1000Kitap Logosu
Sevgi Yetgin
TAKİP ET
Sevgi Yetgin
@sevgiyetgin
Anadolu Üniversitesi ~ Kitaplarla bütünleşmeyi ve yazmayı seven bir İng. Öğrt. Mutlu olmamız için gerekli her şeye sahibiz, ama mutlu değiliz. Fahrenheit 451 Ray Bradbury
Öğretmen
Lisans
Sakarya
30 Ocak 1999
62 okur puanı
08 Eyl 16:54 tarihinde katıldı.
123
Kitap
25
İnceleme
52
Alıntı
15
İleti
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
Sabitlenmiş gönderi
Sevgi Yetgin
Guguk Kuşu'yu inceledi.
292 syf.
·
Puan vermedi
MODERN TOPLUMDA MCMURPHY OLMAK Guguk Kuşu, ilk başta kitabıyla ve daha sonra filme konu olmuş ,modern iktidarın büyük bir gözaltından ibaret olduğunu destekleyen güzel çalışmalardan biridir. Kitapta topluma karşı aykırılıkla suçlanan, deli damgası vurulan ama aslında sıra dışı olan karakterimiz Mcmurphy’i asla gözden kaçıramayız. Kitapta, hastalar tımarhaneden ve hemşireden şikayet ederken gönüllü olarak orada dururlar. Bu büyük bir ironidir. Ancak bu durum McMurphy için çok ağırdır. Anlam veremediği bir şey vardır. Hastalar varlıklarını tımarhaneye teslim ederek, dışarıdan korunmak ister ve kendilerini güvende hissederler. McMurphy, onlara dışarıda güzel olduklarını, deli olmadıklarını göstermeye çalışır. "Neden bir şey yapmıyorsunuz?" diyerek iktidara karşı isyanı teşvik eder. İlk girişimleri kendisi içindir. Genellikle diplomatiktir ve meydan okumaktan uzaktır. Ancak McMurphy pes etmez. Bir otobüsü kaçırır ve arkadaşlarını balığa götürür. Onlara becerikli ve güçlü bireyler olduklarını göstererek onlara balık tutmanın sevincini yaşatır. McMurphy, yavaş yavaş iktidar için tehlikeli hale gelir.Akıl hastanesine anlam kazandıran ,oradaki insanların aslında deli olmadığına, onlara toplum tarafından deli damgası vurulduğuna ikna etmeye çalışan ve en sonunda “En azından denedim” diyerek aramızdan ayrılan bu karakterimizi asla unutamayız. Bir diğer deyişle, bu durumu kitapta şu cümleyle destekliyorum: "Toplumun kendini bir işe adayan kişileri nasıl suçladığını bilirsiniz.” İşte Mcmurphy de bu duruma kurban gidenlerden biri olmuştur. Siyah insanlar da, akıl hastanesinde Büyük hemşire denilen hemşire Ratched’ ın boyunduruğu altında çalışmak zorundadır. Aynı şekilde, kitabı anlatan baş kahramanımız da bir Kızılderilidir ve siyahlar gibi toplum tarafından dışlanır. Bundan kaçınmak üzere, hiç konuşmamak ya da duymamak için bir yol kullanır. Bu nedenle, büyük bir baskı altında kendisini toplumdan izole etmiştir. “Kendini toplumdan izole etmek” kavramı, toplum içerisinde hem özgür hem de görünürde tutsak olmak anlamına gelir. En nihayetinde, bir kişi gerçek potansiyeline ulaşmak istiyorsa, iç benliğini özgürce ifade edebilmesi gerekir. Fakat , konu diğer kavrama geldiğinde -görünürde tutsak olmak- bizi, Danimarkalı filozof Soren Kierkegaard’ın bir sözüne bel bağlamaya götürüyor: “İnsan sosyal bir hayvandır, sadece sürünün içindeyken mutlu olur. Saçmaymış, kötüymüş, onun için fark etmez, her şeyi benimseyebilir, yeter ki sürü de benimsemiş olsun. Sürünün yaptığı her şeyi yapar, böylece bir yere ait olur.” Büyük hemşire de (Ratched) kendince bu toplumda bir yere ait olanlardandır. Tabiri caizse buna “çıkarcı olmak” denilebilir. Baş karakterimiz Şef , hemşire Ratched’i kitapta şöyle tanımlıyor: “Toplumumuzda bu tür kişileri görürüz. Çıkarcı kişi, diğer hastaları öylesine etkiler ki, eski düzenli yaşantıyı sağlayabilmek için aylarca uğraşmak gerekir. Akıl hastanelerinde bugün işleyen, hoşgörüye dayalı yönetim düzeninde, bu gibi çıkarcılar rahatça at oynatabilirler. Ve ben onun her geçen yıl biraz daha beceri kazanmasını izlemişimdir.” Sanki şefimiz kitapta, hemşire Ratched gibi bu toplumla derinden ilgilenen insanlara dikkat çekmiştir. Çünkü kendi çıkarına sahip olan veya toplumda manipülatör olan tüm insanlar daha güçlü kabul edilir. Toplumda bu kadar bencil insanlar olduğu sürece, buna uyum sağlamak zorunda kalacak birçok insan olacaktır. Truman Show'daki bu cümlenin fikrimi destekleyeceğini düşünüyorum: "İnsanlar öyle oldukları için, önüne koyduğunuz hayatı çabucak kabul ediyorlar ve fazla düşünmüyorlar." Hepimiz bu hayatta bizim için önemli olan hedeflerimizi ve dileklerimizi gerçekleştirmek isteriz. Sonunda toplumun gerçekleri yüzümüze ve eylemlerimize vurulduğunda bunu yapma hevesimiz kursağımızda kalır. Unutmuyoruz ki, karakterimiz McMurphy, kaybettiğimizde yapmamız gereken en önemli cümleyi söylüyor. “En azından denedim.” SEVGİ YETGİN
Guguk Kuşu
8.4/10
· 1.037 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
9
Sevgi Yetgin
Çizgili Pijamalı Çocuk'u inceledi.
