Agota Kristof' un, " Büyük Defter" kitabını okuduğumdan beridir bu kadar sürükleyici ve merak ettiğim bir kitap olmadı. Muhteşem bir okuma zevki yaşattı. Tüm gün işten eve gelip bu kitabı okuma fikriyle yanıp tutuştum. Hikayede özdeşleştigim kişi Lenu oldu. Lila'ya yer yer sinirlendim ve üzüldüm. Lenu'da beni etkileyen şey mükemmel bir karakter gelişiminin olması. Başlarda Lenu'nun dünyayı ve insanları algılayış şekli kendi yetersizliği üzerine kuruluyken zamanla bu yetersizliklerini aşarak kendi sesini bulabilen genç bir kadına dönüşüyor. Çocukluktan beridir ne yapsa geçemediği Lila'yı kitabın sonlarına doğru artık geride bırakıyor. Çünkü Lenu artık Napoli'nin dünyasına ait değil. O çılgınlar gibi okuyor, düşünüyor, tartışmak ve yazmak istiyor. Lenu artık " Şarkı dinlemek değil, şarkı söylemek istiyor".