"...Şunu bilmelisin ki,hiç kimse bir başkasının düşünmesine, bir şeyi arzu etmesine ya da hayaller kurmasına engel olamaz.İnsanları hayvanlardan ayıran da işte bu düşünme,hayal etme özellikleri,düşünme yetileridir."
Peki bu kadınlar bu sorunla(nüfus artışı) nasıl başa çıktılar dersiniz?
İnsanların mütemadiyen birbirinin önüne geçmeye çalıştığı,kimisi geçici olarak da olsa yükselirken çoğunun altta ezilmeye mahkûm olduğu, fakirlerden ve yozlaşmış insanlardan ümitsiz bir alt tabakanın oluştuğu,insanların hiçbirinde gerçekten asil özellikler bulunmayan bir topluluğa dönüşmelerine sebep olacak "varoluş mücadelesi" ile DEĞİL.
Kendi zorluklarını aşabilmek için başkalarının topraklarını veya yiyeceklerini ele geçirebilmek için yağmacı seferlere çıkarak DEĞİL.
Kesinlikle DEĞİL.Bu kadınlar,bir kurul oluşturdular ve kafa kafaya verip düşündüler.Aydın düşünürlerdi bu kadınlar.
...
"Korkutucu bir yalnızlık anıydı bu. Rıhtımdakiler -sanırız beş yüz kişi- son geminin de gittiğini ve veba ile adada yalnız kaldıklarını derinden idrak ettiler.
...
Oysa Mayıs başına göre soğuk, ürpertici hatta korkutucu bir geceydi. Rüzgar boş evlerde ıslık sesleri çıkarıyordu ve havada çok belirgin bir keder ve felaket duygusu vardı."