Vücudunuz aynı anda Adrenalin, Dopamin, Serotonin, Oxytocin, ve Vasopressin hormonlarını salgılarsa bir ayıya bile aşık olabilirsiniz.

Herman Hesse

Hala melatonin etkisindeyim, serotonin desen zaten bitti dopaminim hiç olmadı bari biraz endorfin verin yoksa aşırı dimetiltriptamin den yok olup gideceğim... size de günaydın...

Meftun, bir alıntı ekledi.
17 Nis 17:53 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Serotonin
Aşık bir beyinde genellikle hakim olan "bulutlu hava" hissi de muhtemelen bu serotonin eksikliğinden kaynaklanır ve bu "eksiklik", aşık olunan kişiyle bir araya gelerek tamamlanmak üzere, kişinin bütün zihinsel ve fiziksel mesaisini maşukuna yöneltmesini sağlar.

Kimsenin Bilemeyeceği Şeyler, Sinan CananKimsenin Bilemeyeceği Şeyler, Sinan Canan
Medine T., Ah'lar Ağacı'ı inceledi.
16 Nis 23:51 · Kitabı okudu · 1 günde

Kitap şu tanımla başlar: “ Ah... ünl. 1- Sesin tonuna göre pişmanlık, öfke, özlem, beğenme gibi duygular anlatır.” TDK Türkçe Sözlük

Sadece iki harfe ne çok duygu sığarmış meğer.
Şu ikicik harf aslında kitapta yer alan şiirlerin bir özeti. Şairin pişmanlıkları var, bu besbelli. Ama ne tür pişmanlıklar olduğu pek belli değil. Tek belli olan pişmanlığı sevdiği adamın yokluğu. Ona “gel” diyor, adeta yalvarıyor. Ama ne gelen var ne giden. Madak çok öfkeli, hem de nasıl bir öfke! Aşağıdaki alıntı buna en güzel örnek olsa gerek.

AH’LAR AĞACI 2

...

Ya siz,
Nasıl bilirdiniz çocukluğunuzu ey cemaat?
Nasıldı
Öldürdüğünüz birinin cenaze namazını kılmak?
(Sayfa 23 - 12. Basım, Eylül 2017,Metis Yayınları)

Madak’ın şiirlerinde öfke ve pişmanlık olduğu kadar özlem de vardır. Madak, hem annesini hem teyzesini çok özler. Onlara şiirlerinde de yer verir.


SİZ AŞKTAN N'ANLARSINIZ BAYIM?

Annem
Ki beyaz bir kadındır
Ölüsünü şiirle yıkadım.

(Sayfa 38 - 12. Basım, Eylül 2017, Metis Yayınları)


MÜSVEDDELER 1.


Teyzem öldü
Kırkı yeni çıktı

Sayfa 54- 12. Basım, Eylül 2017, Metis Yayınları


Yukarıdaki alıntılardan yola çıkarak şiirin şairin aynası olduğunu söyleyebiliriz. Yani bir şiir, şairin duygularını, düşüncelerini, özel hayatını, zevklerini vb. açığa çıkarır. Başka bir deyişle, şiir şairin yansımasıdır.

Ah’ın tanımının olduğu sayfanın sonrakinde şu yazılı:
“ Sesimin tonunu emanet ettiğim AHLAT AĞACINA...”

(Kitaptaki ilk şiirin ismi ise “ AH’LAR AĞACI”)


Ahlat Ağacı, Anadolu’nun birçok yerinde ve hemen her bölgede yetişen bir ağaçtır. Kurak havaya ve hava kirliliğine karşı dayanıklı bir ağaçtır. Kurak bölgelerde, ormanlarda rastlamak mümkündür. Yabani bir ağaç olması ve meyvelerinin armudu andırması nedeniyle bilinen bir diğer adı da yaban armududur.
(kaynak:https://agac.gen.tr/ahlat-agaci.html)

Hayat Madak’ı bir Ahlat Ağacı’na dönüştürmüş desek ne kadar da doğru bir tespit olur değil mi?

---------------------------------------------------------------

Metafizik şiir, İngiltere’de, özellikle 17. yüzyılda görülen bir şiir türüdür. Bu tür şiirler yazan şairlerin en önde gelenleri, John Donne, George Herbert, Henry Vaughan ve Andrew Marwell’dir.