208 syf.
·
Beğendi
·
8/10 puan
Harika bir dostluk hikayesidir Çizgili Pijamalı Çocuk. Bruno babasının görevlendirmesi yüzünden Polonya'da bir toplama kampı yakınlarına taşınmak zorunda kalır. "Heil Hitler" çerçevesi içerisinde yetişen ve çevresinde olan insanların aksine keşif tutkunu kaşif olmak isteyen 9 yaşında bir çocuktur. Tellerin ardındaki Shmuel adlı kendi yaşıtı bir çocukla tanışmış ve günlerini onunla sohbet ederek yalnızlığını hissetmeden yaşıyordur. Hikâyemiz konusunda sürprizbozan olmak istemiyorum. Şimdilik bu kadar. Şimdi gelelim o dönem Nazi Almanyası'na. Kitabımızın konusunun iki çocuk üzerinden ele alınması konunun ağırlığını biraz olsun yumuşatmıştır. Filmi ise ayrıca başarılıdır. Bildiğimiz üzere kadın, erkek, çocuk demeden milyonlarca Yahudi acımasız bir şekilde toplama kamplarında öldürülmüştür. Irkçılık, yeryüzünde gördüğümüz en kötü hastalıktır tıpkı şu an bize ağır gelen virüs olayı gibi. Yayıldıkça yayılıyor. Dini görüşüne, diline, ırkına, ten rengine göre insan ayırmak, insana düşen bir seçim olmamalıdır. İnsanlar sadece takva olarak birbirinden üstünlerdir. Türkiye'de holokost bilincinin ne kadar geliştiği ise bir soru işaretidir elbette. Çok geç kalınsa da ülkede ilk Holokost anması 2015 yılında gerçekleşti. İsterim ki bu resmi bilinç toplumumuzun geneline yayılsın, eğitim kurumlarında ilköğretimden başlanarak birçok tarihi olay dahilinde de bir diğer konu olan Holokost’a yer verilsin. Şu cümlelerimin en içten yaşanmasını isterim ki bizler ve çocuklarımız en küçük yaştan itibaren nefretin ve ötekileştirmenin ne denli kötü bir şey olduğunu, bu durumun ne denli ölümcül sonuçlar doğurabileceğini öğrenerek yetişelim ve onları yetiştirelim, bundan sonrası için 27 Ocak’ı daha iyi bilip anlayabilelim. Ve dünyamızın tarihi bir daha asla böyle bir felakete tanık olmasın, böyle bir şeyin gerçekleşmesine izin vermesin. Sevgi Yetgin
Çizgili Pijamalı Çocuk
9.1/10
· 19,9bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
8
Sevgi Yetgin
Harry Potter ve Sırlar Odası'nı inceledi.
314 syf.
