Sonu hariç harika bir kitap. Sonunu neden öyle yaptın diye demeden edemedim. Dili akıcı, anlatımı sade. Bir çırpıda okuyabilirsiniz ama "sonunu neden öyle yaptın?" 10 üzerinden 9 :)
Toplumun ne denli sığ düşündüğünü gösteren, siz konuşmasanız da insanların size yapıştırdığı etiketleri anlatan, nasıl günah keçisi olunur'un en iyi örneklerinden. :) İlk sayfadan itibaren heyecanı yüksek tutan bir kitap. Tavsiye ederim.
Giriş kapısının üstünde koyu renkle yazılı sözde gizlidir cehennem:
"Buradan gidilir acılar kentine,
buradan gidilir bitmek bilmeyen acıya,
buradan gidilir yitmiş insanların arasına.
Adalet yol gösterdi ulu rabbime,
kutsal güç, yüce bilgelik, ilk sevgi
yarattı beni.
Benden önce her şey sonsuzdu;
sonsuza dek süreceğim ben de.
İçeri girenler, dışarıda bırakın her umudu."
İlahi Komedya, s.53
Aklıma Ömer Hayyam'ın şu dizeleri geldi:
"Kim görmüş o cenneti cehennemi
Kim gitmiş de getirmiş haberini
Kimselerin bilmediği bir dünya
Korkulmaya özlenmeye değer mi.."
"Tek işimiz efendiye hizmet etmek. Gücümüz yettiğince, istekle çalışıyoruz ki efendimiz zarar değil kâr etsin. İşten dönünce öğle yemeği, akşam yemeği hazır; kımız da var. Kışın yakacak tezek var, ısınmak için gocuk var. Hem konuşacak, ruhumuz üzerine düşünecek, Tanrı'ya dua edecek vaktimiz de var. Elli yıl aradık mutluluğu, ancak şimdi bulduk."
Tolstoy böyle diyor kitabın sonunda...
İronik mi? Doğru mu? Elbetteki tartışılır. Fakat... Eylemlerin doğruluğu yanlışlığı -mutluluk veya mutsuzluk getirip getirmeyeceği- bir kenara bırakılırsa sürekli eylem halinde olmak bence "zamanın içinde kişiyi" konumlandıran, büyük çarkın küçük bir dişlisine çeviren, faydalı(!) bireyler konumuna taşıyan kilit noktalardan biriydi.
Şu ana okuduğum ikinci iyi kitabıydı. İlki Patasana. (Sanırım onunla daha çok bütünleşebildiğim için.)
Ve illa ölmek gerekiyor. (Mu? Acaba?)
Bir çırpıda okuyabilirsiniz.