• Kitaplar üzerine:

    Kitap,',sadece boş zaman değerlendirme aracı değildir. Çok daha önemli bir işlevi vardır: Düşündürür!
    Yaşamın içinden örnekle, bir yazar alıntısı ile ifade edecek olursam : “Eğer altıncı yaşlarının sonuna doğru, tüm ülkelerdeki, tüm çocukların kütüphanelerde yaşayarak hemen hemen ozmos (geçişme) yoluyla öğrenmelerini sağlarsak, işte o zaman, uyuşturucu, sokak çeteleri, tecavüz ve cinayet rakamlarınız sıfıra yaklaşacaktır. ”Ray Bradbury, Fahrenheit 451 kitabından aldığım örnekle sanırım salt düşündürmediğini somut eylemler hedeflediğini ve yapabildiğini gözlemleyeceksiniz.

    Romanlar, öyküler, masallar, gezi ve şiir kitapları, anılar, Bu kitaplar kolay okunur. Dinlendirir, düşündürür, duygulandırır. Okura ilk etapta tavsiye edebileceğim, önereceğim sıralamadır. Profesyonel okuyucu değilse ve kafasında henüz ne okuyacağı yoksa sıralamam genelde bu şekilde oluyor.
    Eğer okumayı sevdireceksek bu çocukluk çağında başlamalı.
    Okuma alışkanlığı, ailede başlarsa asla okumayı bırakmayacağı ve sürekli okur pozisyonun da olacağı kaçınılmazdır.
    Kitaplar öyle bir bellek ki, yazıldıktan sonra asla değiştirilemiyor ve seneler geçse de öylece okurunu bekliyor.
    Okumanın bir de izan farkı vardır. Bir özdeyişle açıklamaya çalışırsam misal
    arı su içer bal akıtır, yılan su içer zehir akıtır. Kimisi Kafka’nın “Değişim” kitabından sadece böcek olmayı ve iğrençliği, öğrenir öyle algılar Kimisi küçük burjuva yaşam tarzı hastalıklıdır ve dönüşüm böcekleşinceye kadar sürer diyerek toplumsal bir isyanı algılar. Salt okumak değil bilinçli okumak tercihimiz olmalıdır.
    Bir de hiç kitap okumadığı ile övünen cumhur başı örneğin var. Topluma sirayet eden cehalet onda bütünleşerek bu cümlesi ile ete kemiğe bürünmüştür. Çok önemlilerini danışmanları okuyup, RTE’ye aktarıyorlarmış, herkesin danışmanı olmadığına göre, çok önemli veya önemsiz diye nasıl ayrıştıracaklar? Çok veciz içerikli yazı oldu ama dayanamadım yukarıda bahsedilenlere göre çok müthiş bir önerme var aklıma geldi yazmadan geçemeyeceğim:
    ''Ey insan, oku beni. Oku ki içimdeki karanlıklar aydınlansın. Ben okundukça kitap, sen okudukça insansin.''
    Gelecek hafta ülkemizdeki ismi “Çocuk Kitapları Haftası” dünya da ise “Kitap Haftası” olarak geçiyor. Amerikan İzcileri Kitaplık Yöneticileri ilk kez 1917 yılında bir kitap haftası düzenlemeyi önerdiler. Aydınlar, yazarlar, yayıncılar önerinin benimsenmesi için çalıştılar. Bu çalışmalar sonucu Kasım ayının ikinci haftası dünyanın birçok uygar ülkesinde Kitap Haftası olarak kabul edildi. Bu hafta, daha sonra bizde de Çocuk Kitapları Haftası olarak kutlanmaya başlandı. Bu hafta içinde ve sonrasında hediye kitaplar verelim, bu kitaplar üzerine konuşalım. Sevdiğimizle aynı kitabı okuyup üzerine konuşalım, algı farkımızın farkına varalım.farkımız bilincimiz olsun.
    Dostlukla, sevgiyle, kitapla kalın.

    Gürbüz Deniz
  • Öncelikle belirtmeliyim ki ben kitabı orijinal dilinde okudum ve gayet kolay anlaşılır bir dille yazılmış olduğunu söyleyebilirim. Pratik yapmak isteyenler kendilerini deneyebilirler. Bu nedenle çevirisinin nasıl olduğu hakkında bir fikrim yok.