·
Beğendi
·
10/10 puan
Filmlerini defalarca izlemiş bir insan olarak kitaplarına yenice başlamış olmak beni pişman değil bahtiyar ediyor. Sırlar Odası da bana her bir ayrıntısı ve anlatısıyla ilkinden daha başarılı bir kitap hissi yarattı. Yalnızca Sırlar Odası için değil genel bir yorumla karşınıza çıkmak istedim. Yaşadığımız olaylardan biraz olsun uzaklaşmak için kitapları da defalarca başlayıp bitirebilirim. Filmleri çekilen bir sürü kitap vardır ama benim için istisna olarak Harry Potter filmleri kitaplarıyla çok güzel bütünleşmiş bir seri olarak kendini gösteriyor. Elbette yazarımızı es geçmeyeceğim. Çünkü onun yıllarını verdiği bu eser büyük şehâmet. Daniel Scali'nin şu sözü aklıma geliyor: " You will never be given a dream more bigger than you can handle" - Sana asla kaldırabileceğinden daha büyük bir hayal verilmeyecek - işte J.K Rowling gibi başarılı bir yazara bu hayal gücünün verildiği ganimet gerçekten benzersiz diyorum. On iki yayınevinin üst üste reddettiği bu seri şimdi akıllardan çıkmıyor değil mi ? Pes etmediğinde ve kalben bir şeyi istediğinde o şey er ya da geç sana geliyor ve kıymete biniyor. Onun hayatından birçok kesiti zekice bir şekilde bu seriye aktardığını biliyor muydunuz? Eğer gerçekten ilginizi çekiyorsa bir araştırın derim. Pişman olmayacaksınız. Her geçen gün yazdığı bu seri daha beligâne olmuştur. Her kelimesinde birçok anlam barındırması bu durumu güzelleştiriyor. Kitaptaki ruh emicilerin Rowling'in annesinin ölümünden sonra ortaya çıkışı, Nicholas Flamel'in sadece seriye ait değil ilgili olan kısmıyla aslında gerçekte de yaşamış bir insan oluşu, serinin iki kitabı sonrası acile giden çocuk sayısında düşüş olması, Salazar Slytherin adını aslında Portekizli diktatör Oliveira'dan alması,daha birçok tarihi ve mitolojik referanslar,büyü ve karakter isimleri... O sıradan bir kurgu değil. Buraya yazıp bitiremeyeceğim kadar çok bilgi barındırıyor. Bu fantastik edebiyatın içine şu ana kadar herkesin basit sandığı ama aslında o kadar da basit olmayan birçok gerçekliğin sığdırıldığı aşikâr. Her şeyiyle mükemmel olan bu seriyi okumak bizden bir şey götürmüyor bize çok şey katıyor. Fedakârlık, arkadaşlık, dostluk, masum çocukluk, büyüdükçe asileşen nefis, hırs, kaybolmuşluk gibi bir sürü duygu, bir sürü düşünce. Hadi Potterheadler olarak hepimiz bu kitapları okumaya ve okurken bilinmeyen gerçekleri keşfetmeye yüksek sesle " revelio" diyerek başlayalım! Sevgi Yetgin
Harry Potter ve Sırlar Odası
Okuyacaklarıma Ekle
12
Sevgi Yetgin
Patasana'yı inceledi.
400 syf.
·
6/10 puan
Zalim bir krallığa karşı cesaretini eksik etmeyen Patasana anısına
Ahmet Ümit'le tanıştığım zaman bu romanıyla başlasaydım belki bir ön yargım oluşabilirdi. Kitapta ele alınan konuların birbirinden farklı ve bir o kadar çok olması işin aslı romanı biraz basmakalıp kılmış. Eğer bir veya iki konu üzerinden ele alınan bir roman olsaydı kurgusu bu kadar sığ kalmazdı ve okuyucuyu daha çok içine çekebilirdi. Esasında yazarımızın ilk romanlarından biri olması yine de onu bu romanı işleyişinde başarılı kılmıyor değil. Kitabı okurken kendimizi yaklaşık üç bin yıl önce Antik Hitit kentinde Patasana adlı karakterimizin yazdığı tabletleri okurken buluyoruz. Ardından bu tabletleri gün yüzüne çıkaran bir arkeoloji ekibinin bulunduğu bölgede bir kısım cinayetlere şahit olduklarını bizler de görüyor ve konu hakkında meraklanıyoruz. Üç bin yıl öncesi zalim bir krallık, Osmanlının son dönemleri, Ermeniler, 2000'li yıllarda gündeme yansıyan terör olayları, günümüz Türkiyesi ve asırlardır bu topraklarda değişmeyen tek yazgı: toprak aşkı, aşk ve sevgi, şiddet ve akan kardeş kanı... Kitabın sevmediğim yönünü zaten belirtmiştim. Bu kadar derin konuların bir kurguda sığ kalması, gerçek olayların kurguyu küçültmesi ve anlatımda konu kopukluklarının olması biraz üzdü fakat bu topraklarda var olmuş ya da hiçbir zaman olmamış, kıyıda köşede kalan cesaretli bir ruhun bu güzel kurguda yaşıyor oluşu, tarihte bir yerlerde unutulmaya yüz tutmuş toplumların ve insanlarının güzelliklerini fark edebilmiş kişileri bizlere hatırlatan Ahmet Ümit'e gönül borcumu bahtiyar bir şekilde sunuyorum. En nihayetinde ülkem coğrafyasından yola çıkarak muvaffak bir şekilde kurgulanmış güzellikleri okumam bu kitabın okunmaya değer olduğunu düşündürüyor. Sevgi Yetgin
Patasana
8.4/10
· 15,6bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
6