Samuel Johnson da “metafizik imge”yi tanımlayan kişi olur. Ona göre metafizik imge, uyuşmazlıkların uyumudur. Johnson, metafizik şairlerinin birbiriyle bağdaşmaz görünen düşünce ve öğeleri, zorlamayla bir araya getirmeye çalıştıklarını belirtir.

Metafizik şiirde, görünürde benzeşmeyen şeyler arasında akla gelmeyecek benzerlikler bulmak, bağdaşmaz gibi görünen şeyleri bağdaştırmak önemlidir.

Metafizik şairler geleneksel olarak şiirsel olmadığı kabul edilen konuları şiirlerinde işlemekten kaçınmamışlardır. Örneğin John Donne, ayak kokusunu şiirsel malzeme olarak kullanmış tek şair olarak tanınır. Metafizik Şiirde en uyuşmaz durumlar bir araya getirilir ve böylece okuyucu şaşırtılır. Örnek olarak John Donne bir şiirinde sevgilileri pergelin ayaklarına benzetmiştir. Pergelin sabit ayağının iki sevgiliden birinin ruhunun olduğunu belirtmiştir. Pergelin hareketi her iki sevgilinin hareketlerine bağlıdır.

Türk edebiyatında ise Metafizik şiirlere Turgut Uyar, Edip Cansever ve Sezai Karakoç yer vermiştir.

(Kaynaklar: http://fcfanzin.blogcu.com/metafizik-siir/15038876

http://www.nenedirvikipedi.com/...-yazarlari-6772.html)

-----------------------------------------------------------------

Didem Madak’ın şiirlerinde üç şey dikkatimi çok çekti. İlk dikkatimi çeken şey “Ah’lar Ağacı” ndaki bazı şiirlerin Metafizik şiire benziyor oluşuydu. Madak birbiriyle alakasız şeyler arasında bir ilgi kurabilmiş. Buna aşağıdaki şiir alıntıları örnek olarak gösterilebilir.

MÜSVEDDELER 2.

Hem otuzumu geçtim azıcık
Gerisini ben yürürüm artık.
Çizgili olsun, buruşsun yüzü,
Şiirlerim için yaşlanma etkilerini geciktirici krem
kullanmayacağım.

(Sayfa 57 - 12. Basım, Eylül 2017, Metis Yayınları)


MÜSVEDDELER 1.


Tekke ve zaviyeleri kapatıldı kalbimin


(Sayfa 54 - 12. Basım, Eylül 2017, Metis Yayınları)

AH'LAR AĞACI 2

Bizler sarımsak kokan uzun bir dizenin,
Fötr şapkalı kelimeleriydik,
Çürük dişlerimizle bizler,
Dökülmüş harfler gibi kelimelerden,
Saf ve pembe gülümserdik.


(Sayfa 27 - 12. Basım, Eylül 2017,Metis Yayınları)

AH'LAR AĞACI 2

Bazen sevinince annem gibi,
Rengârenk reçeller dizerim kalbimin raflarına.


(Sayfa 24 - 12. Basım, Eylül 2017,Metis Yayınları)

-------------------

Didem Madak’ın şiirlerinde dikkatimi çok çeken ikinci şey tasavvuftu. Madak bazı şiirlerinde dini terimleri kullanmış. Aşağıdaki şiir alıntıları da buna örnektir.

SİZ AŞKTAN N'ANLARSINIZ BAYIM?


Yüzüme nur inmedi, yüzüm nura indi bayım
Gözyaşlarım bitse tesbih tanelerim vardı
Tesbih tanelerim bitse gözyaşlarım...
Saydım, insanın doksan dokuz tane yalnızlığı vardı.
Aşk diyorsunuz ya
Ben istemenin Allahını bilirim bayım!

(Sayfa 35 - 12. Basım, Eylül 2017, Metis Yayınları)

POLLYANNA’YA SON MEKTUP

Secde eden alnımı,
Şarap içen dudağımla öpmek istedim.
Dizlerimde ve dirseklerimde nasır tutan arayışımı
Beyaz bir merhemle ovmak istedim.
Beyaz bir günahtır aramak kimi zaman Pollyanna…

(Sayfa 49- 12. Basım, Eylül 2017, Metis Yayınları)

AĞLAYAN KAYA

Şiirimin Hacer’ül esved taşı


(Sayfa 66- 12. Basım, Eylül 2017, Metis Yayınları)

PARAGRAF BAŞI
...
Ben bir şair olarak güllerden bıkmamıştım daha,
Ba’su ba’del mevt
Hayata daha çok vardı
Beni anla.
...
(Sayfa 72)

-----------------------
Paragraf Başı adlı şiirde “ Ba’su ba’del mevt” dikkatimi çekti ve anlamını merak edip araştırdım.