    Kitabımız kurgu bir evrende geçiyor ve türü fantastik. Uzun yıllar önce insanların ve perilerin dünyası yaşanan büyük savaş sonrasında duvar denilen bir bariyerle ayrılmıştır. Perilerin varlığı unutulmuş ve hikayelerde kalmıştır. Hikayemiz bu görünmez barikata yakın bir yerleşim yerinde, iki ablası ve sakat babalarıyla bir kulübede yaşayan Feyre ile tanışmamızla başlıyor. Sert kış koşullarına rağmen evin en küçüğü olan Feyre hayatta kalabilmeleri için avlanmaya çıkmaktadır. Bir zamanlar zengin olan ailesi talihsizlikler eseri tüm varlığını kaybetmiştir ancak ablaları bu durumun farkında değilmişçesine bencil yaşamlarını sürdürmekte, Feyre’nin fedakarlıklarını görmezden gelmektedirler. Bir gün av bulabilmek için ormanın iç kısımlarına ilerlemek zorunda kalan Feyre iri beyaz bir kurtla karşılaşır ve onu öldürür. Ancak öldürdüğü kurt değil, görünmez duvarda açılmış zayıf bir noktadan gizlice insanların dünyasına geçmiş peri ırkından birisidir. İşlediği cinayet ölen perinin arkadaşlarının gazabını genç kadının üzerine çeker ve isteği dışında periler diyarına götürülmesine neden olur.

    Kitabın dili oldukça akıcı. Karakterlerin her biri birbirinden canlı. Masalsı hikayeler okumaktan hoşlanıyorsanız kesinlikle kaçırmamanızı tavsiye ederim. İkinci ve üçüncü kitapları okumuş biri olarak yazarın sizleri ilerleyen kitaplarda tahmin etmediğiniz bir yöne sürükleyeceğini söyleyebilirim. Ben ikinci ve üçüncü bölümde biraz hissettiğim tekrarlardan sıkılır gibi olduysam da sırf yan karakterlerin başlarına ne geleceğini merakımdan onlar hakkında daha fazlasını okuyabilmek için sabırsızlıkla aldım.

    Keyifle okuyacağınıza inanıyorum. Sevgiyle kalın :)
  • Yazarın okuduğum ikinci kitabı Einstein'in Düşleri. Algan Sezgintüredi çevirisiyle epub olarak okudum. Tek solukta okunacak kadar kısa ve sürükleyici. Böyle dediğime bakmayın. Her hangi bir öykü kitabı okuyormuş gibi olmuyorsunuz. En azından benim düşüncem bu.
    Yazarın daha önce okuduğum Bay Tanrı kitabını oldukça beğenmiş ve kitaptan etkilenmiştim. Sonra öğrendim ki Einstein'in Düşleri kitabını önce yazmış. Kendimce "Bay Tanrı'yı demek ki daha da olgunlaştıktan sonra yazmış, bu kitaptan fazla beklentiye girmeden okuyayım bari." dedim ve kitaba adını veren yüzyılın büyük zekası Einstein'in dediği gibi "Önyargıları yıkmak atomu parçalamaktan daha zordur." sözü geçerliliğini tekrar kanıtlamış oldu.

    Kitaba gelirsek; çeviri olarak olabildiğince iyiydi. Epub olarak okumama rağmen yazım yanlışı vb. hatalar da yoktu. (Bunu belirtiyorum çünkü bazı epublarda gözü yoracak kadar hatalar oluyor ve epub olarak okuyacak olanlar için rahatlatıcı bir bilgi diye düşünüyorum.) Dili kolayca anlaşılabiliyor. Ayrıca yazarın anlatımı ve kitabın az sayfa olmasıyla tek solukta okunabilmesini sağlıyor. Elbette okuyup köşeye bırakılacak kitaplardan değil. İçerisinde zamanın farklı hallerini anlattığı birçok durum söz konusu. Zamanın bülbül olduğu, zamanın olmadığı, tek boyutlu olduğu, geleceğin olmadığı, geçmişin olmadığı ve birkaç farklı şekli daha. Zamanın farklı hallerini uzun uzun olmasa da anlaşılabilecek kadar uzunlukta anlatmış. Ben okurken bu bölüm bölüm betimlemeleri sanki bir film senaryosu taslağıymış veya bir romana başlarken hazırlanan ana hatlarmış gibi okudum. Çünkü bana göre zamanın bu farklı hallerini anlattığı her bölüm kendi başına bir roman ya da film olabilecek kalite ve özgünlükte.

    Elbette edebi olduğu kadar yazarın fizikçi kimliği de kitapta olması betimlemeleri daha etkileyici kılıyor. Bilim kurgudan ziyade teori gözüyle okunmasını sağlıyor (parantez açarak tamamen şahsi fikrim olduğunu yine belirtmeliyim sanırım).

    Son olarak kitabın ismi Einstein'in Düşleri. Einstein hakkında yazılmış, onu anlatan bir kitap olarak okumaya başlayacak olanlar hayal kırıklığına uğrayacaktır. Burada 'spoiler' veriyormuş gibi görünebilirim ama okuyunca bu amaçla demediğim anlaşılacaktır.

    Özetle; zaman üzerine zihni açan, okurken sıkmayan, betimlemeleri devam ettirme hissi uyandıran, akıcı ve bir o kadar öğretici bu kitap yaratıcı yazma ve düşünme derslerinde kullanılabilecek kalitede olduğunu söylersek sanırım abartmış olmayız.

