• İyi ki kaderimsin sevdiceğim..
  • Sevdiceğim , Gözyaşı Averajı Bizdedir.
  • Yumdum gözlerimi...
    ...Yumulu gözkapaklarımın içindesin sevdiceğim.
    Yumulu gözkapaklarımın içinde şarkılar
    Şimdi orada her şey seninle başlıyor
    Şimdi orada hiçbir şey yok senden önceme ait
    Ve sana ait olmayan

    Nazım Hikmet
  • Bu gece,
    Yıldızlar bir başka parlıyor,
    Ay ışığı daha çok ısıtıyor odamı,
    Sanki yanaklarıma ateş düşüyor,
    Kelimeler utanıyor satırlarıma düşerken,
    Hayallerim serpiliyor bir bir karanlığa,
    Duy beni ey sevgili,
    Gör beni, dinle beni, hisset sözlerimi,
    Her satırında sana mutluluk dilekleri var,
    Yarınlar için selamet,
    Sabaha yolcuyum sevdiceğim,
    Umutlarımız önce Allah a, sonra sana emanet.

    Kim bilir kaç zaman geçecek sensizlikte,
    Kaç mevsim dökülecek yaprağımız
    Ve kaç kez filizlenecek körpe sevdamız,
    Yetim kalır mı dersin gözlerim,
    Sensizlikte bakarken görür müyüm seni kuytu köşelerde,
    Her adımda anar mıyım adını,
    Söyle ey sevgili söyle,
    Yarınları yaşar mıyım? Canım canınla yanarken,
    Can evimde ayrılık savaşı, duygularım kanarken,
    Bu bendeki ben değil,
    Benden çıkarsa adı ihanet,
    Ben gidiyorum sevdiceğim,
    Canım önce Allah’a sonra canına emanet.

    Ah bu ayrılıklar, 
    Yaz ortasında yağmaz mı saçlarımıza,
    Buz gibi üşütmez mi sırlarımızı,
    Bir de üstüne tutulmaz mı dilimiz,
    Bakışların yetmedi yürek yangınımı söndürmeye,
    Susma ey sevgili susma,
    Ben dayanamam sessizliğe,
    Ne olur, ne olur iki kelam et,
    Kime ne diyeyim bu halimle,
    Yüreğim önce Allah’ a sonra sana emanet.

    Şafak vaktinin kızıllığı emerken gökyüzünü,
    Bulutlara takılıp giden umutlarım kalsın bende
    Zarafetin işledikçe ilmik ilmik,
    Değme yüreğime,değme yüreğime
    Ağlarım, susturamazsın, 
    Sensizlik, ah sensizlik
    Hasret çemberinin ortasındaki ok gibi acıtır yüreğimi,
    Canım yandıkça coşar gözpınarlarım,
    İşte o zaman kopar kıyamet,
    Ben gidiyorum sevdiceğim,
    Sevdamız önce Allah’a sonra sana emanet

