• Kalememi mürekkebe daldırıp nereden başlayacağımı düşündüm.
    Bu öyle büyük ve dehşet verici bir olaydı ki neredeyse aklımı kaçıracaktım. Aradan geçen yıllarda o olaydan tek bir kişiye bile bahsetmemiştim. Hatta boş bir odaya bile fısıldamamıştım.
    Kalemimi tekrar mürekkebe daldırdım fakat aklıma hiçbir sözcük gelmedi. Alkolün içimdeki sırrı gevşetebileceğini düşünerek bir şişe şarap açtım. Belki de parmaklarımı geçirecek bir boşluk bulabilir üzerindeki kapağı kaldırabilirdim. Oda etrafımda dönmeye başlayana ve kalemin ucundaki mürekkep kuruyana dek içtim.
    Saatler sonra önümdeki sayfa hala boştu. Hiddet ve hüsranla yumruğumu masaya öyle sert vurdum ki elim kanadı. İşte bir sır bu kadar ağırlaşabilir. Kanın mürekkepten daha kolay akmasını sağlayabilir.
  • Bu akımın kurucusu, IV ve III. yüzyılların arasında yaşayan, Kıbrıslı Zenon’dur. Öğrencileri arasında, hellenistik doğu kentlerinden gelenler çoğunluktaydı. Stoacılar felsefevi üçe bölüyorlardı: Ahlâk, fizik ve mantık. Fizikte, dünyanın maddesel birliğini savunuyorlardı; özünde de dinamik bir öge, ateş vardı bu birliğin. Yaşam, birtakım sert kanunlarla yönetilir ve daha önceden belirlenmiştir. Böylece görülüyor ki, başlangıçta, Stoacıların, Heraklitosîa Aristoteles’in öğretilerinden kaynaklanan fiziği -belli bir noktaya değin- maddeci idi. Ne var ki, Stoacılar, asıl büyük önemi ahlâka veriyorlardı: Onlara göre, doğru ve mutlu bir yaşam sürebilmek için, insan, bilinçli olarak doğanın kanunlarına uydurmalıdır bu yaşamı.
    Dünyanın düzenli akışına akılcı ve faal katılış, insanın başta gelen ödevidir. Bu ödevi yerine getirmek erdemidir ki, gerçek mutluluğa götürür. Tersine, bireyin arzularını ve tutkularını doyurmak için, bu ödevi yerine getirmemesi ise kötülüktür. Ne var ki, ancak bilge mutludur: O gerçeği anlamıştır ve tutarlılık içinde yaşar çünkü; mutlak ruh barışma erişmiştir; bu dünyanın acıları, önemsemediği için sarsmaz onu. Yoksulluk içinde zengindir, zincirler içinde özgür, hastalıklar ortasında da mutlu.
  • iltirish
    iltirish Bozkurt Atatürk - Türk'ün Bilge Başbuğu'yu inceledi.
    256 syf.
    ·7 günde·Beğendi·9/10
    Öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki Kocatepe Kitabevinde bir arkadaşımla fanzinimizi dağıtmaya gittiğimizde bir tarih öğretmeni tarafından tesadüfen bana alınan kitap için o öğretmene buradan teşekkürlerimi sunuyorum.

    Emperyalist Uşağı, Yossi Kohen, Yahudi bir Türk düşmanı, İslam’a düşman, gerçek bir sosyalist/komünist, Batı hayranı vb. denilen Gazi’nin aslında hiçbiri değil de vatanını seven gerçek bir vatan evladı, gerçek bir Türkçü, dış Türkler’i düşünen mükemmel bir milliyetçi olduğunu görmeniz için salt bu eser yeterli değil kanaatimce ancak Bora İyiat’ın yazmış olduğu bu kitabı 3 saatten kısa bir sürede bitirebilirsiniz. Bozkurt figürünün bu kadar uyumlu kullanıldığı şu adam için nasıl komünist, islamcı vb. saçma sapan şeyler diyorlar gerçekten anlamak güç.

    Kitabın içeriğinde Atatürk’ün gerçek bir milliyetçi olduğunu göreceksiniz. Atalarına yakışır bir Türk olabilmek için TTT, TTK, DTCF vb. birçok şey yapan bu adamı sevmemek mümkün değil. Yazar diyor ya, “İnsan Türk olur da nasıl Mustafa Kemâl’den yana olmaz?” diye, bu kitapta bu sorunun cevabını iyice merak etmeye başlayacaksınız.

