• EFENDİ HZLERİMİZİN HANE-İ SAADETLERİNİN Değerli hocalarından ŞEFİK KOCAMAN Hocamız bu akşam yatsı namazından sonra MEDİNE İLİM VE İRFAN Derneğinde sohbet edecektir. Bütün kardeşlerimizi bekliyoruz.

    Din Nasihattir

    Ebu Rukayye Temim bin Evs ed-Dâri (ra)’dan rivayet edilmiştir: Resulullah aleyhisselatu vesselam buyurdu ki: “Din nasihattir.” Biz “Kimler için?” diye sorunca şöyle buyurdu:

    Geri

    Ebu Rukayye Temim bin Evs ed-Dâri (ra)’dan rivayet edilmiştir: Resulullah aleyhisselatu vesselam buyurdu ki:
    “Din nasihattir.” Biz “Kimler için?” diye sorunca şöyle buyurdu:


    “Allah için, Kitabı için, Resulü için, Müslümanların imamları (idarecileri) ve bütün Müslümanlar için.” (Müslim, Ebu Davud, Nesai)


    Nasihat, sözlükte samimi davranmak, öğüt vermek ve elbiseyi iyice dikmek manalarına gelen “Nush” kökünden gelip birçok manayı ihtiva eden veciz bir kelimedir.

    İbni Hacer’in Hattabi’den, İbni Allan’ın da Fakihani’den naklettiğine göre Arap dilinde bu kelimenin manasını karşılayacak başka bir kelime yoktur. Zira İslami bir terim olan “Nasihat”, halis bir niyetle kendisi için nasihatte bulunulanın her yönden hayrını istemektir. Yırtılan elbisesini iğneyle dikip ıslah etmeye çalışan adamın yaptığı gibi nasihat eden kişi de bal mumundan arıtılmış halis bal gibi olan halis bir niyetle nasihat edilenin dağınık işlerini bir araya getirip ıslah etmeye çalışır. İşte bu manadaki nasihat, Allah azimuşşan’ın yüce kitabında insanlığın rehberleri olan peygamberlerini (aleyhimüsselam) onunla övdüğü mukaddes bir görevdir.


    Nitekim Allah-u Teâlâ Hz. Nuh aleyhisselam’ın: “(Ey kavmim!) ben sizin için nasihat ediyorum.” (A’raf: 62) Hz. Hûd aleyhisselam’ın da “… ve hiç şüphesiz ben sizin için güvenilir bir nasihat ediciyim” (A’raf: 68) dediğini buyurmuştur.
    Yukarıda zikrettiğimiz hadis-i şerif, nasihatin bütün kısımlarını içerdiği için âlimler onun hakkında “Bu hadis İslam’ın medarıdır” demişler.


    Ebu Davud “Bu hadis fıkhın, üzerinde döndüğü hadislerden biridir” derken, Hafız Ebu Naim “Bu hadis için büyük bir makam ve rütbe vardır” demiştir. Muhammed bin Elsem et-Tûsi de “O, dinin dörtte biridir” demiş. İmam Nevevi ise “Bu hadis tek başına dinin bütün maksatlarını tahsil eder” demektedir.


    Hadis şerhlerine göz attığımızda bu zatların bu hadis-i şerif hakkındaki beyanatlarında ne derece haklı olduklarını görmekteyiz.


    Hadis-i şerif’in birinci cümlesinde “Din nasihattir” buyruluyor. İbn-i Hacer’in Fethül-Bari adlı eserinde belirttiği gibi bu cümleyi iki şekilde açıklamak mümkündür:


    Birincisi, mecazi manadır. Yani “Dinin önemli bir bölümü nasihattir, zira nasihat dinin direği ve onu ayakta tutandır.” Buna göre “Hac arefedir” hadis-i şerifinde olduğu gibi “Din nasihattir” tabiri mecazdır. Nasihatin önemine binaen cüz’î ifade yerine küllî ifade kullanılmıştır. Çünkü din, nasihatin dışında başka hasletleri de ihtiva eder. (F. Bari. D. Falihin)
    İkincisi, cümlenin ifade ettiği zahiri ve asıl manasıdır. Yani “Dinin tamamı nasihatten ibarettir.” Zira ihlâslı olmayan ameller nasihat olmadıkları gibi dinden de değiller. Buna göre nasihat, İslam, iman ve ihsanın üçüne de şamildir ve bunların tümüne din denir. (F. Bari, C. Ulum)


