazılmış.
    Seri Muhteşemdi, öyle sıradan değil tek kelime ile dolu dolu …
    Jack, doktor karısı ve iki kızı ile mutlu yaşamlarını sürerlerken, kimsenin akıl sır erdiremeyeceği doğaüstü olayların içerisinde bulurlar kendilerini…
    6 yaşındaki Sarah’ın peşinde olan bu kâbusu, Jack’ın karısına, polis teşkilatına, kısaca hiç kimseye inandırması imkânsızdı.
    Karısı doktor ve bilimsel olarak açıklanamayan hiçbir şeye mantıklı bakmıyordu…
    Jack çaresizce savaşını verirken, esrarengiz bir adamın ona yardım etmek istemesi ile olaylar başlar…
    Zaman küçük Sarah için an be an kısalıyordu…
    Bu kitapta Korku, gerilim, gizem, savaş, cesetler, Kızılderili inanışları, ayinler ve gizemini koruyan bir yer altı mağarası var… Yok yok hikayede…
    Yazmak istediğim o kadar çok şey var ki :) ama Kitaplar yeni o açıdan pek bir şey yazamıyorum.
    Ben çok severek okudum, hemen 2. Kitabı ile devam ediyorum yorumuma…

    #KABUSDEVAMEDİYOR
    2. kitap ta hikâyemiz on yıl sonrası ile devam ediyor.
    Yani Sarah 16 yaşında.
    Aile yaşadıkları kabus dolu günleri geride bırakmış, yaşanılan hiçbir şey unutulmamışsa da, herkes kendi içinde derinlere gömmüş ve hayatlarına kaldıkları yerden devam etmişlerdir.
    Taaa ki bir gün o kötü günlerden tanıdıkları Kızılderili dostları onları ziyaret edene kadar…
    Önceki yaşadıklarından çok daha güçlü bir bela ile karşı karşıyalar..
    Sarah 6 yaşında yaşadığı mağaradaki o korkunç günden sonra, güçleri de artık iyice belirginleşmiş ve buda onu tekrar hedef haline getirmiştir…
    Bu bela Sarah’ı ve onun güçlerini istiyordur…
    Ve olaylar buradan sonra tam hız başlar…
    Sürprizler ve bolca aksiyon :)
    Ben soluksuz okudum diyebilirim.
    Şimdi ne olacak diye diye 2 kitabı bitirivermişim :)
    Kitabın sonu 3. Bir kitap olacak gibi duruyor :) ve umarım olur çünkü gerçekten şahaneydi.
    Favorilerim arasında girecek yeni bir yazar ile tanışmış oldum. Bundan sonraki tüm kitaplarını da kesinlikle okurum.
    Bu tür severlere kesinlikle tavsiye ediyorum.
  • 568 syf.
    ·6 günde·10/10
    Ve kitaplarım bitti.
    Yazarın kalemine, kurgusuna, akıcılığına, olayları birbirine bağlamasına, kısacası her şeyine bayıldım. Oldukça emek verilmiş, her ayrıntı çok zekice yazılmış.
    Seri Muhteşemdi, öyle sıradan değil tek kelime ile dolu dolu …
    Jack, doktor karısı ve iki kızı ile mutlu yaşamlarını sürerlerken, kimsenin akıl sır erdiremeyeceği doğaüstü olayların içerisinde bulurlar kendilerini…
    6 yaşındaki Sarah’ın peşinde olan bu kâbusu, Jack’ın karısına, polis teşkilatına, kısaca hiç kimseye inandırması imkânsızdı.
    Karısı doktor ve bilimsel olarak açıklanamayan hiçbir şeye mantıklı bakmıyordu…
    Jack çaresizce savaşını verirken, esrarengiz bir adamın ona yardım etmek istemesi ile olaylar başlar…
    Zaman küçük Sarah için an be an kısalıyordu…
    Bu kitapta Korku, gerilim, gizem, savaş, cesetler, Kızılderili inanışları, ayinler ve gizemini koruyan bir yer altı mağarası var… Yok yok hikayede…
    Yazmak istediğim o kadar çok şey var ki :) ama Kitaplar yeni o açıdan pek bir şey yazamıyorum.
    Ben çok severek okudum, hemen 2. Kitabı ile devam ediyorum yorumuma…

    #KABUSDEVAMEDİYOR
    2. kitap ta hikâyemiz on yıl sonrası ile devam ediyor.
    Yani Sarah 16 yaşında.
    Aile yaşadıkları kabus dolu günleri geride bırakmış, yaşanılan hiçbir şey unutulmamışsa da, herkes kendi içinde derinlere gömmüş ve hayatlarına kaldıkları yerden devam etmişlerdir.
    Taaa ki bir gün o kötü günlerden tanıdıkları Kızılderili dostları onları ziyaret edene kadar…
    Önceki yaşadıklarından çok daha güçlü bir bela ile karşı karşıyalar..
    Sarah 6 yaşında yaşadığı mağaradaki o korkunç günden sonra, güçleri de artık iyice belirginleşmiş ve buda onu tekrar hedef haline getirmiştir…
    Bu bela Sarah’ı ve onun güçlerini istiyordur…
    Ve olaylar buradan sonra tam hız başlar…
    Sürprizler ve bolca aksiyon :)
    Ben soluksuz okudum diyebilirim.
    Şimdi ne olacak diye diye 2 kitabı bitirivermişim :)
    Kitabın sonu 3. Bir kitap olacak gibi duruyor :) ve umarım olur çünkü gerçekten şahaneydi.
    Favorilerim arasında girecek yeni bir yazar ile tanışmış oldum. Bundan sonraki tüm kitaplarını da kesinlikle okurum.
    Bu tür severlere kesinlikle tavsiye ediyorum.