• 216 syf.
    ·8/10
    Bir insanda umut, inanç ve gayret olduğu sürece başaramayacağı hiçbir şey yoktur.

    Hope, aşçı olan teyzesi Addie ile sahtekar ortaklarından sonra herşeylerini kaybeder ve bir kasabaya iş için yerleşmek zorunda kalırlar.

    İş sahibi G.T Stoop kan kanseri bir adamdır ve hiç olmadık bir şey yapar. Kısa zaman biçilmiş hayatını siyasete atar ve kasabadaki ruhsuzluğu ve yaşayan kişilere karşı yapılan haksızlıkları engellemek ister.

    Kitap içinde o kadar çok karakter var ki, gerek anlatım , gerek akıcılık olsun çok iyiydi.
    Gerçekten çok beğendim ve severek okuduğum nadide kitaplardan biri, özellikle cinsellik ve özentilik patlaması yaşayan kitapların ana fikirlerden oldukça uzak olması artı bir puan..

    Kitabın etkilendiğim kısımlarından bi taneside kan kanseri olmasını kullanarak onu küçümsemek isteyen ve aciz biri gibi göstermek isteyen kişiler için G.T Stoop'un dik duruşu ve verdiği cevaplar.
    Hatta bir aday, ölmek üzere olan bir adama neden oy vereyim dediğinde, G.T Stoop: Çünkü başka hiç kimse yaşamın ne kadar güzel olduğunu, nefes aldığımız her saniyenin nasıl kutsal olduğunu hala zamanın varken doğru olanı söylemenin ve yapmanın ne kadar önemli olduğunu ondan daha iyi bilemez, dediği kısma bayıldım.

    Aslında insan hayatının her saniyesinde ansızın ölecek düşüncesi ile hareket etse herkes doğru olanı kolayca görür ve söyler..

    Ölümü yok sayamayız, yok sayanlar için de ölüm yok olmaz zaten.. Kimse ne zaman öleceğini bilmiyor o yüzden bu dünyadan her an ayrılabilirmişiz gibi yaşamak gerek. Günlerimizin, saatlerimizin sayılı olduğu bilerek kıymetini anlamamız lazım. Umarım..

    Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Çok hoş bir anlatıma sahip, yazarın kalemini çok sevdim. Tekrardan okumak isteyeceğim bir kitap..
  • 261 syf.
    ·5 günde·Beğendi·9/10
    Kitap bende macera hissi uyandırdı.
    Hikayeyi çokta anlatmıycam asĺinda okumak isteyen okur zaten
    Bi ada da yalniz basına kalmak durumunda kalan bir dizi cocugun başına gelen olaylar sevinçleri korkuları kitapta anlatilan ama öyle guzel söz dizeleri ve betimlemeler var ki kitabın büyüsüne kapılmamak elde degil.
    Lider ruhlu insanlarin iki karakteri yansıtıyorum birnde iyimserlik baskinken bir digerinde zorbalık öne cıkmış.yaş gurubu küçük olsada
    Insanlarin icindeki o kötü ve iyi yanlar carpıcı bir sekilde maceraya konu olmuş. Başı merak uyandırıcı ortasi eh iste sonu tam bir heyecan bombası oldu benim acımdan .güzeldi severek okudugum bir eser oldu.
    Muhakkak okuyun derim
    Iyi okumalar :)
  • 192 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
    Aslında sevdiğim tarzın dışında olmasına rağmen severek elimden bırakmadan okuduğum bir kitap oldu. Neden şimdiye kadar bu kitaptan bi haber yaşamışım.
  • 120 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
    “Cüneyt Arkın film çevirir, Gencebay şarkı söyler ve ben roman yazarım.”

    Murat Menteş kafası farklı çalışan, sıra dışı bir yazar.
    Uzun bi süre olmuştu Murat Menteş okumayalı. Romanlarını çok severek okuduğum matrak bir yazar.
    Kitabın takdim bölümünü okumanız aslında ne demek istediğimi karşılıyor:)

    Kitap biraz zamanda yolculuk yapar gibi olmuş farklı yazarların kişilikler hakkında bilgi sahibi olmanıza yardımcı oluyor ve güzel yerlere değinmişler. Aslında soruları siz soruyo gibisiniz. Zaten cevaplar kadar sorulan sorularda Murat Menteş hakkında bilgi sahibi olmanızı sağlar. Çünkü sağlam sorular yöneltmiş ve ayrıca o kişiler hakkında öyle inceleme yapmış ki bütün eserleri arasından uygun cevapları seçmiş titiz bir çalışma yani Buda sanırım Başak Burcu olduğunun ispatı:))

    Düblörün dilemmasını okuyanlar bilir çok farklı bi kafadır cidden korkma ben varım olsun, ama en sevdiğim kitabı düblörün dilemması. Derde deva randevü de çok harika bi kitap olmuş serinin devamını da alıp okuyacağım. Özlemişim Murat Menteş’i.


    Murat Menteş romanlarının bölüm başlarında ve içlerinde çok sıkı aforizmalar olur. Burada da onlardan fazlasıyla var. Bazılarına hayran kaldım ve alıntıladım zaten. Kitap bir çizgi roman tarzında kurgulanmış. Tamamı değil tabii. Ama çizeri de ayrıca tebrik etmek lazım “Hakan Karataş.” Kendisi de Murat Menteş kafasında demekki takdim yerinde onunda yazısı hoşuma gitti. Zaten çizimli bir kitap varsa ortada çizimlerin iyi olması da içindekiler kadar önemlidir. Kendisi çizgilerin kusursuz olmamasına dikkat etmiş ama çizimler kusursuz. O o zaman daha mükemmel olur demiş ama bilemedim çizimler çok iyi olmuş.

