Tozludur saçlarım, saçlarımdan,
Devrilmiş sarayların dumanları savrulur.
Yüzüm yanıktır,
Yüreğime bir karanfil sokuludur
Ve partizanca darbelerin dünyaya ilen şavkı
Benim göğsüme göğsüme vurup durur.
Ben dünyaya doğru yürümekle meşhurum
Bahar da sürgülenir içime katranlar da
Hem koşarak yarattığım sevgiler vardır
Hem körlenmiş sevgilerin acısıyla koştururum.
Beni sular,
Kocaman taşları parçalayarak hatırlıyor dağlarda
Ve beni hatırlatıyor çeltik tarlalarında aynı sular, Umutlu sakinlikleri
Lohusalıklarıyla.
Ben dünyaya doğru yürümekle meşhurum
Kökten dallara yürüyen sular gibi
Yürürüm kömür ocaklarına, çapalanan tütüne Yürürüm hüzün ve ağrılar çarelenir
Dağların esmer ve yaban telaşından kurtula diye Torna tezgahlarında demir.
Yürürüm çünkü ölümdür yürünülmeyen
Yürürüm yürüyüşümdür yeryüzünün halleri
Kanla dolar pazuları tarladakinin
Hızar gürültüsü içinde türkülenir bir öteki
Gökleri göğsümden aşırtarak yürürüm
Yağlı kasketimin kıyısında nar çiçekleri.
Aynı adam Ekim günlerinden beri gümbür, gümbür gelirim