    Kitap ve özellikle sevgiyle kalın.
  • Sırılsıklamdı saçları.. Hoş, umrumda da değildi, bahçeye indi ve hasır dokumalı iki sandalyenin arasına sıkıştırdı kendini içindekileri ezmek ister gibi. Ayrılalı kaç gün olmuştu, bilmiyordu. Daha doğrusu bilmek istemiyordu... Korkuyordu saymaya... Günler gittikçe artıyordu... Binlerce kez iyi ki dememişlerdi sanki birbirlerine. Sanki onu hiç sarıp sarmalamamıştı bu beden... Hiç şeker portakalı diye sevmemişti sanki kadınını. gitti. Herşeyi alıp gitti. Vazgeçmekten başka bir seçenek varmıydı?

    Acı mı aşk? Birkez olacağına inandığımızdan mı bu yanılmışlığımız? Günlerce yatıp transa geçip hiçbirşey yapmadan durmak. Etrafa mal mal bakmak. Günde 84648466494664949856 kez terkettiği halde dön diye yalvarmak. Kimsenin sizi anlamadığını düşünmek. Akılda kurup kurup Kıskançlık krizine girmek. Benciliz. En muhteşem organımızı böylesine heba ettiğimiz için benciliz. Dünyadaki acılarla dertlenemediğimiz, açın halinden, yaşlıların dilinden, yetimlerin kalplerinde minnak bir yer kaplayamadığımız, ırk din ayrımı yaparak işkence ettiğimiz için benciliz. Dünya daki en büyük aşkı biz yaşamadık, yaşamayacağızda. Öyle bir şey yok çünkü. Kendinize işkence etmeyin, gerçeğe dönün, sevgiyle kalın 🌹
  • Merhaba arkadaşlar :))
    14 Ekim 2017 bir sevdânın peşine takılmış, sitenize gelmiş :))
    Ne sevdâsı olabilir acaba, okuma sevdâsı olabilir mi?.. :))
    Sitenize gelmiş ve sitenizin sâkinlerinin içine dâhil olmuşum. :))
    Kendi adıma mutluyum elhamdülillah. :))
    Güzel insanlar tanıdım, güzel arkadaşlarım oldu şükür. :))
    Her yaş grubundan, farklı fikirlerden, değişik kavrayışlardan bir gökkuşağım oldu... :))
    Sizleri seviyorum arkadaşlarım, Allah'da Sevsin sizleri, ferahlık ve tüm güzellikleri Versin yüreklerinize-ömürlerinize-kaderlerinize... Âmin. :))
    Yolu sevgiden geçen, düşmanlıklarını 'gömmeye-temizlemeye' çalışan, hasetten-fesattan-kinden-nefretten 'beslenmeyen-uzak durmaya çalışan' tüm güzel yürekliler arkadaşımdır! :)) Hattâ nefretten beslenen arkadaşlarım için de üzülüyorum, Rabbimizin içlerini, içlerinde onları bu kadar hırçınlaştıran yaralarını İyileştirmesini, kalplerini ömürlerini sevgiyle, güzelliklerle temizlemesini, onların da saâdeti bulmalarını diliyorum Rabbimizden... İnşallah! :))

    Sevgiyle kalın, mutlulukla :)) Muhabbetle arkadaşlar :))

    https://www.youtube.com/watch?v=90pPrXaHMSY
  • Eski başka, eskimiş başkadır.
    Nice eskiler vardır ki, hiç eskimez.
    (Peyami Safa)

    Boşuna şarkı bestelenmemiş "Eski dostlar, eski dostlar" diye. O zaman tüm dostlara mutlu bir pazar günü geçirmelerini temenni ederim.
    Sevgiyle kalın..
  • Kozmos Evrenin Ve Yaşamın Sırları bana herhangi bir sır vermeedi belki yaşama dair ancak çok kıymetli bilgiler edindim. Kitabınn büyük bir bölümünün bilimin tarihi ile ilgili olduğunu söyleyebilirim. Duymadığım ama özellikle astronomi konusunda bilime çok fayda sağlamış isimler öğrendim.
    açıkcası kitabın daha çok uzay bilim ile alakalı olacağını bekliyordum ama dediğim gibi bilimin tarihi, geçmiş zamanlar ve astronomik anlamda yazıldığı yıl itibariyle yaptıklarımızdan bahsediyordu. Bilimsel anlamda değerlendirmek gerekirse güncel değil ancak 20-30 yılda astronomik anlamda büyük bir çağ da atlamadığımız düşünülürse bu okumamızı çok etkilemiyor bence.
    Genel bir bakış itibariyle tavsiye edeceğim bir kitap oldu benim için.
    Sevgiyle kalın.