Basü badel mevt:
1. Kıyamet gü¬nünde ölülerin diriltilmesi, ölümden sonra dirilme.
2. Uyanış, diriliş, canlanış, yeni bir hayata başlayış.
(kaynak: https://www.sozluklugat.net/...badel-mevt-ne-demek/)

Basü Badel Mevt; “Öldükten sonra dirilmek” demektir ki İslam inancına göre bu haktır. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de: “Sonra siz, kıyamet gününde tekrar diriltilip kaldırılacaksınız” buyurmuştur. (El Mümin-16).

(kaynak: https://www.huzurdini.com/...l-mevt-ne-demek.html)

---------------------------------------------------------


Bütün serotonin geri alım inhibitörleri birleşseler
Geri alamazlar çünkü
Hayra yorulmuş kadar sevinen hayatı,
geri alamazlar bir avuç karınca kumunun huzurunu.

(Sayfa 63- 12. Basım, Eylül 2017, Metis Yayınları)

Yukarıdaki dörtlükte tıp terimlerinin kullanılması dikkatimi çeken üçüncü şeydi. Bir şiirde tıp terimlerinin kullanılması doğrusu hiç aklıma gelmezdi.

* "Farklı Türleri Keşfet" etkinliği için Necip Gerboğa'ya çok teşekkür ederim. Onun sayesinde hayatımda ilk kez şiir kitabı okudum. İlk kitabım Şükrü Erbaş'ın "Aykırı Yaşamak" adlı kitabıydı. Madak'ınki okuduğum ikinci şiir kitabı oldu.

Onda birinde ‘savant sendromu’ olduğu düşünülen otizmli kişilerde yaratıcılık yönünün güçlü olduğu biliniyor. Hatta Einstein, Newton, Mozart, Darwin ve Michelangelo gibi bazı dahilerin otizm spektrumunda yer aldığı söylenenler arasında. Bir teoriye göre; çocukluk döneminde beynin sol yarıküresinde düşük düzeyde serotonin hormonu salgılanmasının bu bölgenin gerektiği şekilde gelişmesini engelleyip otizme yol açtığı düşünülüyor. Ani savant sendromundaki gibi bunda da beynin sağ yarısı aktifleşiyor. Bu arada ani savant sendromlu kişilerin birçoğunda saplantılı davranış bozukluğu, sosyal ilişki sorunları ve bir şeye fazla ilgi gibi otizm semptomları görülüyor.

Yaratıcılık konusundaki en net örneği Jason Padgett’te görüyoruz. Padgett 2002 yılında barda saldırıya uğruyor ve sonrasında okulu bırakıyor. Önceleri partilerden çıkmayan, kızların peşinde koşan biriyken aniden matematiğe ilgi duyup formüllerin resmini yapmaya başlıyor. Kafasını pi’ye takan geometrik şekil avcısı, saldırıdan sonra; ‘Her şey tuhaf görünüyordu. Verdikleri ağrı kesici ilaçlardan sandım önce. Ama ertesi gün uyanıp musluğu açtığımda akan su teğet çizgiler halinde görünüyordu.’ diyor. Ve hayatını saldırıdan öncesi – sonrası diye ayırdığını ekliyor. Konuyla ilgili görüşler ikiye ayrılıyor. Birincisi, darbenin etkisi LSD etkisine benzetiliyor. Başta LSD olmak üzere halüsinasyon görmeye neden olan uyuşturucuların beyindeki mutluluk hormonu (serotonin) seviyesini artırarak yaratıcılığı güçlendirdiği düşünülüyor. Yani beyinde birden fazla kısım aynı anda harekete geçip duyular birbirine giriyor ve ta daaa: ‘sinestezi’.

Kitapkolik, bir alıntı ekledi.
01 Nis 23:14

Çikolata yedikçe vücut serotonin salgılıyor ya, bu etki bende senin bir gülen yüzlü emoji attığın mesajınla gerçekleşiyor.

Galata Sokağı, Furkan Taha Postallı (Sayfa 16)Galata Sokağı, Furkan Taha Postallı (Sayfa 16)