    Murat Menteş’in de dediği gibi “Derde deva randevu’yu dostluk başlatan ikram gibi kabul ediniz...
    Sahte umutsuzluğun karanlığını veya suni umudun pusunu dağıtacak bir ışık arıyorsanız ...
    Sonunda o ışık altında birbirimizi daha net görebiliriz.
  • Sema Öztürk
    Sema Öztürk Bir Delinin Anı Defteri - Palto - Burun - Petersburg Öyküleri ve Fayton'u inceledi.
    223 syf.
    ·4 günde·Beğendi·10/10
    Gogol ile ilk kez tanışma fırsatını bu kitap ile yapmak istedim. Çünkü "Hepimiz Gogol'un paltosundan çıktık!" diyen çok sevdiğim Dostoyevski'nin etkisiyle bu kitapla tanışmak istedim ve gerçekten iyiki tanışmışım...

    Gogol o soğuk ülke Rusya'nın gerçeklerini tüm çıplaklığıyla gören bir göz.Her sınıftan insanı çok iyi tanıyan ve bunu betimlemeleriyle okuruna çok iyi sunan bir yazar. Bu kitaptaki tüm öykülerini kuşkusuz bayılarak okudum. Zaten Rus klasiklerini çok seven ben bu kitapla sevgimi pekiştirmiş oldum.

    Kitabın içindeki öykülere gelecek olursak; ilk öykü Neva Bulvarı'ndaki betimlemeler beni benden aldı ve resmen Rusya sokaklarında Neva bulvarında dolaştım. Bu bulvardaki insanlara denk geldim ve onlar hakkında az çok fikrim oldu. Ve tabi öykü karakterlerimizin yaşadığı hazin durumu da bir o kadar hissettim... Burun öyküsü ise çok ilginç bir o kadar da eğlenceli bir öyküydü. Alışılmışın dışında olması beni kendine çekti... Portre; yine bana o duyguyu veren okuma heyecanımı aynı düzeyde tutan bir öyküydü. Karakterlerin portreye bakarak yaşadıkları o gerilim çok iyi tasvir edilmişti, severek okudum... En çok sevdiğim ve Dostoyevski'nin de söylediğini çok haklı bulduğum en iyi öyküsü ise bence Palto'ydu. Yani bu öyküye cidden kalbimi bıraktım. 'Hayır hayır böyle olmasın' diyerek okuduğum bir öyküydü ve ben doruklarıma kadar hüznü yaşadım. Gogol kesinlikle fakir halkı çok iyi tanıyan ve bunu bize çok iyi yansıtan bir yazar bunu ilk okumamla anladım. Toplumdaki sınıfların biribirine karşı üstünlüğü özellikle ast-üst ilişkisinin tekrar tekrar sorgulanması gerektiği bir öykü. İvan İvanoviç bizim unutmayacağımız bir karakter olarak çoktan gönüllerde yerini aldı... Bir delinin anı defteri ise yine güçlere karşı verilen direnme çok güzel anlatılmıştı. Bir delinin gözünden gelen hicivler sizi oldukça düşünmeye sevk eden satırlardı... Fayton ise kitabın son öyküsü; sizi tebessüm ettirecek bir sonla biten güzel bir öyküydü...

    Ben Gogol'u, Gogol'un toplumdaki insanlara bakış açısını ve her sınıftan insanı çok iyi tanıyan kalemini çok sevdim. Gogol okumakla geç kalmış olabilirim ama ben böyle iyi eserleri uygun zamanda okuma gerekliliğini düşünen biriyim. İyiki bu kitaba erken sarılma fırsatım oldu öykü derlemelerinin yer aldığı bu kitabı her gördüğümde buruk bi tebessüm edeceğim :) Siz de edin diye mutlaka şans verin derim :)
  • 384 syf.
    ·Puan vermedi
    Grangé severek okuduğum yazarlardandır. Yalnız Kaiken daha önce okuduğum kitaplarındaki hazzı vermedi. Kitabın başında komiserin peşinden koştuğu katilden çok daha mistik bir hikâye beklerken olaylar havada kaldı. Cinayetleri nerede nasıl ne amaçla yaptığı okuyucuya aktarılmayan bir mektupta belirtildi. Cinayetlerin altı yeterince doldurulmamış bana göre. İlk iki bölüm bu koşturmaca içinde geçerken son bölüm ve bence tek heyecanlı bölüm tamamen ayrı bi olay etrafında dönmeye başlıyor. Grangé asıl karakterini burada gösteriyor zira gerilimin zirve yaptığı yerde ters köşe yapıp odağı başka birine çekiyor. Bir ara Fifi'den bile şüphelenir oldum:) Sonuç olarak kitap adını ve Grangé tarzının hakkını sadece son bölümde verdi diyebilirim. Keyifli okumalar dilerim.
  • 688 syf.
    ·Beğendi·8/10
    Uzun zamandır okumak istediğim indirime girince hemen alıp bi solukta okuduğum bir kitap oldu.
    Adı üstünde bir mübadele romanı..
    Yani acının göçün hasretin işkencenin vahşetin romanı. Ve içinde Eleni ve Enverin kendilerinin küçük ama aşklarının büyük olduğu
    Sonunda da .........
    (Mübadelenin sonunu biliyoruz ama ya aşklarının?)
    Ben severek okudum, bu tarz sevenlere tavsiye ederim.