Bir defa, yaşam ve mülkiyet neredeyse mutlak bir güvenliğe ulaşmış olmalıydı. Zengin varlık ve konforundan, emekçi ise yaşam ve işinden emin kılınmıştı. Şüphesiz oradaki o kusursuz dünyada çözülmemiş hiçbir işsizlik problemi, hiçbir toplumsal sorun kalmamış ve buny büyük bir sessizlik izlemişti.
...sonunda yerin üstünde, zevk, konfor ve güzellik yaşayan Sahip-olanlar ile yerin altında, sürekli bir biçimde işlerinin koşullarına uyum sağlamakta olan işçiler, yani Sahip-olmayanlar kalacak.
Herhalde, diye düşündüm, bu eğilim, sanayi gökyüzünde doğuştan kazandığı hakları yavaş yavaş kaybedene kadar artmıştı. Yani gittikçe daha derine inmiş, gitgide daha, daha büyük yeraltı fabrikaları kurularak, sanayi her gün artan bir zamanı aşağıda geçirmeye başlamıştı; ve sonunda! Şimdi bile Doğu asıllı bir işçi, dünyanın doğal yüzünden pratik anlamda koparıldığı, böylesi yapay koşullarda yaşamıyor mu?
...zaman içinde hareket edemeyeceğimizi söylerken yanılıyorsunuz. Örneğin, bir olayı çok keskin bir şekilde hatırlıyorsam onun meydana geldiği ana geri dönerim; dalgınlaşırım, sizin tabirinizle bir an için geriye zıplarım.