    Bora İyiat’ın sade ve sıkmayan üslûbunu beğendim ancak şunu dile getirmeden edemeyeceğim ki üslûp bir ilkokul çocuğunun anlayacağı nitelikte, diyeceksiniz ki, daha ne istiyorsun, biraz daha sert ve anlaşılamaz bir üslûp olması kanımca daha iyi olurdu. Neticede bir fikir kitabı okuyorsunuz ve basit kaçınca fikrin de basit kaçtığı hissine kapılıyorsunuz. Ancak yine de mükemmel olan bu eseri lise çağındaki gençlere okutmalı diye düşünüyorum.

    Sümerler, Hititler, Kaşlar, Türk Tarih Tezi, Güneş Dil Teorisi, Bozkurt, İslamiyet’ten Önceki Türkler gibi konularda Mustafa Kemâl’i merak ediyorsanız, okumanızı tavsiye edeceğim eser.
    Kutlu akşamlar diliyorum.
  • Bilge ve gizemli Uygurlar, korkusuz Karayitler, güçlü Yaka Moğolları, karlı tundraların sessiz ve dayanıklı avcıları olan sert Merkitler, yukarı Asya’nın bütün binicileri devasa bir boy içinde birleştiler. Bu boyun lideri Cengiz Han’dan başkası değildi.
    Harold Lamb
    Sayfa 68 - Yurt Kitap, Ekim 2016
  • Neanderthal İnsan: MÖ 300.000
    Neanderthal insan, adını, 1856 yılında ilk defa bir iskeletin bulunduğu Almanya’daki Neander Vadisi’nden almıştı. Neanderthaller MÖ 30.000 dolaylarına, dünyanın büyük hayat geleneği so-nucunda soyları tükeninceye kadar Avrupa’da, Asya ve Afrika’da yaygın biçimde varlıklarını sürdürdüler.
    Bilim insanları, bu görece zeki yaratıkların nasıl yok olmuş olabilecekleri üzerinde kafa yormaktadır. Teorilerden birine göre, sert bir buzul çağının koşullarına dayanamadılar, ikincisi: yok ölümcül bir hastalık salgını, Üçüncü teori: Neanderthaller ile birleşebilecek kadar umarsız haldeki başka insan gruplarıyla evlenmeleri yüzünden soyları karışmış ve sonunda tükenmişti. Dördüncü teoriye göre ise, aynı dönemde var olan diğer bir insan türü, atalarımız Homo sapiensler tarafından yok edildiler. Bu teoriyi doğrulayacak somut bir delil yoktur, ama Bilge Adam’ın MÖ 30.000’den bu yana kanlı siciline bakılacak olunursa, çağdaş insan ırkının doğuşunun bir soykırıma dayandığı düşüncesi hiç de yabancı gelmemektedir.
    Dave Rear
    Sayfa 29 - İnkılap
  • Sokrat'ın ve meşhur Herkül'ün resimlerini araştırıp bulun ve bunları birbiriyle karşılaştırın. Sokrat'ın büstünde bir bilge kafası gözünüze çarpacaktır. Geniş bir alın ; burası beynin olduğu yerdir. Sokrat'ın beyni sanki kafatasının içine sığmıyormuş da dışarı fırlayacakmış gibi görünmektedir.

    Herkül heykeline baktığınızda eski Yunan efsane kahramanının güçlü ve kaslı bedeni karşısında şaşırırsınız. Bu güçlü bedeni taşıyan ve adeta bir kütüğü andıran bacaklar, gemi halatına benzeyen kol kasları geniş omuzlar,geniş bir göğüs kafesi ve manda boynuna benzeyen bir boyun ve küçük bir kafa, dar ve ensiz bir alın. Bütün bunlar güçlü bir bedenin dışavurumudur.Fakat bu kahraman çok akıllı değildir. Muhteşem bir bedeni olan kuvvetli kaslı bir adamdır fakat akıl, maneviyat ve zeka bakımından geridir.

    Ben size Sokrat'ın veya Herkül'ün kafasını tercih edin demiyorum. Mandanın bacaklarını düşünürken, Sokrat'ın kafasını da unutmayın. Kafanız koçun kafası gibi sert olmasın.
    Maneviyatınızı ve ruhunuzu geliştirmek için çaba gösterin. Şunu unutmayın ki :
    “ Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur. "

    Johan Vılhelm Snelman