Bir gün tanrı canından bir lokma koparıp bana uzattı. Can tanrının avucunda, onun gözleri benim yüzümde, yalvarmaklı. İsteksizce, ancak, kayra olsun diye cana uzandım. Ağzımın içinde duydum, yutağımda, midemde. Sonra, tanrı bir telaş içinde ‘ şimdi o orada sen de burada duracaksınız çünkü zeki kuşlar uçmazlar’ dedi. 
Ancak sürekli acı çekmiş insanların, acıya dayanmışların yüzleri böyle olur. Bir tepeden tırnağa acıya keser, bir ağız dolusu gülerler, ömürlerin de yanlarından acı geçmemiş gibi…
Bir umudu besleyecekk en ufak bir şey bile yokken duyulan hayal kırıklığının saçmalığı ile bu hayal kırıklığının son derece gerçek ve son derece acımasız yoğunluğu arasındaki mesafeyi ölçtüğünde, yalnızca olayların ve olguların hayatını yaşamaktan vazgeçmiş olduğunu anladı.