    Oğuz Alp Yüksel
  • "Sevdiceğim" kelimesinin "sevdiğim" ve "seveceğim" kelimelerinin birleşimi olduğunu öğrendiğimde, Türkçe’ye olan saygım biraz daha artmıştı..
  • Yaradılışın ilk gününe,
    ve son gününe, yemin olsun,
    Tanrı’nın hükmüne ve küfre,
    Ebedî hakikatin zaferine,
    Sırtımdaki günahın keskin utancına;
    Bu rüyanın kısacık şanına
    Yemin olsun, ve burada karşılaşmamıza
    Ve firkat tehdidine;
    Yemin olsun tüm sahiplerine,
    Kader’in emrime sunduğu ruhların,
    İlâhî kılıçlar üzerine ant içerim,
    Düşmanlarımın savurduğu –
    Hissiz, uykusuz melekler zümresinin;
    Yemin olsun sana, senin hayatına, ölümüne,
    Son, uzun nazarına ve ilk eşkine,
    Nâzikçe nefes alışına,
    Saçının ipeksi sağanağına,
    Yemin olsun cefaya ve saadete,
    Yemin olsun bu bizim aşkımıza bile, -
    Vazgeçtim tüm intikam arzularımdan,
    Vazgeçtim yılların gururundan;
    Bugünden sonra hiçbir yalan vesvese
    Musallat olmayacak hiçbir ruha;
    Aradığım selamet,
    Aradığım aşk, garâm,
    Aradığım ‘En Üstün İyi’ye iman.
    Ve hakikî nedâmetten bir gözyaşıyla,
    Sileceğim bana kalmış olan kızgın çizgilerini
    İlâhî öfkenin, yüzümden ki
    Sana daha lâyık olsun. Umulur ki tüm
    Dünya, sakin bir hoyratlıkla
    Çiçek açıverir, tamamen benden habersiz!
    İnan bana, tek ben sahibim basiretine
    Seni sevebilmenin: zira öyle belledim ki
    Senin yüceliğini, hiçkimsenin başaramayacağı kadar:
    Sensin benim kutsalım. Bugün
    Kudretimdir ayaklarının önüne serdiğim.
    Ve bir anlığına da olsa aşkın için
    Hazırım vermeye ebedîyyeti.
    Zira sabit, hakikî ve güçlüyüm
    Aşkında – kötülükte olduğum kadar;
    Göğün hür ruhu, seni taşıyacağım
    Yıldızların üzerine, oraya
    İhtişam içinde melîkem olup hükmedeceğin yere,
    Tamara, rüyamın ilk aşkı,
    Ve dönüp baktığında dünyaya
    Ne bir nedâmet, ne bir merhamet hissedeceksin,
    Meyus seyyâre, kıtlığını çeken
    Bâkî güzelliğin, âdet edinmiş
    Basit duyguları, dar akılları,
    Suç ve infazların,
    Sonu gelmez korku çarkını çekip durduğu yer:
    Âdem korkar sevmekten ve korkar nefret etmekten.
    Oysa bilmez misin ki sen aşk nedir burada?
    Taşar kaynayan gencecik kan –
    Fakat günler geçer de soğuyuverir kan!
    Kim direnebilir ki uzayıp giden cazibesine
    Can sıkıntısının, değişimin ve yeniliğin?
    Veya rakib rüyanın farklılığına
    Hayır! Yaşlanmak yoktur benim aşkıma,
    Ve solmak sessizliğinde, kaba
    Camiasında kıskanç kölelerin,
    Arasında cimri ve soğuk
    Sözde arkadaşların ve hakikî düşmanların,
    Ezilmek altında beyhude işlerin ve edepsiz
    Çabaların, boş umutların ve kuruntuların!
    Senin kaderin değil burada soluvermek,
    Ve, tutkusuz, saklamak ruhunu
    Bu duvarların ardında, kokusuz bir gül
    gibi
    Hiçbir balarısının ziyaret etmediği
    Ve kör kalmış Ulûhîyete.
    Hayır, asla! Sevdiceğim, senin sabahın
    çizilmiş farklı bir kaderle,
    Farklı bir vecit derinliğiyle,
    Farklı bir hüzün ölçüsüyle;
    Öyleyse geride bırak tüm eski fikirleri, arzuları
    ve bırak kaderine zavallı dünyayı.
    Sonra bunun karşılığında, arzulayabilirsin
    Hikmet diyârlarına girebilmeyi,
    Ve işte oralarda sunacağım sana
    Bana tabi tüm mahlûkâtı,
    Emrimde hizmet edecekler sana.
    Yumuşak elli, sihirli maiyet
    Ve Sabah yıldızından, senin için,
    Koparıvereceğim altın tâcını bir gece,
    Geceyarısı şebnemini alacağım çiçeklerin
    Ve serpeceğim damlaları parlak sağanaklarda
    Tâcını daha muhteşem kılabilmek için.
    Öreceğim gün batımının saçtığı ışık hüzmelerini
    Seni bir örtü gibi sarsın diye;
    İkimizle dolduracağım havayı
    Tâzelik ve nefis bir kokuyla;
    Ve her daim fısıldayacağım kulağına
    Yumuşak çalgıların tatlı seslerini;
    Turkuvazdan ve kehribardan,
    Göz alıcı konaklar kuracağım sana,
    Göğe uçup süzüleceğim'
    Denizlerin en dibine batacağım –
    Arzu ettiğin her şeyi sana sunacağım
    Ama ne olur, sev beni…