Sevgi YT

Sevgi YT
 “Happiness can be found, even in the darkest of times, if one only remembers to turn on the light.”
Anadolu Üniversitesi~ İngilizce Öğretmeni
Lisans
143 okur puanı
Eylül 2021 tarihinde katıldı
Doğup büyüdüğümüz ailede “favori çocuk” yoktur demek isteriz. Buradaki mantıksal bağlantı şudur: Ebeveyn, kendine itiraf edemediği iç dünyasını çocuğunda gördüğünde aslında kendisiyle kavga eder; bu yüzden ona karşı daha tahammülsüz ve mesafeli olur. Çoğu ebeveyn için en zor çocuk, kendisine en çok benzeyen çocuktur. Bu çocuk; ebeveynin bastırdığı korkularını, sevmediği yönlerini ve iyileştiremediği yaralarını görünür kılar. Ebeveyn, kendisiyle yüzleşemediği her noktada çocuğa karşı daha eleştirel, daha mesafeli ve daha az toleranslı olabilir. Bu nedenle ebeveynleri en çok zorlayan, en az tolere edilen ya da “sorunlu” olarak etiketlenen çocuk; çoğu zaman ebeveynle en yoğun aynalanmanın yaşandığı çocuktur. Öte yandan, bize bu kadar benzemeyen, hatalarımızı hatırlatmayan veya huyumuza daha çok giden diğer çocuk, otomatik olarak gözümüzde "huzur veren, sorun çıkarmayan" çocuk olur. İşte toplumda "favori çocuk" dediğimiz şey, aslında en çok sevilen değil, anne babanın ruhunu en az yoran ve onlara kendi eksiklerini hatırlatmayan çocuktur. Yani favori çocuk aslında vardır. Bu olan iki durum bir suçlama değil; farkındalık çağrısıdır. Çünkü fark edilen, dönüştürülebilir. Kaynakça: Freud (1911) – Yansıtma savunma mekanizması Winnicott (1971) – Aynalama kavramı Kernberg (1975) – Yansıtmalı süreçler Fonagy ve ark. (2002) – Duygulanım düzenleme ve mentalizasyon
Psikoloji
İleti için teşekkürler. Ben de şunları söyleyebilirim: Favori çocuk, en yaralı olandır. Aile kurumu yaralı olanın çevresinde toplanır. Ebeveynler genelde kontrol edebildikleri evlatlarına daha meyillidirler. Jung, bir evladın üzerinde ki en büyük psikolojik yükün ebeveynlerinin "yaşayamadığı hayat" olduğunu söylüyor. Ebeveynler çocuklarını kendilerinin devamı olarak gördükleri için, kendi başaramadıkları görevleri evlatlarına yüklüyorlar. Evlat başarırsa da bu durumda kendilerini "eser sahibi" olarak gördükleri için tatmin yaşıyorlar. Aile kurumuna düşman değilim ama bir insanın ailesinden bilişsel olarak ne kadar uzaksa, hayatta da o kadar başarılı olacağına inanıyorum. Birey olmak için aileye karşı kendi varlığını koruyabilmek şarttır. Örneğin Freud'a göre kahraman denen kişi; "babasının karşısına erkekçe dikilen ve onu yenip zafer kazanandır" bu derece önemli mevzu.
Katılıyorum; ebeveynlerin yaşayamadığı hayatı çocuğa yüklemesi ciddi bir psikolojik yük. Ama mesele aileden kopmak değil, aileden ayrışabilmek. Freud’un “babayı yenmek” dediği şey de bence bu: beklentileri kader gibi kabul etmemek. Birey olmak, aileyi reddetmeden sınır koyabilmekle mümkün.
Her gün tekrar tekrar duyarsınız: 'Bu sizin kuşak çok memnuniyetsiz!' Bizim kuşak gerçekten mutsuz, memnuniyetsiz, hayal kırıklığı dolu. Peki neden ve nasıl? Hayattan neler bekliyoruz da
İnsan ve Duygular
Bu yorum görüntülenemiyor
Puan vermedi·126 syf.··
2021 92. kitabı
FARELER VE İNSANLAR John Steinbeck bu kitabı Gazap Üzümleri ile bir arada yazmıştır. Bakıldığında kitapta geçen tüm olaylar 1929  Dünya Ekonomik Bunalımı bir diğer adıyla Büyük Buhran dönemini çok
Fareler ve İnsanlarJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 2023211,3bin okunma
Ben de okudum ve yorumladım. #kitapseverlertakiplesiyor #dogavekitap #dogavekitapankara dogavekitap.wordpress.com/2022/04/13/fare...
Emeğinize sağlık, okudum :)
Wattpad'deki En Erkek Erkeği İçeren Kitap
1/10
·600 syf.··
2022 36. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2022 20:28
YouTube kitap kanalımda okumadan önce ölünmesi gereken Yabancı kitabını yorumladım: ytbe.one/jtUaG022XWM Bitmeyen toksik aşklar, tecavüz güzellemeleri, mutasyon geçirmiş bir erkeğin adeta
Edebiyat
Yabancı - ŞahmeranÖznur Yıldırım · Pegasus Yayınları · 20167,9bin okunma
"İçinde Bir Sen" adlı kitap da keza böyle yorumlanabilir. Ergenlik döneminde okuduğumda ister istemez özendiğim birçok bilinçsiz kısmı olmuştu. Şimdi şöyle bir yorumlamak gerekirse "Yabancı" ile aynı kategoriye giriyor diyebilirim. Kitap okumak elbet önemlidir ama iyi kitap okumak çok mühimdir. Yorumumu da böyle bitireyim. Yorumunuz için de ayrıca teşekkürler. Sonuna kadar söylemek istedikleriniz konusunda size katılıyorum :)
belki ilerleyen zamanlarda onu da okuyup yorumlarım belli mi olur. değerli yorumunuz için teşekkür ediyorum kitap önerim: - doğan cüceloğlu, içimizdeki biz
59. İsa bir başkasına, "Beni takip et!" dedi. Fakat adam, "İzin ver, babam ölene kadar bekleyeyim" dedi. 60. İsa da adama, "Bırak ölüleri, ölülerini kendileri gömsünler. Sen git Allah'ın Hükümranlığı'nı duyur" dedi.
İsa'nın ardından gitmek (Matta 8:19-22)
Din
Beşinci Anlaşma kitabının 104.sayfasından itibaren şu geçer: İsa adama gidip ""Beni takip et!" dedi. Fakat adam, "İzin ver, babam ölene kadar bekleyeyim" dedi. İsa da adama, "Bırak ölüleri, ölülerini kendileri gömsünler." der Hikayeyi anladınızsa, uyanık olmadıkça, ne olduğunuzun farkında olmadıkça "ölü" olacağınızı görmek zor değil. Siz hakikatsiniz; hayatsınız; sevgisiniz. Farkındalık. Farkındalığınızı yeniden kazanınca, yeniden doğarsınız. Hıristiyan geleneğinde, diriliş günü, İsa'nın ölüler aleminden dönüp dünyaya kutsallığını gösterdiği gündür. Bu yüzden buradasınız: ölüler aleminden dönüp kendi kutsallığınızı ilan etmek için . Yanılsamalar dünyasından, yalanlar dünyasından dönüp kendi gerçekliğinize, sahiciliğinize dönmen in zamanıdır. Öğrenilen yalanlan unutup gerçek siz olmanın zamanıdır. Ve bunu yapabilmek için hayata yani hakikate geri dönmelisiniz.