    Allah azze ve celle bizi nasihatten hakkıyla istifade edenlerden eylesin. Âminnn
    Kimden nasihat alcaz yahu Kur'an-ı Kerim konusmuyor okumasini bilir hocalardan öğrenirsen belki okurda anlarsin bize nasit edende hoca bunlarda hoca sadece ALLAH katinda üstünlük takva ile ALLAH sever ve sevdiğini sevdiği kullarina sevdirir inşaAllah
    Vesselâm.✒☝️🌹
  • Madem kâinatın en müntehab neticesi hayattır.. ve hayatın en müntehab hülâsası ruhtur.. ve zîruhun en müntehab kısmı zîşuurdur.. ve zîşuurun en câmii insandır.. ve bütün kâinat ise, hayata musahhardır ve onun için çalışıyor.. ve zîhayatlar, zîruhlara musahhardır, onlar için dünyaya gönderiliyorlar.. ve zîruhlar, insanlara musahhardır, onlara yardım ediyorlar.. ve insanlar fıtraten Hâlıkını pek ciddî severler ve Hâlıkları onları hem sever, hem kendini onlara her vesile ile sevdirir.. ve insanın istidadı ve cihazat-ı maneviyesi, başka bir bâki âleme ve ebedî bir hayata bakıyor.. ve insanın kalbi ve şuuru, bütün kuvvetiyle beka istiyor.. ve lisanı, hadsiz dualarıyla beka için Hâlıkına yalvarıyor; elbette ve herhalde, o çok seven ve sevilen ve mahbub ve muhib olan insanları dirilmemek üzere öldürmekle, ebedî bir muhabbet için yaradılmış iken, ebedî bir adavetle gücendirmek olamaz ve kabil değildir. Belki başka bir ebedî âlemde mes'udane yaşaması hikmetiyle, bu dünyada çalışmak ve onu kazanmak için gönderilmiştir.
    Asa-yı Musa - 207
  • Allah korkusu ve Allah sevgisi, insanları se’âdet ve huzûra kavuşduran iki kanad gibidir. Peygamber efendimiz “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” buyuruyor ki: (Bir kimse, Allahdan korkarsa, herşey ondan korkar. Bir kimse Allahdan korkmazsa, herşeyden korkar olur.) Bir hadîs-i şerîfde, (Aklın çok olması, Allah korkusunun çokluğu ile belli olur) buyurdu. Allahdan korkan bir kimse, Onun emrlerini yapmağa, yasaklarından sakınmağa titizlikle çalışır. Hiç kimseye kötülük yapmaz. Kendine kötülük yapanlara sabr eder. Yapdığı kusûrlara tevbe eder. Sözünün eri olur. Her iyiliği Allah için yapar. Kimsenin malına, canına, nâmûsuna göz dikmez. Çalışırken, alış veriş ederken, kimsenin hakkını yimez. Herkese iyilik eder. Şübheli şeylerden kaçınır. Makâm sâhiblerine, zâlimlere tabasbus etmez, yaltaklanmaz. İlm ve ahlâk sâhiblerine saygı gösterir. Arkadaşlarını sever ve kendini sevdirir. Kötü kimselere nasîhat verir. Onlara uymaz. Küçüklerine merhametli ve şefkatli olur. Müsâfirlerine ikrâm eder. Kimseyi çekişdirmez. Keyfi peşinde koşmaz. Zararlı ve hattâ fâidesiz birşey söylemez. Kimseye sert davranmaz. Cömerd olur. Mâlı ve mevkı’î herkese iyilik etmek için ister. Riyâkârlık, iki yüzlülük yapmaz. Kendini beğenmez. Allahü teâlânın her ân gördüğünü ve bildiğini düşünerek hiç kötülük yapmaz. Kadınlarının, kızlarının avret mahalleri açık sokağa çıkmasına müsâade etmez. Kimsenin avret mahalline bakmaz. Onun emrlerine sarılır. Yasaklarından kaçar. İşte, Allahdan korkanlar milletine, memleketine fâideli olur. [Bütün bu yazılanlardan anlaşılıyor ki, Allah korkusu, Allahü teâlânın rızâsına, sevgisine kavuşamamak düşüncesidir.]
  • Sever,
    Sevdirir,
    Sevildiğini göremeden ölür.
  • AĞLAYAN KADIN .

    ağlayan bir kadın gördüm ben gözleri yosun göz yaş'ları inci yüreği keskin dili yara duyguları paramparça olan bir kadın işte . kadın dediğin susar hali tavrı gözleri konuşur öyle bakar ki sana yer yarılsa yerin dibine girer bedenin kadın dediğin sever sevdirir özler özletir bir kadın öyle bi sever ki seni âb-ı hayat olur yaşamın öyle sarılır ki sana bütün İstanbul rabıta ya durur zaten bir kadın sevdiği kadar sarıla bilse kemiklerin kırılır diz kapaklarına kadar aşk kokar yüreğin ağlayan kadın keskin kadındır yaklaşma bulaşma o oturur sessiz sessiz ağlar sükut yanında toz bağlar dayanamaz hiç bir kalp o göz yaşlara o bitkin gözlere zedelenmiş yüreğe o paramparça olan kalbe kim dayanır ki susmuş kadın bitmiş kadındır Bırak söyleme soylenme konuşma konuşturma konuşursa dilin yanar be adam yüreğin kavrulur kadın dediğin âb-ı hayat dır kimine Ah kimine yaşam dır Ağlayan bir kadın gördüm görmez olaydım .. hadi eyvallah .

    söz yazı ebubekir aktaş
  • İnsanlar fıtraten Hâlıkını pek ciddi severler ve Hâlıkları onları hem sever, hem kendini onlara her vesile ile sevdirir..